Şermin Kotak

Ülkemiz eğitiminin temel taşlarından, bir ömür eğitime hizmet etmiş ve çalışma şevkini hiç kaybetmemiş bir isim. Şermin Kotak. Adı eğitimle özdeşleşmiş, eğitim sistemimize yaptığı katkılarla, adı unutulmayacak eğitimciler arasına yazılmış bir öğretmen Şermin Hanım. 2. Dünya Savaşı sonrasının yokluklar döneminde, 1939 Mayısında Mehmetçik köyünde doğar Şermin. Gümrük çalışanı baba İbrahim Derviş ile ev hanımı anne Zalihe Hanım’ın 2’si kız 2’si erkek 4 çocuğunun en büyüğüdür Şermin. Aradaki yaş farkı nedeniyle her dönemde kardeşlerinin ablası olan Şermin 1 yaşına geldiğinde aile, Gazimağusa’ya taşınır. Orta halli İbrahim Bey ailesi, savaş sonrasının sıkıntılarını uzun süre hisseder. Kıtlıklar içinde geçen çocukluğunda yaşanan zorlukları unutmaz küçük Şermin. İlkokul yaşına geldiğinde Gazi İlkokulu’nda eğitime başlar Şermin. Ancak ihtiyacı olan okul defterlerini alacak durumları yoktur. Çocuklarının eğitimine her zaman çok önem veren baba İbrahim Bey, kızının defterlerini ve okul çantasını kendi elleriyle yapar. İngiliz sömürge döneminin yaşandığı 40’lı yıllarda ilkokulda olan küçük Şermin, cesur öğretmenlerinin Türk kimliğinin unutulmaması için verdiği çabayı heyecanla izler. Sömürge yönetimi tarafından yasaklanan Türklükle ilgili herşeyi, minik öğrencilerine anlatmaya çalışan cesur öğretmenler, çabalarında başarılı olurlar. Şermin İbrahim, ilkokul sona geldiğinde, adını koymadan gerçekleştirdikleri 23 Nisan törenlerini hiç unutmaz.

Hırslı ve çalışkan bir öğrenci olan Şermin, her dönemde öğretmenlerinin takdirini kazanır. Çalışkanlığı yanında oldukça sosyal bir öğrenci de olan Şermin, bütün faaliyetlerin içindedir. Çocukluk yıllarının güzel arkadaşlıklarını yıllar sonrasına taşımayı başaran bir kişiliğe sahip olan Şermin İbrahim, mahallelerinde arkadaşlarıyla oynadığı oyunları da güzel anılar olarak anımsıyor.

Ortaokul mezunu baba İbrahim Bey’in çok modern görüşlü, aydın bir kişiliğe sahip olması annesinin de ailesine düşkünlüğü sonucunda, birbirine çok bağlı ve birbirini çok seven bir aile oluşur Şermin’in hayatında. Çocuklarının eğitimine büyük önem veren baba İbrahim Bey, hepsinin çok iyi eğitim almasını sağlayacaktır.

Şermin, ortaokul yaşına geldiğinde ailenin karşısına büyük bir sorun çıkar. Çünkü Gazimağusa’daki Lise’de sadece erkek öğrenciler eğitim alabilmektedir. Okumak için Lefkoşa’daki kız lisesine yatılı gelmek zorunda olan kızlar ve aileleri için bu büyük bir problem olur. Ailelerinden uzak, maddi problemlerin yaşandığı bu dönemde kızlar genellikle okumamayı tercih ediyordu. Ancak Şermin İbrahim, küçücük yaşına rağmen okumaya karar vermiş ve babasının da desteği ile bunun mücadelesini verme kararı almıştı. Şermin, kendi gibi okumayı seven birkaç kız arkadaşı ile birlikte, Lise’nin Müdürü Suphi Rıza Bey’e giderek, okula kayıt olmak istediklerini söylerler. Suphi Rıza Bey’in de desteği ile çeşitli yazılı başvurular sonucunda okula kayıt hakkı kazanır kızlar. Bir ilkin başarılmasına imza koyan Şermin ve arkadaşları çok mutludurlar. Erkek öğrencilerle birlikte sınava giren Şermin sınavı kazanarak, ortaokula kayıt hakkı kazanır.

