Ayhatun Ate
şin
Ayhatun
Ate
Geçimini, yap
ıcılık, mozaik dökümcülüğü yaparak sağlayan baba Mehmet Hüseyin ile terzilik yapan anne Fatma Hanım’dan Ayhatun’a geçer sanatçı genleri. Cıvıl cıvıl mutlu bir çocukluk geçiren Ayhatun, konuşmadan önce çizmeyi öğrenir. Meraklı ve araştırmacı bir çocuk olan Ayhatun, mahallenin ele avuca sığmaz ve muzip kızlarındandır.Ye
şilada Anaokulu’nda eğitime başlayan Ayhatun’un 3 ağabeyi,ablası ve anne-babasıyla, biraraya gelmesi sadece bir kez gerçekleşir. Eğitim ve yurtdışına göç, aileyi ayrı kılar. Selimiye ilkokulunda başlayan ve Atatürk ilkokulunda tamamlanan ilkokul eğitiminde, duvar kartpostallarını ve ilk resim denemesi olan ‘Fare kovalayan kedi’ isimli eserini yaratır. İlkokul 5. sınıfta tek başına erkek rolünde oynadığı monolog ile de sanatın ilk sinyallerini verir Ayhatun. Tiyatro,resim ve müzik üçgeninde, yıllarca süren bu tatlı rekabet, yıllar sonra kendine yol bulacaktır. Tatillerini geçirdikleri Aleminyo köyünde, yeğeni sanatçı Hasan Hüseyin’le mahallede açtıkları, deyim yerindeyse ilk sergilerinde, kurdukları orkestrayla sundukları müzik eşliğinde, kağıttan elbiseler, saplarla işlenmiş atletler ve resimler, köylünün ilgisini çeker. Kemal Gazi Bey’le sulu boyayı tanıyan Ayhatun Ateşin, ilk resim derslerini Aylin Örek ile Emel Samioğlu’ndan alır.K
ız Lisesi’nin çok yönlü öğrencilerinden olan Ayhatun, kendinde geliştirdiği en sistemli ‘oyun’ olarak tanımladığı izciliğe gönül verir bu dönemde. Önder ve lider vasıflarıyla hareket eden bir kimlik taşıyan Ayhatun, sosyal kimliğiyle dikkat çeker. Resim, müzik,izcilik üçgenibozulmadan devam eder.Tuvaller, f
ırçalar, yağlı boyalarla bir olan Ayhatun, ‘Fırına ekmek salan kadınlar’ konulu resim çalışmasıyla ilk ödülünü alır. Nurullah Berk’in ‘Resim Bilgisi’ adlı kitabı tutkusu haline gelir ve yaratıcı dünyası günden güne gelişir.Lise 2’de e
ğitim için 1 yıllığına ablasının yaşadığı Ankara’ya giden Ayhatun, çevresiyle kolay adaptasyon sağlayan, renkli bir kimliktir. Lisenin son yılında Lefkoşa Türk Lisesi’ne dönen Ayhatun, üniversite kaygısı yaşamadan tamamlar liseyi. Yaşamının en sistemli oyunu olan izciliğin en genç kadın liderleri noktasına da ulaşan Ayhatun Ateşin, ilklerin temsilcisi olmaya alışır.E
ğitime devam kararını veren Ayhatun Ateşin, yurtdışında bilgisayar programcılığı eğitimi almaya başlar. Bu arada, ‘Resimlerle Şiir’ isimli bir kitaba imza atan Ayhatun Ateşin, folklorla ilgili araştırma ve derlemelerini de yayınlatır. Ancak bilgisayar eğitimi sürerken, ilgisinin nükleer tıp konusuna kaydığını farkeden Ayhatun Ateşin, Ankara Hacettepe Üniversitesi’nde Atom Enerji Kurumu’na bağlı Nükleer Tıp Kursu’na devam etmeye karar verir. Bu dönemde Ankara İstanbul arasında mekik dokuyan, hem okuyup hem de çalışan Ayhatun Ateşin, izciliğini sürdürürken, Türk Folklor Kurumu’nda da araştırma çalışmalarını yürütür. 1983 yılında, Kıbrıs’ta sahnelenecek ‘Annem Niçin Miyavladı’ oyunu için Devlet Tiyatroları’ndan gelen davet üzerine, Ayhatun Ateşin, Ada’ya dönüş yapar.Gönlünün bir kenar
ında duran tiyatronun hayata geçtiği bu dönemde Ayhatun Ateşin, sözleşmeli olarak Devlet Tiyatroları’nda çalışmaya başlar. boyunca kesintisiz tiyatro yapan Ayhatun Ateşin, pek çok oyunda başrol oyuncusu olarak görev alır. ‘Bir Kadın’ Shirley Valentine isimli tek kişilik oyunla, tek kişilik tiyatronun ülkemizdeki öncüsü olan Ayhatun Ateşin, oyunculuk yanında organizatör ve yapımcı olarak tiyatro yanında TV dizileri ve filimleri de yaşamına katar. Özellikle tiyatroya ilginin çocuk yaşlarda başlandığı inancıyla bu konuda çalışmalar da yapan Ayhatun Ateşin, Eğitim Bakanlığı’yla birlikte en ücra köylere kadar çocuk tiyatrolarının