Mine Küfi

Kıbrıs Türk toplumunda kadın hareketi deyince akla gelen isimlerden biridir Mine Küfi. Toplumda kadının hak ettiği noktaya ulaşması için aktif olarak uğraş veriyor yıllardır. Mine Küfi, 1953 yılında, ailesinin ilk çocuğu olarak 5 doktor gözetiminde dünyaya geldi. Eczacı Arif Küfi ile ev hanımı anne Tezer İzzet’in ilk ve tek kızlarıdır. Erkek kardeşi Metin, Mine’den 8 yıl sonra dünyaya gelir. Osmanlı geleneklerinin hakim olduğu ailenin geçmişi çok eskilere dayanır. Baba tarafından büyük dedesi Ahmet Beliğ Paşa, Fransa’da Sorbon’da eğitim almış, Mısır’da Maliye Bakanlığı yapmış önemli bir isim. Emekliliğini Kıbrıs’ta geçirmeye karar veren Beliğ Paşa, ailesiyle Kıbrıs’a yerleşir. İyi eğitim almış bir Osmanlı erkeği olan Beliğ Paşa, Osmanlı ve Avrupa geleneklerinin Kıbrıs’ta yerleşmesinde önemli rol oynar. Toplum yapısının oluşmasında Beliğ Paşa’nın etkisi çok olur. Anne tarafından büyükdedesi ise Başhakim İzzet Efendi. Sultan beratı ile Kıbrıs’a gelmiş. Bir diğer dede ise Tüccarbaşı Fuat Efendi. Türklerin adada barınmasına ve yerleşmesine büyük katkı koyar. Babasının babası Dr. Küfi ise adadaki ilk Türk hekimlerden. Önemli noktalardan gelen aile büyükleri Kıbrıs Türk toplumunun şekillenmesinde söz sahibi olur. Adada Türklüğün yerleşmesi ve kökleşmesinde iz bırakırlar.

Ailenin ilk torunu olan Mine, 5 doktor gözetiminde dünyaya gelir. Yıllarca tek çocuk olarak büyütülen Mine, çocukluğunu yaşayamadan büyür. Yaşıtları sokaklarda koşarken Mine tam bir salon çocuğudur. Ağaca çıkmayı top oynamayı bilmez, doğayı tanıyamaz. El bebek gül bebek büyütülen Mine, öğrenemediği oyunlara rağmen çok mutlu bir çocukluk geçirir. Mutlu bir çocukluk yaşamasına rağmen anneannesiz, nenesiz büyür Mine. Aile büyüklerinin çoğunu kaybeder henüz küçükken. Babaannesi Servet Hanım, onun için çok önemlidir bu yüzden. Büyükanne sevgisini bir tek onda görür. 4 yaşına geldiğinde ilk kreşlerden olan Seşşın kreşine gönderilir. Ardından Süheyla Hanım Anaokulu ve 1959’da da Köşklüçiftlik ilkokulu’na başlar. Hırslı olmayan, ama çalışkan bir öğrencidir Mine. Tüm okul yaşamı boyunca matematiği sevmez. Onun asıl ilgisini çeken sosyal bilimler olur. Kendi ilkokul sıralarındayken dünyaya gelen kardeşi Metin’le hayatları kesişmez hiç. Aradaki yaş farkı hep farklı hayatlar yaşamalarına neden olur.

6 yıllık eğitimin ardından ilkokulu bitirdiği yıllarda, adada Türk-Rum ayrılığının en korkunç dönemi yaşanır. Orta eğitimini Maarif Türk Kolejinde alan Mine, yaşamına ecnebi boyutun da katılması için Amerikan Akademi’ye gönderilir. Bu dönemde ailesi ile ilk anlaşmazlığını yaşar Mine. Kısalan etek boyları, sorun olur aile içinde. Ama Mine istediğini yapar ve mini eteği giyer. Ancak Akademi’de mutlu olmaz Mine. Çünkü, protestanlığı yayma misyonunu üstlenen Amerikan Akademi’de hristiyanlığı kabul etmesi için baskı görür. Bu baskılara tepki gösteren Mine, o yaşlardan itibaren Türk kimliğini savunur. Birlikte okuduğu Rum arkadaşlarına da tepki gösteren Mine, kendisine Rumca değil ingilizce konuşulmasını ister. Ama bunun sonucunda Rumca öğrenemediğini de yıllar sonra farkeder Mine Küfi.