Kutup Osman Türbesi yanındaki eski binada eğitim veren ortaokul, kalabalıklaşan öğrenci sayısı sonucunda yetersiz kalınca, dersler Türbe’nin girişinde yapılmaya başlanır. İmkansızlıklara rağmen, öğretmenlerinin fedakarca uğraşları hayatında yer eder Şermin’in. Bu dönemde sömürge yönetiminin idaresine girmeyi reddeden Namık Kemal Lisesi’ne sahip çıkan Türk yetkililer, okula yaptıkları destek yanında gönderdikleri Türk öğretmenlerle de eğitimi takviye ederler. Türklük bilincini hem öğrencilerine hem de topluma vermeye çalışan öğretmenler dersler yanında düzenledikleri çeşitli etkinliklerle de öğrencilerinin sosyal gelişimine katkı koyuyorlardı.

Tiyatro çalışmaları, şiir ve kompozisyon yarışmaları, dergi çıkarma gibi birçok faaliyete imza atan öğrenciler de kendi kimliklerine sahip çıkarak okullarını tamamlıyordu. Çok aktif ve başarılı bir öğrencilik geçiren Şermin, sömürge idaresinin baskısı altında yaşam hakkı kazanmaya çalışan Türk toplumunun bilinçli bir ferdi olarak büyür. Türk-Rum çatışmasının iyice belirginleştiği 50’li yılların yaşandığı bu dönemde İngiliz baskısı altında ezilen Türkler, kimlikleri ve özgürlükleri için başkaldırmaya hazırdırlar.

Liseden başarıyla mezun olan Şermin İbrahim yine babasının desteği ile üniversite eğitimi almaya karar verir. Türkiye’nin Kıbrıslı Türklere tanıdığı eğitim hakkından faydalanarak Ankara’ya giderek sınava girer Şermin Hanım, Lisedeki öğretmenlerinden de çok etkilenen Şermin İbrahim, öğretmen olmaya karar verir. 1957-58 döneminde girdiği sınavı kazanarak Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü’ne başlar Şermin.

Ankara’da ailesinden uzak çok farklı bir yaşam başlar Şermin için. Bu yeni bir yaşam biçimidir. Yurtta kalan Şermin, lisede amatörce yarattıkları tiyatroları ve çeşitli operaları izleme şansını yakalar. Ankara’nın sanat ortamından çok etkilenen Şermin İbrahim, tiyatroların daimi izleyicisi olur.

Kendi gibi Ankara’ya eğitime giden birçok okul arkadaşı olan Şermin, arkadaşları arasından İsmet Kotak’la olan ilişkisinin farklı bir boyut aldığını farkeder bir süre sonra. İlkokuldan itibaren tüm okul yaşamları birlikte geçen Şermin İbrahim ile İsmet Kotak için, bu arkadaşlık dönemi çok farklıdır. Önceleri ders çalışma ve birlikte vakit geçirme ile başlayan arkadaşlık kısa sürede özel bir ilişkiye dönüşür. Üniversite son sınıfta Şermin İbrahim ile İsmet Kotak, hayatlarını birleştirmeye karar vererek 1961’de nişanlanırlar.

Üniversite eğitiminin ardından adaya dönen Şermin Hanım, mezun olduğu Namık Kemal Lisesi’ne matematik öğretmeni olarak atanır. 60’lı yıllarda bölgenin en büyük lisesi olan Namık Kemal’de eski öğretmenleri ile birlikte okuldan tanıdığı öğrencilerin öğretmenleri olmak önceleri çok zor gelse de kısa sürede alışır Şermin Hanım. Bu arada Gazimağusa’da bir kooperatifte müdür olarak görev alan İsmet Kotak ile Şermin İbrahim, 7 Temmuz 1963 yılında evlenerek yeni bir hayata başlarlar. Balayının ardından yeniden okuluna dönen Şermin Hanım, mesleğinin ikinci yılında müdür muavinliği için teklif alır. Henüz çok genç bir öğretmen olan Şermin Hanım, biraz çekincede kalsa da teklifi kabul eder ve muavin olur.