sahnelenmesini organize eder. ‘İşgal Altında’ filminde koordinatörlük ve danışmanlık, ‘Kıbrıs Öyküleri’ isimli dizilerin yapımı ve sanat yönetmenliği ile TRT için çekilen ‘Uzaklara Yolculuk’ isimli İpek Yolu belgeselinde sanat yönetmenliği yapan Ayhatun Ateşin, sanatın tüm boyutlarına yaşamında yer verir. İpek Yolu’nda yaptığı eşsiz yolculukta, fotoğrafın yaşamın bir başka gerçekliği olduğunu keşfeder. Gördüklerini yazmak için taşıdığı müsvedde defteri gibi, makinesini hiç elinden düşürmez. Bu gizemli yolculukta karşılaştığı insan manzaraları, hayatı daha anlamlı kılar Ayhatun Ateşin için.Nükleer T
ıp teknisyeni olarak, 1996 yılından bu yana, Lefkoşa Devlet Hastanesi’nde, kendi deyimiyle ‘Beyaz Önlüklüleri’ oynayan Ayhatun Ateşin, bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme arzusuyla çamurla tanışır. İlk seramik dersini Ayniye İzil’den alan Ayhatun Ateşin, toprak ve ateşin büyüsü ve bilinmeyenliğinde yol almaya başlar. İlk kişisel seramik sergisini Ezelden Ebede Seramik adıyla açan sanatçı, İspanya, Fransa, Avusturya, Türkiye ve Brüksel’de karma sergilere katıldı.Ayhatun Ate
şin, sağlıkla sanatı buluşturduğu bir pul tasarımının, KKTC Posta Dairesi Sanat Eserleri pul serisinde yer alması ile sanat yaşamının en büyük ödülünü kazandığını vurgularken, kendi yaşamı için en büyük ödülü ise Ada ile Ege’nin doğuşunda bulur. Kendine meşakkati ve sabrı öğreten ikiz oğullarını ‘iki tanem’ olarak seven sanatçı, her sonun bir başlangıç olduğu düşüncesinde.Say
ılarla ve tarihlerle arası pek iyi olmayan sanatçı, sevginin gücüne inananlardan.’İnsan sevdiği ve istediği zaman, olmayacak hiçbirşey yoktur’ diyen Ayhatun Ateşin, su misali süren yaşamda, yolculuğuna güzel şeylerle devam edeceklerden....Toprak ve ate
şin büyülü dansının tutsaklarından Ayhatun Ateşin. Ellerin çamurla yeniden yarattığı bir dünya ve yeniden doğuşun ustası bir sanatçı. Yaşamını ve dünyayı seramikle ifade etme yolunu seçen Ayhatun Ateşin için seramik bir araç. Yaşayabilmek ve paylaşabilmek için seramiği tercih eden sanatçı, çamura her dokunuşta hem kendini hem yaşamı sorgulamış. Parmaklarla çamurun her ritmik hareketinde, yeni bir başlangıç yaratmış. İlk seramik hocası Ayniye İzil’in ardından Yugoslav Sanatçı Branka Uzun ve Londra’da Jill Crowly ile çalışan Ayhatun Ateşin, ‘Ateş Sanatı’, ‘Çamur ve Ateşin Dansı’, Topraktan Sözcükler’ ve en son ‘Suyun Yolculuğu’ ile yol açmış kendine. ‘Sergi bir nefeste okunan kitap olmalı’ diyen sanatçı, açılışlarda ve kapanışlarda, temayla uyuma özen gösteriyor. Yaratıcı ve özgün sergi organizasyonlarıyla dikkat çeken sanatçı, eserlerini yaratırken duyduğu heyecanı, tutkuyu ve tadı izleyicilerine de aktarıyor.Umuda bir yolculuk misali, mavinin en güzelini aktard
ığı ‘suyun yolculuğunda’, yaşananlarla bütünlenen yaşam, suyun yolculuğunu sürdürecek. Yavaş yavaş akmaya başlayan, gittikçe hızlanan ve öyküsünü yazmaya başlayan su Ayhatun Ateşin için, yeni başlangıçlara gebe. Tıpkı kendi atölyesi ile Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde sürdürdüğü eğitimcilik anlayışıyla, öğrencileriyle çamura yol verme öğretisinde olduğu gibi.Ö
ğrencilerinin eserlerinin sergilendiği, ‘Toprağı Sevgiledim’ isimli sergide, sevgilerini bir çanağa, bir biçime, bir forma ya da bir heykele dönüştüren öğrencilerine suyun yolculuğunda yer açmış Ayhatun Ateşin.1989 y
ılında eski bir konağın selamlık kısmında kendi atölyesini oluşturarak, çamura sınırsız zamanla dokunmayı hedefleyen sanatçı, çamurla dansın başlangıcının etkilenilen herhangi bir olayla olabileceğini anlatıyor. Sevgi,ayrılık ya da hüzün; yollar, duraklar ya da kayboluşlar. Bir renk, bir ses, bir dokunuş...Yaşamı anlamlı kılan herşey.