|
Semral Öztan |
![]() K ıbrıs Türk sanat dünyasında kendine yaşam alanı bulalı çok olmadı seramik. Seramik sanatçılarına bakarsanız bir elin parmaklarını geçmezler. Çamur ve ateşten yarattıkları gizemli bir dünyanın aktörleridir seramik sanatçıları. Semral Öztan da bu sanata gönül veren ve ustaca yarattığı eserleriyle, sanat dünyamızda bundan böyle adını sıkça duyacağımız bir isim. Semral Abdullah, 1 Ocak 1956 günü Küçük Kaymaklı’da dünyaya gelir. 3’ü kız 4 kardeşin ikincisi olan Semral, ablasının ikinci yaş gününde doğarak ailesine unutulmaz bir gün yaşatır. Aslen Sütlüce’li anne Safiye Niyazi, babasını kaybedince küçük yaşlarda Lefkoşa’ya yerleşir. 1953 yılında iş bulmak amacıyla Lefkoşa’ya gelen Stavrogonnolu Abdullah Öztan, Safiye Hanım’la tanışarak evlenir. Küçük Kaymaklı’ya yerleşen Öztan ailesi, 1960 yılına kadar 4 çocuklu kalabalık bir aile olur. Baba Abdullah Bey’in işi dolayısıyla 1962 yılında Lefke’ye yerleşen aile tam 12 yıl orda yaşar. İlkokula Lefke Küçükler İlkokulu’nda başlayan Semral, sessiz ve sakin bir çocuktur. Ancak derslerin dışında sanata olan yatkınlığı hocaları tarafından farkedilir. İlkokul 1’de sahnelenen bir tiyatro oyununda çizdiği tavşan resmini hiç unutmaz. 3. sınıfa geldiğinde Küçükler İlkokulu’ndan Büyükler İlkokulu’na geçer. Ve burda ömür boyu arkadaşlıkları sürecek Türkan’la tanışır Semral. İlkokuldan meslek yaşamına kadar yıllarca aynı yolda yürüdüğü arkadaşı, bugün artık kızkardeşi gibi yakın Semral Öztan’a.Sürekli annenin sözü geçer gibi görünse de baba egemen bir evde büyüyen Semral, çok yatk ın olduğu resim konusunda hep destek görür babasından. Anneannenin kendileri ile birlikte yaşadığı çocukluk dönemi, yaşamının en güzel yılları olur Semral’ın. Çok iyi anlaşan bir anne babaya sahip olan Semral, anneannenin kendilerini her zaman koruyan tavrını hiç unutmaz.Ortaokul ve liseyi Lefke Gazi Lisesi’nde okuyan Semral’in resme ilgisi hiç tükenmez. Ablas ı ile birlikte en sevdikleri faaliyetler olan sanat etkinliklerinde yer almaktan sonsuz keyif alırlar. Resim gibi müziğe de ilgisi olan Semral, müzik aleti alma şansı olmadığı için resimle ilgilenmeyi tercih eder. Okulda sahnelenen tiyatro oyunlarında da etkin görevler alan Semral, aynı zamanda iyi bir de sporcudur. Annesinin tüm karşı çıkmasına karşın resimden kopmaz Semral. O yıllarda geçerli bir meslek olarak kabul görmeyen resim sanatçılığını onaylamaz Safiye Hanım. Onun için resim sadece okulda görülen bir derstir.Annesinin itirazlar ına karşın okuldaki resim hocası Refik Saydam’ı örnek alan ve onun desteğini gören Semral, kararını daha lisedeyken verir. Vasat olan derslerine karşın resimde çok iyidir çünkü. Gizli gizli çizdiği resimler, hocalarından ve arkadaşlarından hep teşvik görür.1973 y ılında Gazi Lisesi’nin edebiyat bölümünden mezun olan Semral, üniversite sınavını kazanmasının ardından babası ile birlikte İstanbul’a gider. Kızının yeteneklerini gözönünde tutan baba Abdullah Bey, Semral’ı teşvik eder. İstanbul Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi’nde dekoratif sanatlar ve resim yetenek sınavlarına giren Semral, kalabalık bir katılımın olduğu sınavların ikisini de kazanır. Artık tüm korkularını geride bırakan Semral, babasının da desteğini alarak, isminden etkilendiği dekoratif sanatlar bölümünü seçer.Resimi çok sevmesine kar şın, resim ve dekoratif sanatlar hakkında hiç bilgi sahibi olmayan Semral, gördükleri karşısında hem mutlu hem de şaşkındır. Akademide derslerine devam ederken hocasının masası üzerinde gördüğü küçük seramik objeler, Semral’ın eğitimine ve geleceğine yön verir.Akademiye ayn ı dönemde 3 arkadaşı daha girer Semral Abdullah’ın. Semral, Akademi’de kendini çok farklı bir ortamda