Türklere yapılan saldırılan iyice arttığı bu dönemde, korkulu günler geçirmektedir Türk toplumu. Türkiye tarafından adada görevlendirilen öğretmenler de bu arada yerlerini genç Kıbrıslı öğretmenlere bırakarak Türkiye’ye dönmektedirler. Eski öğretmenlerinden devraldıkları görevi taşıma sırası genç Kıbrıslı öğretmenlere geçer. Diğer arkadaşları ile birlikte sorumlulukları iyice artan Şermin Hanım, hem öğretmenlik yapar hem de yeni başlayan askeri örgütlenme içindeTürk Mukavemet Teşkilatı’nda görev alarak yeminli mücahit olur.

Yeni düzenledikleri evlerini terketmek zorunda kaldıklarını anlatan Şermin Kotak, eşi İsmet Kotak’la birlikte kendilerini toplumsal mücadelenin tam ortasında bulduklarını ve tüm toplumla birlikte özgürlük savaşına giriştiklerini ifade ediyor.

Türk-Rum sınırının tam ortasında yeralan Namık Kemal Lisesi, 63 olaylarının başlaması ile birlikte kapanmak zorunda kalır. Erkek öğrencilerle öğretmenler mücahit olarak görev alırken bayan öğretmenler de çeşitli görevlerle topluma hizmet eder. Merkezden uzak ve çatışmalardan dolayı da kopuk olan Gazimağusa’da bu günlerde yeni bir çalışma başlatılır. Kıbrıs Türk Mücahidi’nin Sesi Bayrak Radyosu’nun ardından Gazimağusa’nın sesini duyuracak bir radyo çalışması başlatılır. Hem öğretmen hem mücahit olan Şermin Kotak, eşi ile birlikte bu çalışmalara katılır. Eski bataryalardan, evlerden getirilen teypler ve eski malzemelerden kurulan Canbulat Radyosu 10 Şubat 1964’te yayına başlar. Toplumsal mücadeleye katkı verecek programlar yayınlayan radyoda Şermin Hanım da kahramanlık programları ile mücadele coşkusunu yüksek tutmaya destek verir. Yaşamının en zor günlerini yaşayan Şermin Hanım, kendilerini yetiştiren hocalarından aldıkları eğitimle dayanışma fikrinin yayılmasına katkı koyar.

Çatışmaların yavaşladığı birkaç ayın ardından Şermin Hanım ve arkadaşları Bölge Komutanı Turgut Sökmen’le görüşerek, Lise’yi Gazi İlkokulu binasına taşıma kararı alırlar. Ancak küçük gelen okul binası nedeniyle okul idaresi sabah ve öğleden sonra olmak üzere ikili eğitim başlatır. Okulların kapalı olduğu ayların eksikliklerinin giderilmesi için hızlı bir çalışma temposuna giren öğretmenler zor günler geçirmektedir. Geceleri mücahitlik yapan öğrencilerinin gündüz de okula geldiklerini anlatan Şermin Kotak, maddi menfaatin olmadığı bu dönemin öğretmenlerinin çok fedakar olduklarını vurguluyor.

Silahların gölgesinde yaşanan bu günlerde tüm bölgelerin irtibatı kesik, okullar kapalı, zor günler yaşanmaktadır. Ancak tam bir Atatürk hayranı olan Şermin Hanım için bu zor dönemlerde, en büyük yol gösterici Atatürk’tür. Atatürk ilke ve inkılaplarını her dönemde öğrencilerine aşılayan Şermin Kotak, toplumsal mücadelenin kazanılmasında bu ilkelerin bir ışık olduğunu vurguluyor.

Merkezden kopuk olan bölgelerde bu dönemde Maarif Encümenleri kurulur. Gazimağusa Maarif Encümeni’nde görev alan Şermin Kotak, Birleşmiş Milletler eskortlarıyla köy köy dolaşarak, eğitimdeki problemleri kısmen gidererek okulların açılmasını sağladıklarını ifade ediyor. Zor koşullarda çalıştıklarını ancak mutlu olduklarını anlatan Şermin Hanım, yaşananların bugünlerle kıyas bile edilemeyeceğini vurguluyor.

