Ruzen Atakan

1966 yılında Luricina’da dünyaya gelen Ruzen Atakan, hayallerini gerçeğe dönüştürmeyi başaranlardan.Gülsafa-Mustafa Kemal Atakan’ın 3 çocuğunun en büyüğü olan Ruzen, öğretmen olan babasının görevi dolayısıyla 1974 yılına kadar Luricina’da yaşar. Dışa dönük hareketli bir kız olan Ruzen, iyi arkadaşlıklar kuran bir çocuktur.

İlkokula Luricina’da başlayan Ruzen, 1974’te babasının Düzova’ya tayiniyle okul değiştirir. Okulunda, başarılı bir öğrenci olan Ruzen, evde yaratıcı bir özelliğe sahiptir. Ailesine ve arkadaşlarına sürekli sürprizler yapmayı, eğlenceler yaratmayı seven Ruzen, kendi özel dünyasını yaşamaktadır. Henüz ilkokul sıralarındayken dikkat çekici resimler yapmaya başlayan Ruzen, resimlerinde aşırı süslü, normal üstü figürler yaratır hep. Bu figürler aslında gelecekte oluşturacağı tarzının habercisidir.

Düzova’da tamamladığı ilkokulun ardından, orta eğitim için Lefkoşa Kız Lisesi’ne başlar Ruzen. Kız Lisesi olarak başladığı okulu bir süre sonra 20 Temmuz Lisesi’ne dönüştürülecektir. Okulda çalışkan bir öğrenci olan Ruzen, matematik ve fen derslerinde de oldukça başarılıdır. Ancak,sayısal derslerde başarılı olmasına karşın, Ruzen hep resimle ilgilidir.Kısıtlı maddi imkanlara sahip ailesinin faklı meslek yönlendirmelerine karşın, Ruzen’in aklı resimdedir hep.Derslerini çok sevmesine rağmen okulu pek sevemeyen Ruzen’in hayallerini kendi dünyasını yaratacağı, kendine özgürlüğü ve yaratıcılığı sunan resim süslemektedir.

1984 yılında lise eğitimini tamamlayan Ruzen Atakan, üniversite sınavlarının ardından Ankara Gazi Üniversitesi Resim Bölümü’nün özel yetenek sınavlarına katılır. Çizimde sınava katılan 3 bin öğrenci arasından 6. olan Ruzen resim eğitimi almaya başlar. Ruzen için resim, mutluluk ve özgürlük olur. Hayallerini süsleyen resimle, boyalarla, kalemlerle hayat bulan Ruzen Atakan, ilk eserlerini sergilemeye üniversite yıllarında başlar. Henüz öğrenciyken karma sergilere katılmaya başlayan Ruzen Atakan, kendi adına doğru kararı vermekten mutludur. Henüz üniversite öğrencisiyken gelecekte eşi olacak İbrahim Özejder’le tanışan Ruzen Atakan, İbrahim Özejder’le arkadaşlığını öğrencilik sonrasına da taşır.

1988 yılında üniversiteden mezun olan Ruzen Atakan, Kıbrıs’a dönmesinin ardından 1989 Şubat’ında resim öğretmeni olarak Vadili’ye atanır. Sorumluluk taşımayacağı, sadece resim yapabileceği bir gelecek hayal eden Ruzen Atakan, ülke şartları ve gelecek açısından öğretmenliğe mecburdur. Öğretmenliğinde hem dersleri, hem öğrencileri, hem de resimle ilgilenecek zamanlar yaratmayı başaran Ruzen Atakan, 1990 yılında öğrencilikten arkadaşı olan İbrahim Özejder’le evlenir. Yaşamına evliliği de katmasına rağmen, Ruzen Atakan’ın resim çalışmaları tüm hızıyla devam eder. 1991 yılında Fluxus Sanat Galeri’sinde ilk kişisel sergisini açan Ruzen Atakan, sanat çevrelerinden olumlu eleştiriler alır. Sergi açmanın farklı boyut olduğuna karar veren Ruzen Atakan, dönem dönem karma sergilere katılarak, üretimini topluma sunar. Daha sonraki yıllarda 2. kişisel sergisini açan Ruzen Atakan’ın figürleri insanlardır. Çocukluğunun aşırı süslü, normal ötesi, abartılı karakterleri Ruzen Atakan’ın sanatının merkezini oluşturur. Dikkat çekici kimlikler, rengarenk figürler Ruzen Atakan’ın resim dünyasını şekillendirir.

