Nuray Yeşiladalı

O bir Kıbrıslı. Dostları tarafından da böyle tanımlanmak hoşuna gidiyor. Ülkesini ve insanlarını çok seven, vatanına hizmet için çalışan, sevgi yüklü bir insan Dr. Nuray Yeşiladalı. Duygularının en içtenliği ile sevgisini sözlere ve notalara aktaran, Kıbrıs Türk müzik dünyasının başarılı bir bestecisi aynı zamanda.

Nuray Cemal, 1946 yılında Limasol’da doğar. Anne Şefika Hanım ile baba Cemal Hüdaverdi’nin 5. çocuğu olarak dünyaya gözlerini açan küçük Nuray, kazara dünyaya gelse de ailenin en sevilen bebeği olur. 4. kardeşin ardından uzun bir süre sonra doğması, kendi için bir avantaj olur. El bebek gül bebek ve şımartılarak büyütülen küçük Nuray, ailenin altın kızıdır. Çünkü o güne kadar gemilerde çalışan baba Cemal Kaptan, Nuray’ın doğumu ile birlikte iş değiştirerek bir bakkal dükkanı açar. Kızının aileye uğur getirdiğine inanan Cemal Bey, kızını altın kızım diyerek sever hep. Yokluklar döneminde dünyaya gelen küçük Nuray, eğitimsiz anne-babanın, çok iyi eğitim almış çocuklarından biri olarak büyür. İnsanların tamamına yakını akraba olan bir sokakta büyüyen Nuray, mutlu ve huzurlu bir çocukluk geçirir. Herşeyin birlikte yapıldığı, insan ilişkilerinin en güzelinin yaşandığı keyifli bir ortamda büyüyen küçük Nuray, ilkokula Limasol’da başlar. Ablasının öğretmen olduğu okulda öğrenci olmanın zevkini yaşayan Nuray, tüm sosyal faaliyetlerde yer alır. Piyeslerde oynayan, müzik çalışmalarına katılan Nuray, sınıfının en haşarı çocuklarından biridir aynı zamanda. Sınıfta sürekli gülen, arkadaşlarıyla muziplikler yapan Nuray, çoğu zaman kendini dışarda bulurdu. Ancak sınıfın bu haşarı kızı aynı zamanda, sınıfın en başarılı öğrencilerinden biridir.

İlkokul yıllarında müziğe olan yatkınlığı da ortaya çıkan Nuray, ilkokul 4’ten itibaren keman dersleri almaya başlar. Keman derslerini hiç ihmal etmeyen Nuray, böylece yaşamında önemli yer tutacak kemanıyla tanışmış olur.

Ortaokulu da Limasol’da okuyan Nuray, yine çok sosyal ve çok aktiftir. Dersleri ile birlikte götürdüğü okul yaşamı hep başarılarla doludur. İzcilik, müzik tiyatro gibi etkinlikler de okul döneminde yer alır. Müzikle o kadar haşır neşirdir ki Nuray, kemanı hep yanıbaşındadır.

19 Mayıs lisesine gittiğinde de ayrılmaz kemanından Nuray. Müzikle birlikte edebiyatı da çok seven Nuray Cemal, yazdığı güzel yazılar ve şiirlerle o dönemde ‘’Altın Kalem’’ ödülü kazanır. Ailesinin her konuda desteğini gören Nuray Cemal, 1965 yılında liseden iftiharla mezun olur. Sanat ve edebiyatta çok yetenekli olmasına karşın, liseyi bitirdiğinde tıp eğitimi almaya karar verir Nuray.

