|
Ufuk Taneri |
![]() Profesör Dr. Ufuk Taneri, K ıbrıs Türkü’nün övünç kaynağı bir bilim kadını. Ama herşeyden önce çok iyi bir anne ve kendisi anneliği profesörlüğün bile üstünde tutuyor.Ufuk Taneri, 31 Ekim 1958 y ılında ikiz kardeşlerden biri olarak dünyaya gelir. Erkek olan ikizi ve kendilerinden oldukça büyük iki ağabeyle birlikte büyürler. Öğretmen anne Feriha Hanım ile Türk Radyosu Müdürü baba Subhi Rıza Bey, dört çocukları ile çok mutludurlar. Sürekli kitaplarla haşır neşir, kültürlü bir ortamda büyürler. Evin tek kızı olan Ufuk, sürekli gülen yüzü ve yardımseverliği ile bilinir. Baba Subhi Rıza Bey’in Bayrak Radyosu müdürlüğüne getirilmesi ile sohbetlerin konusunu hep radyo oluşturur.Mevlevi Tekkesi Sokakta bulunan geni ş bahçeli evlerinde çok mutludur Taneri ailesi. Öğretmen olan anne Feriha Hanım, okuldan arta kalan zamanlarında hep çocuklarının yanındadır. Okula Selimiye İlkokulu’nda başlayan Ufuk, ilk öğretmeni Şenay Hanım ile 3. sınıf hocası Naciye Hocanımın, okulu sevmesinde çok büyük rolü olduğunu anlatıyor. İlk 3 yılın ardından tam gün eğitim veren Köşklüçiftlik ilkokuluna geçer Ufuk. Çok hareketli yerinde duramayan bir kız olan Ufuk, okulda düzenlenen her faaliyetin içindedir. Bale ve koro çalışmalarına katılan Ufuk, kısacık boyuyla yüksek atlama sporunun da başarılı temsilcisidir. Evinde mutlu olmayı başaran neşe dolu bir kızdır Ufuk. İlkokulun ardından babasının isteği ile Kız Lisesi’nde eğitim görmeye başlar Ufuk. Mutlu ve başarılı bir öğrencilik geçiren Ufuk, ilkokul yıllarından itibaren bir ömür boyu sürecek güzel arkadaşlıklar kurar...........Ortaokul ve lise döneminde de her faaliyetin içindedir Ufuk. Tiyatro, koro, milli oyun ve sporla doludur ö ğrenciliği. Sınıf kaptanlıklarını kimseye bırakmaz. Lise sonda da okul kaptanı olur. Sosyal aktivitelerin tamamında yer almasına karşın derslerde ilgisini çeken ise matematik ve kimyadır Ufuk’un. Lise 1’e geldiğinde Alman Kültür’den aldığı bir burs ile ilk kez ada dışına çıkar ve Almanya’ya gider. Bu geziden sonra yurt dışı olayı çok ilgisini çeker Ufuk’un.Lise e ğitiminde sona yaklaştıkça tercihini belirler Ufuk. Çok sevdiği Anavatanı’nda matematik veya kimya okuyacaktır. Bu branşlara ilgi duymasının başta gelen sebepleri de öğretmenleridir. Kimya hocası Güniz Ali Rıza ile matematik hocaları Peyker Teyfik ve Şermin Kotak, meslek seçiminde etkili olurlar. 1976 yılında liseden birincilikle mezun olan Ufuk Taneri, tek tercihi olan Hacette Kimya Bölümü’nde okumak üzere Ankara’ya gider. Rumların adada yaşattığı sıkıntıların ardından Anavatan’da bulunmak sonsuz bir mutluluk verir Ufuk Taneri’ye. Ancak Türkiye’deki günleri umduğu kadar güzel gitmez. Öğrenci olaylarının yoğun bir şekilde yaşandığı bu günler eğitimine engel olur ve Ufuk Taneri, eğitimi için İngiltere’ye gitmeye karar verir. İngiliz Elçiliği’nin verdiği burs ile İngiltere Queen Elizabeth College’de matematik ve kimya eğitimi