Karışıklıklar, belirsizlikler içerisinde devam eden yaşamda, 10 Mart 1966’da ilk çocuğu Serhat’ı dünyaya getirir Şermin Hanım. Rum barikatlarını aşarak saatlerce süren yolculuğun ardından Lefkoşa’ya ulaşmayı ve çocuğunu doğurmayı başaran Şermin Kotak, Gazimağusa’ya bir hafta sonra döner. Baba İsmet Kotak, oğlunu doğumundan ancak 7 gün sonra görebilecektir. Şermin Hanım, çocuğuyla birlikte annesinin evine yerleşirken eşi İsmet Bey, elinde silah mevziye gider.

1969 yılına kadar Gazimağusa’da kalan Şermin Hanım, arkadaşlarıyla birlikte, halkın moralini yükseltmek için çeşitli sosyal etkinlikler düzenlerler. Oluşturulan bir sanatseverler grubu ile tiyatrolar sahneye konulur, şiir geceleri düzenlenir. Savaş ortamında kalan gençlerin bu etkinliklere ilgisi büyük olur.

Kotak ailesi, yeni kurulan Geçici Türk Yönetimi’nde görev alan İsmet Bey’in görevi dolayısıyla, 1969 yılında, yıllarca yaşadıkları Gazimağusa’dan ayrılarak Lefkoşa’ya yerleşir. Lefkoşa Türk Lisesi’nde görev aldığı birkaç ayın ardından Şermin Hanım, Lefkoşa Kız Lisesi’ne müdür muavini olarak atanır.

Kız Lisesi, Şermin Hanım için çok farklı bir çalışma alanı olur. Yarattığı başkaldırı sonucu eğitimini bile karma okullarda sürdürmeyi başaran Şermin Hanım, kendini tamamen kızlarla çevrili bir ortamda bulur. Önceleri ilginç bulduğu bu ortama zamanla alışır Şermin Kotak.

İkinci oğlu Tonguç’u 1969’da Lefkoşa’da dünyaya getiren Şermin Hanım’ın büyük oğlu Serhat da bu dönemde okula başlar. 2 çocukla birlikte çalışan bir anne konumuna gelen Şermin Hanım, düzenini kurmakta zorlanır. Yıllarca ev yaşamında annesinin yardımını alan Şermin Hanım, yeni yaşamına çabuk ayak uydurur. Öğretmenlik yaşamında kendisine büyük başarı sağlayan disiplin ve titizliği aile yaşamına da yansıtan Şermin Kotak, kısa sürede yeni ortama hakim olur. Kız Lisesi’nde çok başarılı ve değerli idarecilerle çalışan Şermin Hanım, Kız Lisesi’nin ilk dönemlerinde yetiştirdiği başarılı kızları mutlulukla hatırlıyor.

70’li dönemin ilk yıllarını sakin geçiren Kıbrıs adasında 1974’e gelindiğinde ortam iyice ısınır. Bu arada 3. çocuğuna hamile olan Şermin Hanım, 13 Temmuz 1974’de kızı Aslı’yı doğurur. Kızı 7 günlük olduğunda ise Kıbrıs’ta savaş patlak verir. Türk ordusunun adaya çıkarma yapması ile birlikte mevziye giden İsmet Bey, 3 çocukla Şermin Hanım’ı yalnız bırakmak zorunda kalır. Çocuklarıyla birlikte günlerce bodrumlarda kaldığını anlatan Şermin Kotak, yaşanılan tüm zorlukların kazanılan Barış Harekatı ile birlikte mutluluğa dönüştüğünü vurguluyor.