Henüz 17 yaşında liseyi bitiren Nuray, İngiltere’de yaşayan ablasının yanına giderek orda tıp eğitimi almaya karar verir. Ailesinin de onayını alan Nuray, Limasol’dan gemi ile İngiltere’ye gider. Ancak İngiltere’de, Kıbrıs’ta aldığı lise diploması kabul görmez. Hemen bir yatılı okula kaydolan Nuray, tıp okumaya kararlıdır ve sınavlara hazırlanmaya başlar. Ancak 1 yılın sonunda, alınacak öğrenci sayısının azlığı ve sınavların zorluğunu duyan Nuray Cemal, İstanbul’a giderek eğitimine orda devam etmeye karar verir. Londra’da kaldığı bir yıl boyunca lisanını geliştiren Nuray, 1966 yılında İstanbul’a giderek Kıbrıslıların girdiği üniversite sınavına katılır. Çapa Tıp Fakültesi’ni kazanan Nuray, amacına ulaşır.

Müzik ve edebiyattan tamamen ayrı bir eğitim görmeye başlayan Nuray, derslerinin ağırlığı nedeniyle çok sevdiği kemanından da ayrı düşer. Kemanı gibi ailesi de çok uzak kalır Nuray’a. Ulaşım ve haberleşme imkanlarının neredeyse yok sayılabileceği bir dönemde İstanbul’da olan Nuray, ailesinden uzak zor günler geçirir. Kendini çok yalnız hisseden Nuray, tüm zamanını derslere verir. Tıp fakültesinin 2. sınıfına geldiğinde yalnızlığını paylaşan bir arkadaşı olur Nuray’ın. Kendisi gibi Kıbrıslı olan Zekai Yeşiladalı ile tanışır. Bu arkadaşlık hayat boyu sürecek bir birlikteliğe dönüşür kısa sürede. Dişçilik Fakültesinde öğrenim gören Zekai Yeşiladalı ile Nuray Hanım’ın beraberlikleri sürekli olur. Ailesinden uzakta yalnız olan Nuray Cemal’ın tüm sorunlarına ortak olur Zekai Yeşiladalı. Fakültede de diğer öğrenim yaşamında olduğu gibi başarılı ve hırslıdır Nuray. Derslerinin ağırlığına rağmen tıp fakültesini çok severek okur Nuray Cemal. 2 yıllık arkadaşlığın ardından Nuray Hanım ile Zekai Bey ailelerinin de onayını alarak 1968’de nişanlanırlar. Dişçilik okuyan Zekai Bey, Nuray Hanım’dan önce mezun olur. Nuray Hanım da son sınıfa geldiğinde Limasol’da gerçekleştirdikleri düğünle 1971 yılında Zekai Bey’le evlenirler. Zekai Beyin ardından bir yıl sonra Nuray Hanım da okulu tamamlar. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına sahip olan Zekai Bey’in askerliği nedeniyle yeni evli çift düğünden sonra Mardin’e gider. Mardin, Dr. Nuray için çok farklıdır. 70’li yılların Mardin’inde yaşayan insanların Türkçe bilmediğini Arapça konuştuklarını anlatan Nuray Hanım, ancak tercüman vasıtasıyla anlaştıklarını ifade ediyor.

Dr. Zekai Bey’in askerliğinin tamamlanmasının ardından İstanbul’a dönen ikili, kendilerine yeni bir yaşam kurarlar. Dahiliye ihtisasına başlayan Dr. Nuray ile yeni bir işe başlayan eşi çok mutludurlar. Ancak bu dönemde Kıbrıs’ta yaşanan savaş, ikisi için de üzüntü verici olur. Yıllarca ailelerinden uzakta yaşayan yeni evliler, 74 Barış Harekatının yaşanması ile birlikte, vatanlarına duydukları özlem artar.

Barış Harekatı’nın ardından Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, yurt dışında yaşayan Kıbrıslılara yaptığı çağrıya uyarak, Ada’ya dönmeye karar verir yeni evliler. Yeni yaşamlarında ülkelerine hizmet ederek yaşamanın kendileri için en doğru tercih olduğuna inanarak, Kuzey Kıbrıs’a dönerler. Ve bu kararlarından asla pişmanlık duymazlar.