almaya başlar Ufuk.Keyif alarak okudu ğu bu bölümlerin ardından, 1980 yılından itibaren doktora ve doktora üstü çalışmalarını da Kuvantum Teori dalında Kings College Londra Üniversitesi’nde sürdürür Ufuk Taneri. Hayatına matematikle yön veren ve matematikle hayat bulan Ufuk Hanım, doktora çalışmalarını Kuvantum teorisi dalında yapan sayılı öğrencilerden olur. Doktora çalışmalarının en yoğun safhasında 27 Mart 1984’de oğlu Niyazi dünyaya gelir. Oğlunun doğumu ile başka bir boyuta geçer Ufuk Hanım. Çocuklara aşırı düşkün olan Ufuk Hanım, oğluna gözü gibi bakar.May ıs 1984’de Royal Albert Hall’de düzenlenen törenle Londra Üniversitesi’nden doktora ünvanını alan Ufuk Taneri, oğlu ve annesi ile birlikte Londra’da yeni bir hayata başlar. Anneliği herşeyin üstünde tutan Ufuk Taneri, akademik çalışmaları yanında, oğlunun eğitimine de büyük önem gösterir.1986 y ılında yıllarca uzak kaldığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden, ülkesinden bir teklif alır Ufuk Taneri. Ülkede kurulacak ilk üniversite olan Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin kuruluşuna katkı koyması istenmektedir.Ufuk Taneri, bu teklif kar şısında, oğlunun kendi ülkesinde, kendi kültürü ile büyümesinden yana tercih koyarak, Kuzey Kıbrıs’a döner ve DAÜ Kimya Bölüm Kurucu Başkanı olarak da görevine başlar. Yeni heyecanlarla, yeni coşkularla kimya laboratuvarını kurar Ufuk Taneri. Aynı dönemde DAÜ’nün Halkla İlişkiler ve Uluslararası ilişkiler Sorumluluğunu da yürüten Ufuk Hanım, DAÜ’ye bir kültür merkezi kazandırmak amacıyla Gazi Mağusa’daki Ay Yorgi Kserinos Kilisesi’ni restore etmeye başlıyor. 2.5 yıl süren zorlu çalışmaların sonunda Eski Eserler Dairesi önderliğinde yürütülen çalışmalar tamamlanır ve DAÜ bir kültür merkezine kavuşur. Aynı dönemde, Raif Rauf Denktaş Konferans serilerini düzenleyen Ufuk Taneri, üniversitenin ve ülkenin tanıtımına katkı koyar.Toplam 7 ki şi ile DAÜ’nün kuruluşuna katkı koyan Ufuk Taneri, tüm bu yoğunluğunun içerisinde oğlunu da hiç ihmal etmez. Niyazi’nin okula başlamasını ve her faaliyette yer alışını mutlulukla izler Ufuk Hanım.Takvimler 1989’u gösterdi ğinde Ufuk Taneri, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Doçent ünvanını alır. Hem bilimsel çalışmalarını yürütüp hem de oğluyla yakından ilgilenen Ufuk Hanım, Doçent olduktan sonra da görevine DAÜ’de devam eder.O ğlunun büyümesini adım adım takip eden Ufuk Hanım, 1993 yılında kendini geliştirmek ve uluslararası bir bilim kadını olmak için Kanada’ya gitmeye karar verir.Kanada’n ın dünyaca ünlü Waterloo Üniversitesi’nde görev alan Ufuk Taneri, oğlu ile birlikte Kanada’ya yerleşir. Her derdine her sevincine ortak olan oğlu ile birlikte bir yaşamı paylaşan Ufuk Hanım, oğlunun en iyi şekilde yetişmesi ve dünya kültürünü de tanımasını ister. İlkokulun 4 ve 5. sınıfını Kanada’da okuyan Niyazi, dünya kültürü ile tanışmış ve ingilizceyi de öğrenerek Kuzey Kıbrıs’a döner. Ufuk