Gülgün Serdar

Kıbrıs Türk edebiyatının önde gelen isimlerinden olan Gülgün Serdar, 19 Haziran 1944 yılında,ailesinin 3. çocuğu olarak Lefkoşa’da dünyaya gelir. Lefkoşa’da ‘Bakılar’ diye bilinen eski bir aileden olan öğretmen Hatice Ahmet Refik ile yine öğretmen olan Konetralı ‘Hacı Mehmetler’ ailesinden, Ahmet Necati Bey’in, tek kızı olan Gülgün Necati, çok meraklı ve çok bilmiş bir kızdır. 2 erkek çocuktan sonra dünyaya gelen Gülgün,herkesi de idare edebilecek kadar beceriklidir.

Çok konuşan, hiç kimseden çekinmeyen Gülgün, çok kısa sürede ezberlediği şiirler ve piyeslerle de dikkat çeker. Öğretmen olan anne babasının yanında sürekli okul ortamında büyüyen Gülgün, güçlü ezber ve sahne hakimiyetine sahip bir çocuktur. Babasının görevi dolayısıyla 5 yaşına kadar Pergama’da büyüyen Gülgün, babasının Baf’a tayini ile birlikte, ilkokula Baf’ta başlar. 2. sınıfı da Baf’ta okuyan Gülgün, kendinden büyük ikiz ağbilerinin orta eğitimi için, annesi ve ağbileriyle birlikte Lefkoşa’ya gelir. Ailece yerleştikleri, Yenicami Mahallesi Atilla Sokak No:27 Gülgün Necati’nin hayatında önemli bir yer tutacaktır.

Çalışkan ve başarılı bir öğrenci olan Gülgün,sosyal faaliyetlerin de önde gelen elemanlarındandır.İlkokulu Ayasofya İlkokulu’nda tamamlayan Gülgün Necati, 1956’da Viktorya Türk Kız Lisesi’nde orta eğitimine başlar. Çalışkan ve titiz bir öğrenci olan Gülgün Necati, derslerindeki çalışkanlığı kadar edebiyata olan düşkünlüğü ve kaleminin güçlü yanı ile de dikkat çeker. Yazdığı güzel şiir ve yazılarla hemen farkedilen Gülgün, orta 2’de okulunu temsilen 29 Ekim 1957’de Ankara’ya gider.

Küçük yaşlardan itibaren mikrofonu seven ve sürekli sahnede olan Gülgün Necati, yazdığı güzel şiirlerle de ödüller kazanır. Münazaralar,piyesler ve törenlerde en güzel şiirleri okuyan Gülgün, tam bir edebiyat bağımlısı olarak yetişir. Okumaya ve yazmaya olan düşkünlüğü her geçen gün artan Gülgün Necati, üniversite eğitimi için edebiyatta karar kılar.Viktorya Kız Lisesi’nden mezun olan Gülgün Necati, 1962-63 döneminde İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü tercih ederek, üniversiteye başlar.

Öğretmenler açısından kendini her dönemde şanslı hisseden ve hep çok kaliteli öğretmenlerden eğitim alan Gülgün Necati,üniversitede de edebiyatta dönemlerinin en iyileri olan Prof. M. Kaplan, Prof. A.N.Tavlan, Prof. A.Karahan ve birçok başarılı hocayla çalışma imkanı bulur. Üniversiteye başladığı 1963 yılının Aralık ayında Kıbrıs’ta Türkler ve Rumlar arasında başlayan çatışmalar, Türkiye’de okuyan öğrenciler için kabus olur. Kıbrıs için düzenlenen mitingler,protestolar ve gösterilere katılan Gülgün Necati, olaylar dolayısıyla 1965 yılına kadar, zorunlu olarak İstanbul’da kalır. Kıbrıs’ın zor günlerini İstanbul’dan izleyen Gülgün Necati, mezuniyet tezi için 1571’den 1964’e Kıbrıs’ta Kahramanlık Şiiri konusunda araştırma yapar. Yıllar sonra kitap haline getireceği mezuniyet tezini başarıyla tamamlayan Gülgün Necati, 1966’da üniversiteden mezun olur.