Ada’ya dönüşün ardından Alsancak’a yerleşir Dr. Nuray Hanım ile eşi. Yaklaşık 8 ay Lefkoşa’daki hastanede çalışan Dr. Nuray Hanım, bu sürenin ardından Lapta’ya görevlendirilir. Savaşın ardından yeni toparlanmaya başlayan Lapta’da Lapta Sağlık Merkezi’nin Sorumlu Hekimliği’ne getirilir Dr. Nuray Yeşiladalı. Bölgedeki tek sağlık kuruluşu olan merkezde görev alan Dr. Nuray, 14 köyün de sorumlu hekimi olur. Nerdeyse günün 24 saati çalışan Nuray Hanım’ın boşa geçirecek tek bir dakikası bile yoktur. Sağlık Merkezi ile birlikte Lapta Huzurevi’nin de sorumluluğunu yürüten Dr. Nuray, yoğun bir çalışma temposuna girer. 1976 yılında Huzurevi’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı’na atanan Dr. Nuray Yeşiladalı, o güne kadar huzurevinde birlikte yaşayan yatılı hastalarla, kendine bakabilen yaşlıların ayrılması gerektiğine karar verir. Yönetim Kurulu’ndan çıkarılan bir kararla kronik hastalarla yaşlılar ayrılır. Sağlık açısından bunun gerekli olduğuna inanan Dr. Nuray, huzurevini yaşlıların son zamanlarını geçirebilecekleri bir yere dönüştürdüklerini anlatıyor. Huzurevinin yaşamında ayrı bir yere sahip olduğunu ifade eden Nuray Hanım, çalışmalarının karşılığını güzel bir jestle almış. Huzurevi arkasında yeşillendirerek koruluk haline getirilen araziye ‘’Dr. Nuray Yeşiladalı Koruluğu’’ adını veren sağlık bakanlığı, Nuray Hanım’ı onore eder.

Huzurevi, köyler ve hastalar üçgeninde, Dr.Nuray Hanım’ın en çok ilgisini çeken talasemiyalı çocuklar olur. Pahalı ilaçlar, imkansızlıklar ve çeşitli sorunlar yumağı içerisinde yoğrulan bu kesim ilgiye muhtaçtır. Yeni kurulmaya çalışılan bir düzende, zaten yaşamları zor olan bu çocukların hayatı daha da zorlaşmaktadır....

Dr. Nuray Yeşiladalı, yoğun çalışma temposu içerisinde bu çocuklara daha çok zaman ayırmaya başlar. Her geçen gün düzelen yeni toplumsal yapının ardından kendini talasemiya çalışmalarının içinde bulur. Akdeniz bölgesine özgü bir hastalık olan talasemiyanın artışını önlemek için, hasta ailelerinin de desteği ile 1978 yılında Talasemi Derneği kurulur. İmkansızlıklar içerisinde kurulan bu dernek, Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü ve çeşitli ülkelerle yapılan yazışmalar sonucunda dünyaya sesini duyurur. Bu konuda eğitime duyulan ihtiyaç ile ülkede gerekli olan yasal düzenlemeler konusunda Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın da desteği alınarak çeşitli çalışmalar yapılır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından sağlanan cihazlarla, talasemi taramalarının başlamasını sağlayan Dernek, çeşitli yayınlarla halkı bilinçlendirmeye çalıştı. İskan Bakanlığı’nın verdiği bir binada çalışmalarını sürdüren Talasemi Derneği, nikah öncesi talasemi kontrolunu zorunlu kılan yasal bir çalışmaya da öncülük etti. Yoğun çalışmaların sonucunda, nikah öncesi talasemi kontrolunu zorunlu kılan ve Taner Erginel tarafından kaleme alınan Aile Değişiklik Yasası, 10 Nisan 1980’de resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girer. Tüm bu çabalar kısa sürede meyvesini verir. Yılda 25-30 talasemili çocuk doğumunun yaşandığı ülkemizde, bu sayı sıfıra yaklaşır. Etkin çalışmalarla dünya üzerinde talasemiyi sıfırlayan tek ülke olduğumuzu söyleyen Dr. Nuray Yeşiladalı, bu alandaki en gelişmiş kontrollerin de ülkemizde yapılabildiğini anlatıyor. Kuzey Kıbrıs’ın bugün artık, talasemi teşhisinin en ileri noktasında olduğunu vurgulayan Nuray Hanım, yıllar önce yokluklar içerisinde başarılan hizmetlerin bugünlerde unutulmasının ise kendisini ve çalışma arkadaşlarını üzdüğünü ifade ediyor.