bulur. Ancak Kıbrıslı Türk olmanın avantajını da yaşayan Semral Abdullah, Türkiyeli arkadaşlarından büyük destek ve ilgi görür.Akademideki e ğitimi devam ederken Semral için yaşam da farklı bir boyut kazanmaya başlar. Kaldığı öğrenci yurdunda en yakın arkadaşlarından olan Füsun Korman, Semral’ı ağabeyi Bumin ile tanıştırır. İstanbul’da eğitim görmekte olan Bumin Korman ile Semral Öztan arasında özel bir arkadaşlık doğar. Öğrencilik yılları boyunca devam eden arkadaşlıkları, kısa sürede hayat arkadaşlığına dönecektir. Semral Akademi’de son sınıfa geldiğinde, babasını kaybeder. Semral’ı sanat eğitimi için destekleyen babası yoktur artık. Babasının ölümüne çok üzülen Semral, en büyük desteği arkadaşlarından görür.1978’de üst lisans diplomas ını alan Semral, akademiden mezun olur. Ada’ya birlikte dönen Semral Öztan ile Bumin Korman 1978’de nişanlanırlar. 1979’da da hemen evlenirler. Ada’ya döner dönmez Kumyalı ilkokulunda öğretmenliğe başlayan Semral Hanım, evliliğin ardından da öğretmenliğe devam eder. Öğretmenlik yaşamı her ne kadar resimle ilgili olsa da Semral Hanım, sanat ortamından uzaktır. Öğretmenliğe devam ederken 1980’de ilk kızı Esra dünyaya gelir. Çocukla birlikte farklı ve daha yoğun bir hayata adım atan Semral Öztan, 1982’de Yeni İskele Şehit İlker Kartel ilkokuluna tayin olur. Bu okulda daha rahat çalışma şartlarına sahip olan Semral Hanım, seramiği özlediğini farkeder.Ancak seramik çal ışma şansına sahip olmayan Semral öğretmen, boyalarla, kalemlerle ve öğrencileriyle mutlu olur. Öğrencileriyle gerçekleştirdikleri kil çalışmaları, Semral öğretmeni kısmen tatmin eder. Geçici öğretmen olarak çalıştığı yıllar, 1986’da memurlukla bölünür. Gazi Mağusa gümrüğünde memur olarak 3 yıl boyunca görev alan Semral hanım, sanattan tamamen uzaklaşır. Boş bulduğu zamanlarda yaptığı yağlı boya çalışmalarla avunan Semral Hanım, maddi imkansızlıklar nedeniyle seramikle buluşamaz.22 Ocak 1986’da ikinci k ızı Buse’yi dünyaya getirir Semral Hanım. Memuriyet devam ederken Semral Hanım, seramikten uzak olsa da desenler çizerek kendini tatmin etmeye çalışır. Yaşam şartlarının ağırlığı sonucunda bulabildiği işlerde çalışmak zorunda kalan Semral Hanım’ın hayat akışı gittikçe zorlanır. 1988 yılında eşinden ayrılan Semral Öztan, 2 kızı ile birlikte yaşam savaşı vermeye başlar.Çocuklar ını büyütürken, hem kendi ailesi hem de eski eşinin ailesinin desteğini hep yanında hisseden Semral Hanım, yine de zorlu koşullardan geçmektedir. Geçici olarak çalıştığı yıllar boyunca hep mesleğini özleyen Semral Öztan, 1989 yılında açılan münhal sonucunda Atatürk Meslek Lisesi, Gelişim ve Seramik Öğretmenliği Bölümü’nde öğretmenliğe başlar. Yaşamına yeni bir sayfa açan Semral Hanım, seramikle buluşur. 12 yıl boyunca seramikten ayrı kalmanın acısını yaşayan Semral Hanım, yeni görevine heyecanla sarılır. Coşkuyla başladığı işinde hazır bir seramik atölyesi bulan Semral Öztan, dünyaya yeniden gelmiş gibi olur.Ancak, yayg ın eğitime yani öğrenci olmayan yetişkinlere de eğitim veren Atatürk Meslek Lisesi’nde önceleri bocalar Semral Öztan. Yıllarca küçük çocuklara ders veren Semral Hanım, yetişkinlerle karşı karşıya kalınca bir süre zorlanır.Üstelik y ıllarca ayrı kaldığı seramiğe nereden başlaması gerektiğini bilemez. Hayallerinde yaşattığı bir başlangıç yapamayan Semral Hanım, yine de heyecan doludur.Çamurla bulu şmasını, değişen yaşam biçimi olarak tanımlayan Semral Öztan, okuldaki tüm sıkıntılara rağmen seramik çalışabildiği için keyiflidir. Okula girdikten sonra seramik bölümü açılmasının gerekliliği üzerinde duran Semral Hanım, kısa sürede arkadaşlarıyla bunu başarır. Seramik bölümüne artan talepler karşısında mutlu olan ancak bunun bilinçsiz yapılan bir seçim olduğunu gören Semral Öztan, ailelerin bilinçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. 