20 Temmuz Barış Harekatı sonrasında gelen özgür yaşamda daha mutludur artık Kıbrıs Türk halkı. Yeni kurulan devlet yapısı içinde Şermin Hanım’ın görevli olduğu Kız Lisesi, 20 Temmuz Lisesi adını alarak karma bir liseye dönüştürülür. Yeniden yapılanan devlette İskan ve Rehabilitasyon Bakanlığı’na getirilen İsmet Bey’in yanında Şermin Hanım’ın da yaşamı farklı bir şekil alır. Güneyden göçmen olan halkın yerleştirilmesi, sorunlarının çözümü ile uğraşan İsmet Bey’le birlikte Şermin Hanım da hem evde hem de okulda göçmenlere yardımcı olmaya çalışır. Güneyden akın akın Kuzeye gelen Türk halkının yerleştirilmesi için yoğun bir tempo yaşanırken Şermin Hanım, gelen öğrencilerin yeni okullarına alışmaları için çaba gösterir. Bu dönemde aldığı baş muavinlik görevinin ardından 20 Temmuz Lisesi’ne müdür olan Şermin Kotak, çok başarılı bir kadro ile güzel eserler yarattıklarını anlatıyor. Öğretmen arkadaşları ile arasında hayat boyu sürecek dostluklar da edinen Şermin Kotak, hep destek gördüğü arkadaşları sayesinde idareciliğinin hiç sorun olmadığını vurguluyor.

Müdür olduktan sonra yaşamında yeni bir sayfa açmaya karar veren Şermin Kotak, yıllarca hayalini kurduğu Fen Lisesi’nin temelini oluşturacak, fen sınıflarını oluşturur. Yılların deneyimli ve başarılı matematik hocası Şermin Kotak, Kuzey Kıbrıs’ın eğitim sistemine yeni bir ivme kazandırmıştır aslında. 20 Temmuz’a müdür olduğu ilk yıl okulu tam güne geçiren Şermin Hanım, fen ve lisan sınıflarını da oluşturarak bir ilke imza atar. Bu çalışmalar eğitim sisteminde çeşitli değişikliklere yol açar. Fen sınıflarına olan talep sonucunda öğrencilere bölgelere göre kayıt sistemi getirildi. Velilerden büyük destek gören fen lisesi eğitimi, Şermin Hanım’ın ilk öğrencileri son sınıfa geldiğinde lise noktasına getirilir ve Eğitim Bakanı Eşber Serakıncı döneminde Fen Lisesi açılır. Bu dönemde ayrıca veliler ve okul aile birliklerinin okullara katkı koyarak işbirliği sayesinde çalışmasına da öncü olan Şermin Kotak, okul aile birliklerinin Bakanlıkca tanınmasına önayak olur.

20 Temmuz’u eğitimde olduğu kadar sosyal alanda da en başarılı kılmak için uğraş veren Şermin Kotak, gelenekselleştirilen köfte günlerini bugün bile dilinden düşürmüyor.

Fen Lisesi hedefinin ardından Şermin Kotak, Eğitim Bakanlığı’ndan gelen idarecilik teklifi üzerine sırasıyla Orta Eğitim ve Yüksek Öğretim Müdürlüğü görevlerini yürütür. Ancak okul ortamında öğrencileriyle paylaştığı keyfi idarecilikte bulamayan Şermin Hanım, emekli olmaya karar verir. 31 yıllık eğitim hayatının ardından 1993 yılında emekliye ayrılır.

Emekliliğinin ilk gününde eşi ve çocukları tarafından evinde çiçeklerle karşılanan Şermin Hanım’ın gözleri yaşlıdır. Çünkü 31 yılını verdiği eğitim dünyasından ayrılması kolay değildir. Ancak Şermin Kotak kendini tamamen emekliye ayıracak bir yapıya sahip olmadığı için gelecekle ilgili farklı hedefleri vardır aslında. Emeklilik döneminde hayata geçireceği bir özel okul planı ile birlikte izin almak için Eğitim Bakanlığı’na başvurur. Ancak bu önerisine izin verilmez. Hayalleri yıkılsa da Şermin Hanım kendine yeni meşgaleler bulur. Çağımızın vazgeçilmez iletişim aracı bilgisayara merak saran Şermin Kotak, uzun süre bilgisayarla uğraşır. Bu dönemde bir özel okullar zincirinden gelen teklif üzerine Koordinatör olarak yeniden okula döner. 1.5 yıl boyunca yeniden öğrencilerle birlikte olan Şermin Hanım, daha sonra bu görevinden ayrılır.