1971’de Amerikan Akademi’den mezun olan Mine Küfi’nin, aile gelenekleri doğrultusunda evlenmesi ve evinin hanımı olması beklenir. Ancak Mine, evde oturmayı değil okumayı seçer. Kıbrıs’a en yakın üniversite olan Beyrut’taki Beyrut University College’e gönderilir. Ailesinden ilk kez ayrılan Mine için bu çok büyük bir tecrübedir. Beyrut’ta 2 yıl reklam desinatörlüğü eğitimi alan Mine Küfi, Kıbrıs’a dönüşünde Mehmet Küçük’le birlikte bir reklam bürosu kurar. Yeni kurulan büro ile reklamcılığa yeni bir soluk getiren ikili, adada reklamcılığa modern bir anlayış kazandırır.

Mine Küfi’nin hayatını şekillendirmeye başladığı bu dönemde, Kıbrıs’ta siyasi ortam çok karışıktır. Ve 1974 Temmuzunda adada barış harekatı gerçekleştirilir. Barış Harekatı Mine Küfi’de unutulmaz anılar bırakır. Savaş yaralıları için gönüllü hemşirelik yapan Mine Hanım, hayatın farklı bir boyutunu da görmüş olur. Adada yeni bir düzen oluşmuş, Kıbrıslı Türkler için yeni bir dönem başlamıştır artık. Mine Hanım, bu karışıklıkların ardından ailesinin de teşviki ile İstanbul Boğaziçi Üniversitesi’nde siyasal bilgiler eğitimi almaya karar verir ve İstanbul’a gider.

Boğaziçi yılları Mine Küfi’nin hayatını yönlendirdiği yıllar olur. Siyasi öğrenci akımlarından soyutlanmış bir üniversite olan Boğaziçi’nde çoğunlukla sosyal demokrat düşünceye sahip öğrenciler görülür. Yıllar sonrasının Cem Boyner ve Güler Sabancı gibi isimleri ile üniversitede tanışır Mine Küfi. En yakın arkadaşı ise bir dönem Türkiye’de başbakanlık yapacak olan Bülend Ulusu’nun kızı Nurgün Ulusu olur. Mine Hanım, bu dönemde tüm sosyal faaliyetlerin içinde yer alır. İstanbul’da yaşamın keyfine varan Mine Hanım, 3 yılda Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olur.

Üniversite’de okuduğu yıllarda daha sonraları eşi olacak Alper Orhon’la da tanışır Mine Küfi. Üniversitede bölüm başkanı olan Alper Orhon’la tanışan Mine Hanım, eğitiminin ardından 1977’de Kıbrıs’a döner. Siyasal Bilgilerden mezun olan Mine Küfi, adaya dönüşünün ardından toplum yaşamını daha çok gözlemlemeye başlar. Derneklerde görev alan arkadaşlarıyla birlikte, o dönemlerde devlet mekanizmasını kurmaya çalışan Meclis’in oturumlarını izlemeye giderler. 1979 yılında bu oturumların birinde Meclis’te, Türkiye Başbakanı Ecevit tarafından Kıbrıs’ta görev yapması için gönderilen Alper Orhon’la tekrar kesişir hayatları. Kısa süren bir arkadaşlık devresinin ardından aile geleneklerini kıran Mine Küfi, Alper Orhon’la 1979 yılında evlenir. Geleneksel Osmanlı yapısına sahip ailesinde akraba evlilikleri gerçekleşirken Mine Hanım, aile dışından biri olan Alper Orhon’la yaşamını birleştirir. Mine Küfi, ailesine karşı gelerek bir evlilik gerçekleştirse de hayatının her döneminde ailesinin maddi ve manevi desteğini görür. Bu güzel aile için hiçbir şey sürekli sorun olmaz. Birbirlerine bağlı ve sevgi doludurlar.

5 yıl süren evlilikleri süresince, politika ile dolu bir dönem geçirir. Kadın potansiyelinin nasıl kullanılabileceğini bu dönemde daha çok gözlemleyen Mine Hanım, Alper Orhon’la evliliğinin kendisini politikaya daha çok yakınlaştırdığını anlatıyor.

1984 yılında iş yaşamında profesyonel deneyim kazanmak için İstanbul’a yerleşmeye karar verir Mine Küfi. İstanbul’da birçok büyük şirkette yönetici sekreterliği yapan Mine Hanım, üniversite arkadaşları ile de kendine yeni bir hayat kurar. Ancak talihsiz bir trafik kazası geçiren Mine Küfi, yaşama dönüşünün ardından, daha sakin bir ortamda iyileşmek için adaya gelir. Yıl 1990.