25 yıllık öğretmenlik döneminde seramik konusunda başarılı adımlar atabildiklerini belirten Semral Hanım, okula ilginin az olduğundan şikayetçi. Meslek liselerine bakışı açısının değişmesi gerektiğini söyleyen Semral Öztan, okulu tercih edecek öğrencilere bu işi nasıl meslek edinebilecekleri ve bu işi nasıl yürütebileceklerinin de anlatılması gerektini ifade etti. Pahalı bir sanat dalı olan seramik alanında çalışabilmek için atölyenin teşvik edici olduğunu anlatan Semral Öztan, çocukların meslek liseleri konusunda yönlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.Görev ald ığı Atatürk Meslek Lisesi’nde hem öğrenci yetiştirmeye hem de seramikten uzak kaldığı zamanı kazanmaya çalışan Semral Öztan, kısa sürede bu çabasında başarılı olur. Kendini sanatla dopdolu bir dünyada bulan Semral Hanım, çamur ve ateşle birlikte yeniden doğar.Çamurla ate şin dansı olarak tanımlanan seramikle kendini yeniden keşfeden Semral Öztan, üzüntülerini, sevinçlerini, yaşadığı tüm duyguları eserlerine aktarıyor.Atölyesinde zaman ı unutan Semral Hanım, birbirinden ilginç eserler yaratıyor. Sanatsal alanda, Kıbrıs tarihini yansıttığı eserleri ile bir zaman tüneli yaratan Semral Öztan, geçmişle geleceği özdeşleştirmiş. Okul ve ev dışında kalan zamanlarının çoğunu atölyesinde geçiren Semral Öztan, yeni eserler üretmekten hiç vazgeçmiyor. Atölyede yaşadığı saatlerin bitmesini hiç istemeyen Semral Hanım, çamurla haşır neşir olunca kendini başka bir dünyada hissediyor. Eli çamura değdiği anda herşeyden soyutlanan Semral Öztan, vaktinin tamamını atölyesinde geçirebileceğini vurguluyor.Çamurla insan aras ındaki ilişkinin çok özel olduğunu anlatan Semral Hanım, çamurla birşeyler yaratmanın insanı geliştirdiğini ve ruhunu rahatlattığını vurguluyor. Her insanın kendini anlatırken kendine özel bir yöntemi olduğunu ifade eden Semral Öztan, kendisinin de en iyi ifade şeklinin çamur olduğunu belirtiyor. Çamurla yarattığı özgün eserlerde figür olarak daha çok kadını kullanan Semral Hanım, kadın objesi ile ifade olayının çok iyi bağdaştığını vurguluyor. Çamurla insan ilişkisinin çocukluktan itibaren başladığını belirten Semral Hanım, çocukluğunda çamurla oynama izni olmadığını, halbuki her çocuğun çamurla oynama ihtiyacının olduğunu vurguluyor.Y ıllarca bir atölyede çalışma şansından yoksun olan Semral Öztan, öğretmenliğe başladığı dönemde Akademi’den arkadaşı Aşık Mene’nin teklifi üzerine, 1995 yılında Aşık Mene’nin atölyesinde küçük çalışmalar başlatır. Mene’nin bu jesti ile hayatının değiştiğini ifade eden Semral Öztan, bir süre sonra kendi atölyesini kurar. Atölyesini oluşturduktan sonra, sanatının şekil almaya başladığını ve geliştiğini anlatan Semral Hanım, ilk dönemlerde yılların birikimini şekillendirir. Yılların özlemini giderdiği çalışmalarını, zaman içinde geliştiren Semral Öztan, öğretmenliğiyle sanatçılığı arasında bir etkileşim yaşar.Ö ğrencilerine seramiği tanıtma amacıyla başlattığı çalışmalar, Semral Hanım’ın sanatına yön verir. Kıbrıs seramik sanatına ilişkin araştırmaları sonucunda, bu sanat dalına yön veren forumlar, objeler ve idollerle karşılaşan Semral Öztan’ın sanatı da bu yönde seyreder. Geçmişe bir yolculuk yaşayan Semral Hanım, 1998 yılında açtığı ‘’İzler ve Kadın’’ konulu ilk kişisel sergisinde eserlerine yeni bir boyut getirir. Çalışmalarında özellikle kadın forumlarını tercih eden Semral Hanım, bu forumlarla kadın düşüncesini daha iyi yansıttığına inanıyor. Duygusal ve hassas bir yapıya sahip olan Semral Öztan, her kadının yaşadığı duygusallığı yine kadın forumları üzerinde yaşama geçiriyor.Her sanatç ının