Mezuniyetin ardından Kıbrıs’a dönen Gülgün Hanım, ilk olarak adı Lefkoşa Türk Kız Lisesi olarak değiştirilen, kendi mezun olduğu okula, edebiyat öğretmeni olarak atanır. Bu Gülgün Necati için gurur vericidir. Kız Lisesi’ndeki 2 yıllık görevin ardından Gülgün Necati, uzun yıllar görev yapacağı Ada’nın en güzel kasabalarından olan Lefke’ye atanır. Lefke, Gülgün Hanım’ın hayatında yeni bir sayfa açar. Gülgün Necati,13 Temmuz 1968’de, Lefke’de Serdarlar ailesinden, bankacı Necdet Münir Serdar ile evlenir. Nikah şahitliklerini Kıbrıs Türk toplumu lideri Dr. Fazıl Küçük ile başbakan Osman Örek’in yaptığı bir törenle evlenen Gülgün Hanım ile Necdet Bey, Lefke’ye yerleşirler.

Gülgün Hanım,Lefke Gazi Lisesi’nde görev yaptığı dönemde, hem öğretmenliği hem de sosyal faaliyetlerini eksiksiz yürütür. Geçmişe duyduğu merakla sürekli araştıran Gülgün Serdar,geçmişi giysilerle anlattığı defileler de düzenler.Lefke’de öğretmenlikle birlikte pek çok dernekte de görev alan Gülgün Serdar, 70’li yıllardan itibaren yazın dünyasında da yer almaya başlar. Kıbrıs Türk edebiyatına olan ilgisi sonucunda, araştırmalara başlayan Gülgün Serdar, ilk makalesini 12 Aralık 1971’de Özker Yaşın’ın ‘Kin’ şiiri üzerine yayınlar. Kıbrıs Türk edebiyatının varlığına inanan ve bunu ortaya çıkarmak için bıkmadan çalışan ve araştırmacı bir kimliğe sahip olan Gülgün Serdar, sosyal etkinliklerin ve milli günlerin vazgeçilmez konuşmacısıdır aynı zamanda. 1974 Barış Harekatı’nda Lefke kasabasının esir düşmesi ile hem esareti hem de ardından özgürlüğü yaşayan Gülgün Serdar, duygularını ‘Ateş Çemberi’nde 28 Gün’ isimli makale ile dile getirir.

1 Mart 1976’da kızı Hidayet’i dünyaya getiren Gülgün Serdar,anneliğe de zaman yaratır.Kızı Hidayet 5 yaşına geldiğinde, Gülgün Hanım, eşinin Lefkoşa’ya tayini ile birlikte, kendi için de nakil isteyerek, 1981 yılında Sedat Simavi Endüstri Meslek Lisesi’nde göreve başlar. 2 yıllık görevin ardından, 1983’ten 91 yılına kadar da 20 Temmuz Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yapan Gülgün Serdar, binlerce öğrenci yetiştirir. Disiplini ve otoritesiyle dikkat çeken bir öğretmen olan Gülgün Hanım, anma gecelerinden defilelere, köfte günlerine kadar pek çok etkinliğin de yorulmayan neferidir. Güzel ve etkili konuşmaları her ortamda dikkat çeken Gülgün Serdar, sosyal faaliyetlerin içindedir hep. Kıbrıs Türk kadınının mücadelesini irdeleyen çalışmalarıyla da dikkat çeken Gülgün Serdar, Kıbrıs Türk kadın hareketinin içinde de yer alır.Kadınların da etkin rol aldığı çeşitli toplumsal olaylarda kendini hep mikrofon karşısında bulan Gülgün Serdar, 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanının hemen ardından düzenlenen mitingte yaptığı konuşmayla, yaşadığı coşkuyu hiç unutmaz.

92 yılında müfettiş olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nda çalışmaya başlayan Gülgün Serdar, 1995 yılında emekli olmaya karar verir. Tam 30 yıl hizmet verdiği eğitim sektöründen emekli olan Gülgün Serdar, aslında asla emekli olamayacağını bilmektedir.

Emekliliğin ardından Yakın Doğu Üniversitesi’nde Kıbrıs Türk Edebiyatı dersleri vermeye başlayan Gülgün Serdar, bilimsel çalışmalarına bu dönemde daha çok zaman ayırır. Görevli olarak pek çok toplantı, kurultay, konferans ve panelde yer alan Gülgün Serdar, jürilerde de görev alır. Kıbrıs Türk Edebiyatı ve Kıbrıs Türk kadın kimliği üzerinde sayısız çalışmaları olan Gülgün Serdar, 1999 yılında Türk Dünyasına Hizmet ödülüne değer görülüp, ödülünü zamanın Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in elinden alır. Çalışmanın ve üretmenin sonu olmadığını vurgulayan Gülgün Serdar, pek çok makale ve inceleme yazısına imza atmış.