1980 yılında Dünya Sağlık Örgütü’nden sağlanan bursla, aralarında Dr. Nuray’ın da bulunduğu 5 Türk sağlık personeli eğitim için İngiltere’ye gönderilir. Eğitim için İngiltere’ye giden Dr. Nuray, talasemi eğitiminin ardından ultrasonografi eğitimi de almaya karar vererek İngiltere’de kalır. Ultrason ile pek çok hastalığın erken ve sağlıklı teşhisinin yapıldığını gören Nuray Hanım, bu alanda uzmanlaşır.

Ada’ya döndüğünde ultrason konusunda çalışan tek uzman olduğu için Lefkoşa Devlet Hastanesi’nde görevlendirilir. 12 yıl boyunca tek ultrason uzmanı olarak görev yapan Dr. Nuray Hanım, bu arada Lapta’daki görevine de devam eder. Ultrasonun ülkemizde çok rağbet gördüğünü vurgulayan Dr. Nuray Yeşiladalı, şimdilerde yeni ilave edilen cihazlarla daha da ileri tetkiklerin yapılabildiğini ve Kuzey Kıbrıs’ın bu alanda dünya ayarında olduğunu söylüyor.

Sürekli artan temposu içerisinde, özel yaşamına hiç zaman ayıramayan Dr. Nuray, İngiltere dönüşü hayatına düzenli bir yön verme kararındadır. 1982’de kızı Hamide’yi dünyaya getiren Dr. Nuray Yeşiladalı, düşmeyen çalışma temposu içinde bir de çocuk büyütmeye başlar. Boş bulduğu her anını kızı ile geçiren Nuray Hanım, 1986’da da oğlu Mert’i doğurur. Ailesinin desteği ile büyüttüğü çocuklarını çok yoğun bir sevgi ile sardığını anlatan Nuray Hanım, iş yaşamı ile aile yaşamını ayrı tutmaya çalışmış hep. Şimdilerde Bilkent Üniversitesi’nde iç mimari eğitimi alan kızı ve son sınıfa giden oğlunun yavaş yavaş kendilerinden koptuğunu ifade eden Dr. Nuray, yoğun yaşadığı duygularını notaya dökmüş çoğu zaman. Kızının üniversiteye gidişini, ‘bedenimin yarısı benden ayrıldı sanki’’ diyerek tanımlayan Nuray Hanım, çocuklarına olan sevgisini kelimelere sığdıramıyor.

Çok sevdiği mesleğini yaparken müziğe sadece dinleyici olarak kalan Dr. Nuray Yeşiladalı, 90’lı yıllara gelindiğinde, kemanına da zaman ayırmaya karar verir. Aytaç Çağın’ın Lefkoşa’da kurduğu Devlet Türk Sanat Müziği Korosu’na girmeye karar veren Nuray Hanım ile Zekai Bey, iş saatlerinden arta kalan zamanlarında yollara düşerek Lefkoşa’daki çalışmalara katılırlar. Müziğe olan özlemini ve sevgisini yıllar sonra tekrar içinde hisseden Nuray Hanım, birkaç arkadaşı ve eşi ile birlikte Girne Türk Sanat Müziği Korosu’nu kurmaya karar verirler. Girne Belediyesi’nin de desteğini alan grup kısa sürede gelişir. Batı müziği ile başladığı keman eğitiminden sanat müziğine geçiş yapan Dr. Nuray, müziğe sevdalı arkadaşları ile birlikte güzel eserler yaratmış. 1998 yılında Kuzey Kıbrıs’ın en iyi Türk Sanat Müziği Topluluğu seçilen toplulukta görev almaktan keyif alıyor Dr. Nuray Yeşiladalı. Şimdilerde doktorlukla birlikte müziği de götüren Nuray Hanım, yaptığı bestelerle, Kıbrıs Türk müzik yaşamına imzasını atmış.