eserleriyle ve çalışmalarıyla topluma bir mesaj vermesi gerektiğini savunan Semral Hanım, geçmişe dönük ve toplumun özünü yansıtan çalışmaların üretime yansıması gerektiğini vurguluyor. Bir toplumun ancak geçmişini bilerek geleceğe açılabileceğini ifade eden Semral Öztan, kısa süreli çalışmaları hemen sergiye dönüştürmekten yana değil. Her serginin bir mesaj taşıması gerektiğini belirten Semral Hanım, 2003’te yeni bir sergiye hazırlanıyor.Serami ğin ana malzemesi olan kilin Kıbrıs’ta bolca bulunduğunu belirten Semral Öztan, seramik çalışmalarında esas olayın kili çalışılacak esere göre hazırlamak olduğunu vurguluyor. Ticari amaçla yapılan seramiklerin sanatsal anlamda mesaj taşıyan seramiklerden farklı malzemelerle üretildiğine dikkat çeken Semral Öztan, çok farklı seramik tekniklerinin varlığını anlatıyor. Çamur üretmenin uzun ve yorucu bir iş olduğunu belirten Semral Hanım, bu üretim için hem insana hem de makineye ihtiyaç olduğunu anlatıyor.Günümüzün ileti şim aracı olan internetle seramik alanında yaşanan gelişmeleri izlemeye çalışan Semral Öztan, ilk yurtdışı deneyimini 1999 yılında gerçekleştirmiş. Sanatı açısından her zaman kendini ölçmeye çalıştığını belirten Semral Hanım, sanatının bulunduğu noktayı ‘’ne geride ne de ileride’’ diye tanımlıyor. Artık dünyadaki seramik sanatçılarının forumlarla uğraşmadığını, seramiğin materyalini araştırdıklarını gözlemlemiş Semral Hanım. Sanatçıların kendilerine özgü materyaller yaratma çabasında olduklarını vurgulayan Semral Öztan, seramikte forumun gerçek anlamda anlatım biçimi olduğuna dikkat çekiyor.K ıbrıs’ta seramiği tanıtmak gerektiğini anlatan Semral Hanım, toplumun seramiğe bakış açısının farklı olduğunu belirtiyor. Seramiğin gerçek anlamda tanınmadığını ifade eden Semral Öztan, gelecekteki hedefleri arasında seramiği tanıtarak, gelişmesini ve sürekliliğini sağlamak olduğunu da vurguluyor. Kıbrıs seramik sanatının tanıtılmaya ihtiyacı olduğunu söyleyen Semral Hanım, bu tür çalışmaların da ancak dernekler vasıtasıyla hayata geçirilebileceğini belirtiyor. Kuzey Kıbrıs’ta gerçekleştirilecek uluslararası bir workshopla Kıbrıs seramiğini tanıtma imkanı yaratılabileceğini ifade eden Semral Öztan, yeni açılımlar yaratmak gerektiğini anlatıyor.Seramik çal ışmalarının zamanının büyük bölümünü aldığını anlatan Semral Öztan bundan hiç şikayetçi olmadığını da vurguluyor. Seramik dışında kalan zmanlarda, el sanatları ve klasik sanatlar derneklerinde de çalışmalarda bulunduğunu ifade eden Semral Hanım, Seramik Sanatları Derneği’nin kurulmasının ardından kendi derneklerinde yoğun zamanlar harcadığını belirtiyor. Sanatın tam ortasında geçen günlerinde kendine ayıracak çok zamanı olmadığını vurguluyor. Sanatı dışında, kızlarının hayatında çok önemli olduğunu belirten Semral Hanım, çocuklarını yetiştirirken yaşadığı zorlukları ailesinin desteği ile aştığını ifade ediyor.Şimdilerde annelerine arkadaş olan kızları ile çok iyi arkadaş olduklarını söyleyen Semral Öztan, çok güzel şeyler paylaştıklarını anlatıyor. Kızlarının her ikisinin de sanata düşkün olduğunu ifade eden Semral Öztan, büyük kızının evliliğe ilk adımı atması ile ailelerinin genişlediğini belirtiyor. Annesi ve kardeşleri ile ilişkilerinin her zaman çok iyi olduğunu vurgulayan Semral Öztan, her hafta sonu gerçekleşen aile yemekleri ile özlemlerini giderdiklerini belirtiyor. Sanatç ı duygusallığını yansıttığı, mesaj yüklü eserleri ile sanat dünyamıza geç katılan bir sanatçı olan Semral Öztan, kendi yorumlarıyla kendini aşma çabasında. Hem üreterek hem de geleceğe yeni seramikçiler yetiştirerek, kendi alanında birşeyler yaratma çalışmalarını hiç yılmadan sürdüren Semral Öztan, geleceğe geçmişle birlikte umut taşıyor. |