Kıbrıs Türk Edebiyatı’nın en büyük savunucularından olan Gülgün Serdar, edebiyatın hakkını veren başarılı araştırmacı-yazarlarımızdan biri. Kıbrıs Türk edebiyatının ortaya çıkarılmasında önemli çalışmaları olan yazın dünyamızın başarılı kalemlerinden Gülgün Serdar, bugüne kadar toplam 4 kitaba imza atmış. Şiirden masala,öyküden destana kadar zengin bir yelpazede oluşan Kıbrıs Türk edebiyatının çalışmalarını gözler önüne seren Gülgün Serdar, tarihimiz için zengin bir kaynak oluşturmuş. 1571’den 1964’e Kıbrıs Türk Edebiyatı’nda Gazavetname-Destan-Efsane-Kahramanlık Şiiri, Kıbrıs Türk Edebiyatında Kaynak Eserler, Şairlerimiz Şiirlerimiz ve Kıbırs Türk Kadınlar Birliği isimli eserleriyle edebiyat dünyamıza yeni ivmeler katan Gülgün Serdar, kadın hareketinin tarihçesini de gözler önüne seriyor.

Yıllarca kadın örgütlerinde aktif olan Gülgün Serdar, Kıbrıs Türk Kadınlar Birliği’nin 50. yılı dolayısıyla yayınladığı kitapta, Kıbrıs Türk kadınının toplumsal mücadeleye verdiği katkıyı ve kadın hareketini anlatıyor. Kadının siyasette yer alabilmesi için kota uygulamasına ihtiyaç duyulduğunu anlatan Gülgün Serdar, kadının tam anlamıyla hak ettiği noktada bulunmadığına dikkat çekiyor.

Gülgün Serdar, yazın dünyasına adım attığı makaleleriyle her dönemi yansıtmış. Destanlardan kadın hareketine kadar pek çok konuyu ele alarak yayınladığı 19 makalesi olan Gülgün Serdar, özellikle Kıbrıs Türk şiiri üzerine oluşturduğu makaleleri ile şiirimizin varlığını ortaya koyuyor.

Dikkat çekici güzellikte şiirler okuyan ve konuşmalar yapan Gülgün Serdar’ın yaşamına göz attığımızda, onu, pek çok özel günün özel konuşmacısı hatibi olarak görürüz. Bu başarılarını sayısız ödül ve belgeyle taçlandıran Gülgün Serdar, bir eğitimci olarak resmen emekli olsa da aslında hiç bitmeyen bir çalışma azmine sahip. Master öğrencilerine yol göstererek, çeşitli çalışmalarını yürüterek geçirdiği zamanını fırsat buldukça yurt dışındada da değerlendiriyor. Tarihi ve kültürel açıdan pek çok ülkeyi gezen Gülgün Serdar, geçmişi gelececeğe yansıtmayı hedefleyen insanlardan biri. Toplumların geleceğinin geçmişleriyle bağlantılı olduğunu ifade eden Gülgün Serdar’ın en büyük hedefi, annesinin ve kendisinin biriktirdiği eserlerle, ülkemize bir Eğitim Müzesi kazandırmak. Yenicami Mahallesi Atilla Sokak No:27, adresli, çocukluğunu ve gençliğini yaşadığı, unutulmaz anılara sahip olduğu ana evini bir Eğitim Müzesi’ne çevirmeyi hedefleyen Gülgün Serdar, geçmişi yaşatmanın gelecek nesillere bir borç olduğu görüşünde.

Gülgün Serdar’ın yıllardır biriktirdiği fotoğraf koleksiyonu arasında, geçmişe, yaşanan unutulmaz hatıralara bir bakış, nostaljik bir gezi. Kenarı köşesi yıpransa da, geçmişin sisli görüntüleri arasında hayal meyal hatırlansa da, herkesin yüreğinde, bir hoş seda yaratan, bir gözyaşı damlasında tekrar yaşanan, unutulmaz siyah beyaz anılar.

Ana Sayfa