Taneri, oğlunun DAÜ koleji yıllarını, Okul Aile Birliği Başkanı olarak yakından takip eder. DAÜ’deki yeni görevi ise Matematik Bölümü’nde öğretim üyeliğidir. Çünkü Ufuk Hanım’ın Kanada’da bulunduğu yıllarda kurucusu olduğu kimya bölümü maddi yetersizlikler nedeniyle kapatılmıştır.Ufuk Han ım, yaşamını matematik ve kimyaya adayarak doğru yolu bulduğunu ifade ediyor. Başarılı bir bilim kadını olmak için de çok çalışmak gerektiğini vurgulayan Ufuk Hanım, bilimle uğraşan insanların araştırmacı, yenilikci ve dünyaya açık olması gerektiğini ifade ediyor. Matematiği, en büyük aşkı olarak tanımlayan Ufuk Taneri, 1997 yılında çalışmalarının karşılığını alarak Profesörlük ünvanına hak kazanır. 39 yaşında KKTC’nin en genç ve ilk bayan profesörü olan Prof. Dr. Ufuk Taneri, bilimi bir uygarlık misyonu olarak tanımlıyor. ..........Çal ışma disiplinini ailesinden ve özellikle babasından aldığını söyleyen Ufuk Hanım, çalışmanın başarıyı getirdiğini ve başarının sırrını oluşturduğunu ifade ediyor.Kanada’dan dönü şünün ardından 1995’den itibaren Matematik Bölümünde, Yüksek Lisans Komitesi Başkanlığını da yürüten Prof. Dr. Ufuk Taneri, 1998 yılında Londra ve Oxford’da ‘’Üniversitede Kalite’’ çalışmaları yapar. Oxford’da Kuvantum Teori Dalı’nda otorilerden olan Prof. Florence Sheung Tsun’un davetlisi olarak konferans verir. 1999 yılında DAÜ’de Rektör Danışmanı olarak da görev yapan Prof. Ufuk Taneri, bu görevi esnasında yaptığı kalite çalışmalarında hedeflediği başarıyı yakalayamadığını ifade ediyor.Asl ında iyi bir anne olmaktan daha güzel bir ödül yok diyen Ufuk Hanım, hayatta sadece oğlu için taviz verebileceğini vurguluyor. Şu anda Wisconsin Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği dalında eğitim gören Niyazi’nin çok bağımsız bir karaktere sahip olduğunu anlatan Ufuk Taneri, Niyazi’nin paylaşımı seven bir çocuk olduğunu bu nedenle, annesinin herşeyini paylaştığını ve çok iyi arkadaş olduklarını ifade ediyor. ...........Ülkemizde bilimsel çal ışmaların çok yeni olduğunu belirten Prof.Ufuk Taneri, yurt dışı temaslarla edinilen bilgi birikiminin Kuzey Kıbrıs’a aktarılabileceği düşüncesinde. Uluslararası alanda kendine bir yer edinmek için, yurt dışı temaslarına ve çalışmalarına çok önem veren Ufuk Hanım, bu çalışmaların sonucunda gelen ödülleri de gururla karşılıyor. Ufuk Hanım’ın bu yıl aldığı ödüller arasında en ilginç olanı Cambridge Üniversitesi’nden gelmiş. 2101’de açılmak üzere gömülen bir kapsülde biyografileri ve bilime yaptıkları katkıları yer alan 200 bilim insanı arasında olması ve bu kapsülün açılışına oğula ve toruna devredilecek bir davetiyenin olması Ufuk Hanım için, paha biçilmez.Ya şadığı tüm ülkeleri çok sevdiğini ve hemen adapte olduğunu anlatan Ufuk Hanım, çeşitli yurt dışı ziyaretleri ve DAÜ’de edindiği dostlarının hayatında ayrı bir yeri olduğunu vurguluyor.