1995 yılında Güzel Sanatlar Lisesi’ne atanan Ruzen Atakan, meslek açısından en doğru noktaya varmıştır. Sanatın şekillendirildiği ve yönlendirildiği Güzel Sanatlar Lisesi, öğretmenliğin ötesinde mutluluk verir Ruzen Atakan’a. Resim çalışmalarını hergün artırarak sürdüren Ruzen Atakan, resmin maddi boyutunun değil manevi boyutunun peşindedir. İsveç,Avusturya,İngiltere ve Türkiye’de bir çok karma sergiye katılan ve yabancı ülkelerin sanat çalışmalarını izleme imkanına kavuşan Ruzen Atakan,sanatın dünya dili olduğuna dikkat çekiyor. Sınırlar açılmadan önce de, Güney Kıbrıs’ta karma sergilere katılma şansına sahip olan Ruzen Atakan, iki toplumlu ortak etkinliklerin aynı coğrafyada yaşamak zorunda olan Türk ve Rum toplumlarını yakınlaştırdığı görüşünde. Güney’de düzenlenen ortak etkinliklere katılmak ve Kıbrıs Türk resim sanatını tanıtmak gerektiğine inanan sanatçı, Kuzey’in de Güney’de olduğu gibi ortak etkinliklere ev sahipliği yapması gerektiğine inanıyor. Kıbrıs Türk kültürünün varlığını dünyaya tanıtmak gerektiğini vurgulayan sanatçı bir toplumun ancak kültürüyle varolabileceğine dikkat çekiyor.

Yakın zamanda, 3. kişisel sergisini açmaya hazırlanan Ruzen Atakan, yıllardır ürettiklerini toplumla paylaşma hazırlığında. Eserlerinin paylaşıldıkça değer bulacağına inanan sanatçı, üretimin toplumların varoluş nedeni olduğunu ifade ediyor. Kıbrıs Türk resminin varlığının barışa büyük katkısı olduğunu belirten Ruzen Atakan, yıllardır kapalı olan bir pencerenin açıldığını ve içeriye sızan gözkamaştırıcı bir ışığın bütün toplumu aydınlatmasına izin verilmesi gerektiğini vurguluyor.

Özgürlüğün,en yoğun duyguların ve sınır tanımayan hayallerin tuallerden yansıdığı resimlerle kendine özel bir dünya yaratan Ruzen Atakan,Kıbrıs Türk resim sanatının başarısını kanıtlamış genç fırçalarından biri.

Arabahmetin daracık sokaklarından birine açılan atölyesinde kendine bir dünya yaratmış Ruzen Atakan. Evinden çok atölyesinde yaşayan sanatçı, bazen saatler boyunca durmaksızın çalışmasına rağmen, bundan hiç gocunmuyor. Her fırça darbesinde yarattığı yeni figür,Ruzen Atakan için herşeyden daha anlamlı. Gökkuşağının tüm renklerinin fışkırdığı tualler, yaşamı yansıtıyor. İnsan merkezli çalışmaların tümünde bir renk cümbüşü hakim.

Arabahmetin Kıbrıs kokan evlerinden biri olan atölye, hem turistlerin hem de yabancı diplomatların uğrak yerlerinden biri. Çevrede yaşayan insanların da merakla gözlemlediği ve zaman zaman ziyaret ettiği atölye Ruzen Atakan için gerçek dünya.

Önce kağıtlardan yansıyan desenlerde can buluyor çizimler. Daha sonra, usta bir elden çıktığı belli olan figürlerle tuallere dökülüveriyor. Desenlerin siyah beyaz ruhundan sıyrılıp, birdenbire can buluyor, renkleniyor.Yıllardır süren bu resim macerasında modele ihtiyaç duymasa da, yine de modelle çalışmayı tercih ediyor Ruzen Atakan. Modelinden aldığı elektrikle, yakaladığı uyum, sonuç üzerinde inanılmaz etkili. Ruh birlikteliğini yakalayamadığı modelle iyi çalışamadığını ve eksik birşeylerin kaldığını söyleyen Ruzen Atakan, duyguların sanat üzerindeki etkisini özetleyiveriyor.

Çeşitli yurtdışı gezileriyle, sanatını sorgulama ve geliştirme imkanı bulan Ruzen Atakan, santçı dostlarıyla biraraya gelerek sanat sohbetleri yapmayı seviyor. Ürettiği her eserin, çocuğu gibi olduğunu anlatan Ruzen Atakan, zaman zaman, umut veren güzel renklerden arınıp, kızgınlığını da dile getiriyor. Daha karamsar, soğuk renklerle yansıttığı duygularına ait çok fazla çalışması olmasa da, son bir yıllık dönemi anlatan ilginç resimler de sanatçının eserleri arasında yer buluyor.

Her çizgide yaşamı gösteren, bazen mutlulukla mutsuzluğu bazen de umutla umutsuzluğu yanyana görebileceğiniz ama tümünde de insanı ve somut gerçekleri anlatan, hayatın renklerinden oluşan, küçük öyküler yaratıyor Ruzen Atakan.

Ana Sayfa