Doktorların müzik alanındaki başarısını yaşadıkları çeşitli zor olayların etkisinden çıkış amacıyla yarattıklarına inandığını anlatan Dr. Nuray, yaşamın kopma noktasını gören doktorların sanatta yeni bir hayat bulduklarını ifade ediyor. İmza attığı bestelerle müzik dünyamıza çeşitli eserler kazandıran Dr. Nuray Yeşiladalı, bestelerin ancak duygu yoğunluğu sonrasında oluşabileceğini vurguluyor. Bestelerini, çok etkilendiği olayların ardından yarattığını söyleyen Nuray Hanım, kızının üniversiteye gidişi sonucunda kızına besteler yaptığını anlatıyor.

Kıbrıs Türk müziğinin 90’lı yıllardan sonra hızla geliştiğini anlatan Nuray Hanım, düzenlenen çeşitli yarışmaların da gençlere teşvik olduğunu belirterek, bu tür etkinliklere destek veriyor.

Yaşamının bundan sonraki döneminde müziksiz bir an bile düşünemeyen Dr. Nuray Yeşiladalı, gelecekle ilgili hedefleri arasına gelirini Eğitim Vakfı’na bağışlayacakları, eşi Dr. Zekai Yeşiladalı ile kendi eserlerinden oluşan bir CD çıkarmak olduğunu anlatıyor. Çocuklarının, özellikle de oğlunun müziğe çok yatkın olduğunu ifade eden Nuray Hanım, çıkaracakları CD’nin çocuklarına bir armağan olacağını belirtiyor. Müzik yapmaktan müthiş bir keyif aldıklarını ifade eden Nuray Hanım, zaman zaman arkadaşları ile de biraraya gelerek müziğin keyfine varıyorlar. Hem sözlerini yazdığı hem de bestesini yaptığı, bunun yanında eşi Dr. Zekai Bey’le birlikte yarattıkları çeşitli eserleri olan Nuray Hanım, doktorlukla müziğin birlikte yürüyeceğini vurguluyor.

22 yıllık devlet çalışmasının ardından, eşi ile ortak çalıştıkları bir klinik açan Nuray Hanım, boş bulabildiği zamanlarında mutfağa girmeye bayılıyor. Yıllarca mutfağa girmeye zaman bulamayan Dr. Nuray Yeşiladalı, çeşitli mutfakların yemeklerinden örnekler yaratmayı seviyor. Mutfakta hijyene çok önem veren Dr. Nuray Hanım, izleyicilerimiz için fırında kremalı sebzeli tavuk yaptı...

Sazlı sözlü aile ve arkadaş toplantıları düzenlemeye bayılan Nuray Hanım, kendi bestelerini de sergilemekten mutlu oluyor. Gelecekle ilgili hedefleri arasında, yaşamöyküsünü kaleme alma planları yapan Nuray Hanım, geriye dönüp baktığında mutlulukla dolu bir yaşamı olduğu için tanrıya şükrediyor. Hayatını tekrar yaşaması gerekse yine aynı yaşamı sürdüreceğini vurgulayan Dr. Nuray Yeşiladalı, geleceğe umutla bakıyor.

İnsan ve yaşama sevinci ile dolu, üretmeye ve yaratmaya doymayan güzel bir insan Nuray Hanım. Gelecek nesillere bırakacağı çeşitli eserlerini yaratırken olduğu gibi hep duygu dolu aslında. Doğal ve sevecen özel bir kadın örneği.

 

Ana Sayfa