İnsanları çok seven ve sürekli çevresinde dostları ile yaşayan Ufuk Taneri, yakındaki dostları ile mümkün olduğunca görüştüğünü, uzaklarda olanlarla da e-mail’leştiğini anlatıyor. Program için bizlere ulaşan e-mailler arasında çok sevdiği yeğenleri Bahar, Cem, Suphi, Fehmi, Yasemin ve Ege, dostları arasından da Füsun Ertekün, Prof. Tibor İlles, Doç. Dr. Ping Zhang, Celia ve Ian Bell ile Gül-Togan Oral’ın duyguları sayfalardan taşmış. Ufuk Hanım’ın sevecen kişiliği ve dostluğu satırlara sığmamış..... ...Bo ş zamanı olmayan Prof. Ufuk Hanım, çok sevdiği seyahatleri bile çalışma gezileri ile birleştirmiş. Bilimsel çalışmalar, seminer ve konferanslar için yurt dışına çıkan Ufuk Taneri’nin ilk uğradığı yer kitapçılarla tarihi mekanlar. Fırsat buldukça tiyatro, opera ve sinema gibi kültürel faaliyetleri de takip etmeye çalıştığını ifade eden Ufuk Hanım, tatil için dahi zamanı olmadığını anlatıyor. Seyahatleri esnasında geliştirdiği fotoğrafçılık merakı ile güzel fotoğraf çalışmaları da yapan Ufuk Hanım’ın boş geçirdiği bir saniyesi bile yok.Aile sohbetlerine ve ili şkilerine çok önem veren Ufuk Taneri, oğlu Niyazi’nin sıcak bir aile ortamında yetişmesi için yeğenleri ve ailenin diğer bireyleri ile mümkün olduğunca birlikte olmasına uğraş vermiş. 80’li yıllardan itibaren kendileriyle birlikte yaşamaya başlayan annesinin, yaşamlarındaki yerinin hiçbir şekilde doldurulamayacağını da anlatan Ufuk Taneri, annesi ve kardeşlerine de çok düşkün. Oğluyla ilgili her olayda yeni bir el işine başlayan Ufuk Taneri, bunları tamamlaması yıllar sürse bile, böylesine anlamlı uğraşlarını sürdürüyor.Hayat ı boyunca kendi tercihleri doğrultusunda bir yaşamı şekillendiren Ufuk Taneri, en büyük hayallerinden biri olan kitap yazımını gerçekleştirmiş.Amerika’da henüz bas ım aşamasında olan, Fizik ve matematik doktora öğrencileri için Kuvantum Teori ve Uygulamaları üzerine hazırlanan kitabı, yabancı iki meslektaşı ile birlikte hazırlamış. Kuzey Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı desteği ile Bilimsel Araştırma Enstitüsü Kurma çalışmaları gerçekleştiren Prof. Ufuk Taneri, vizyonu ve misyonu çok iyi tanımlanmış olan bu enstitünün çalışmalarının tamamlandığını ve bir gün hak ettiği değeri göreceğine inandığını ifade ediyor.Gelecekteki en büyük hayallerinden olan daha çok kitap yazmay ı ve bilime daha çok katkı koymayı ise yaşamı boyunca sürdüreceğini anlatan Prof. Ufuk Taneri, bir dönem kalemiyle de topluma ışık tutmuş. Çeşitli gazetelere yazdığı yazılarla toplumu bilgilendiren Ufuk Taneri, şimdilerde zamansızlıktan şikayetçi.Yapt ığı işlerle ve aldığı ödüllerle, bilim dünyasına Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adını yazdıran Prof. Ufuk Taneri, yaşamını oğluna ve bilime adamış, başarılı bir bilim kadını. Kuzey Kıbrıs’ın gurur duyduğu kadınlardan olan Prof. Ufuk Taneri, yaşamın insanın kendi istekleri doğrultusunda şekillenmesi gerektiğini vurgulayarak, ‘’kendi isteklerinize göre yaşanmayınca, hayat yaşanmamıştır’’ diyor. |