Ancak Şermin Hanım’ın bu yeni emekliliği de oldukça kısa sürer. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın teklifi ile 2001 yılında Kamu Hizmeti Komisyonu’nun ikinci kadın üyesi olarak yeni bir göreve başlar. Devlet içerisindeki memur atamaları ve terfilerle ilgili kararları veren bağımsız bir organ durumundaki Kamu Hizmeti Komisyonu’nda özellikle eğitimle ilgili çalışmalardan çok keyif aldığını söyleyen Şermin Hanım, yeni işini severek yapıyor.

Yeni görevinde yeniden kendini ve yıllarını verdiği eğitimi bulan Şermin Kotak, eğitim sistemimizde yaşanan sınav furyasının yanlış olduğunu ve çocukları olumsuz ekilediğini vurguluyor. Çocukların sınavlra endekslenerek çocukluklarını dahi yaşayamadıklarını ifade eden Şermin Hanım, eğitimin devamlılık arzeden bir kurum olduğunu ve eğitim sistemi ile oynanmaması gerektiğini de belirtiyor.

Bağımsız bir kurum olan Kamu Hizmeti Komisyonu’nda tüm üyelerin çok titiz olduğunu ve tarafsızlıklarını muhafaza ederek çalıştıklarını ifade eden Şermin Kotak, emeklilik olayından uzak yeni heyecanlarla dolu.

Emekli sözcüğüne dahi çok uzak, çalışma şevkiyle dolu bir yapıya sahip olan Şermin Hanım, yine de eğitim yıllarının ardından evi ve ailesi ile daha çok ilgilendiğini itiraf ediyor. Özellikle evde eşinin, çocuklarının ve en yakınlarının sevdiği yemekleri pişirerek herkesi bir araya toplamayı çok sevdiğini anlatan Şermin Hanım, mutfakta da her yerde olduğu gibi oldukça planlı, programlı bir görüntü çiziyor.

Annesinin ölümünün ardından ailedeki abla olarak, tüm kardeşleriyle ilişkilerini artırarak sürdüren Şermin Hanım, şimdi ailesinin toparlayıcısı durumunda. Özellikle her bayram düzenlenen yemekli aile toplantılarını keyifle anlatıyor. Amerika’da yaşayan büyük oğlu Serhat ve İngiltere’de yaşamını sürdüren kızı Aslı’nın yokluğunu küçük oğlu Tonguç’la gidermeye çalışan Şermin Hanım, eşi İsmet Kotak’la herşeyi paylaşabilecek bir evlilik yaşamına sahip.

Eşiyle birlikte gerçekleştirdikleri yurt dışı gezilerinden büyük keyif aldıklarını ifade eden, Şermin Hanım, çocuklarını ve özellikle Amerika’daki torunu İsmet Kotak’ı görmek için yaptıkları Amerika ziyaretlerini heyecanla anlatıyor. Eşi ile birlikte, her dönemde sosyal yaşamın vazgeçilmez ikilisi olan Şermin Hanım, hareketsiz bir yaşamı asla düşünemiyor.

Tam bir kitap kurdu olan Şermin Hanım, yarattığı boş zamanlarında her tür kitabı okumaktan büyük haz alıyor. Gazetesiz ve kitapsız bir günü olmayan Şermin Hanım, bilgisayarda yaşanan sınırsız dünyanın da kendisi için çok önemli olduğunu söylüyor.

Çalışmadan geçen her saniyeyi kayıp addeden Şermin Kotak, başarının ancak çalışma ve azimle geleceğinin en güzel kanıtı. Öğretmenliğin karşılıksız ve sevgiyle yapıldığı takdirde başarıyı yakalayabileceğini vurgulayan Şermin Hanım, eğitim dünyasına ismini kazımış başarılı kadınlarımızdan....

 

Ana Sayfa