Kıbrıs’ta tekrar yaşam bulan Mine Küfi, 1990’da yeni başlayan kadın hareketinin içinde yeralır. Üniversiteli Kadınlar Derneği’ne üye olarak, hareket içinde yerini alan Mine Hanım, böyle bir harekette yeralmasının sebebini babaannesi Servet Hanım’a dayandırıyor. Aile, tüm Osmanlı geleneklerine karşın, Avrupalı yönüyle de kadına söz hakkı vererek, ailede eşitliği sağlar her dönemde. Babaanne Servet Küfi, o dönemlerde adadaki kadın hareketinin temelini atanlardan olur ve Kadınlar Birliği’nin kurucuları arasında yer alır.

Aktif olarak Üniversiteli Kadınlar Derneği’nde görev alan Mine Küfi, hemen yönetim kurulu üyeliğine getirilir. Okuma yazma oranının çok yüksek olduğu Kuzey Kıbrıs’ta kadının ezilmiş durumda olmadığını belirten Mine Küfi, esas amacın kadın potansiyelini geliştirerek toplum yapısı içerisinde daha üst noktalara ulaştırmak olduğunu ifade ediyor. Kadının konumunun her dönemde farklılıklar gösterdiğini vurgulayan Mine Hanım, daha önceleri Kıbrıs Türk kimliğini yaşatma çabası içinde olan toplumda, kadın hareketinin geç başladığına dikkat çekiyor. 1994 yılında Üniversiteli Kadınlar Derneği’nin başkanlığına getirilen Mine Küfi, kadın hakları konusunda daha aktif olmaya başlar.

Kıbrıs Türk kadınının bilinçli olduğunu ve ailede etkin bir yere sahip olduğunu ifade eden Mine Hanım, 1990’lı yıllarda başlayan kadın hareketinin ilk evrelerinde kadının siyasette erkekler için varolduğunu ve oy toplama amacıyla çalıştığını anlatıyor. Kadının gerek toplum hayatında gerekse evlilik hayatındaki haklarını koruma ve artırma çalışmalarını 1995 yılından itibaren gündeme getiren 5 kadın örgütü Kadın Platformu adı altında toplanır.

Mine Küfi, başkanlık yaptığı 7 yıl boyunca yaptığı çalışmaları anlatırken, kadının öne çıkması için kollektif çalışmalar yaptığını ve bunun sonucunda da toplumun temel taşlarından olan aile yasasının çağdaşlaştırılmasını sağladıklarını anlatıyor. Bu yasa ile kadının evlilik içerisinde mal ortaklığına sahip olduğunu belirten Mine Küfi, yasa ile kadının konumunu sağlamlaştırdıklarını vurguladı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde sivil toplum evrelerinin tamamlanmadığını ve geleneklerin etkili olduğunu ifade eden Mine Hanım, kadınlarda potansiyel olmasına karşın bunun kullanılamadığını anlatıyor. Mine Küfi, Kıbrıs Türk kadınının kendi bireysel başarısı için uğraş verdiğini ve bu sayede öne çıkmayı başardığını ancak erkeklerle paralel konumda olabilmek için fırsat eşitliği sağlanması gerektiğini belirtiyor. Başkanlığı döneminde birçok uluslararası ve iki toplumlu etkinliğe imza atan Mine Küfi ve Üniversiteli kadınlar derneği, çözüm arayışlarına kendi çaplarında katkı koyarlar.

Dernek Başkanlığı yaptığı dönemde, KKTC tanınmazken Üniversiteli Kadınlar Derneği’ni, merkezi İsviçre’de bulunan Federasyon Başkanlığı’na üye yapmayı başardığını anlatan Mine Hanım, ‘’tüm çabamız kadınımızın dünyaya açılmasını sağlamak içindi’’ diyor. Dünyanın 67 ülkesinde şubesi bulunan Üniversiteli Kadınlar Derneği’nin bir örgütlenme biçimi olduğunu ifade eden Mine Küfi, kadınlar arasında ayırımın sözkonusu olmadığını vurguluyor. Başkanlık yıllarında UNOPS’tan toplam 100 bin dolarlık 2 projeye onay aldığını ifade eden Mine Hanım, bunların bir tanesinin kadının eğitim ve istatistiki olarak incelenerek kitaplaştırılması ikincisinin de bir kadın kütüphanesi kurulması olduğunu belirtti.

Kadının daha uzun vadeli düşündüğünü ve daha toplumsal olduğunu anlatan Mine Hanım, sırf bu nedenlerle bile kadınların politikada olması gerektiğini savunuyor. Başkanlığı döneminde kadınlar için %30 oranında kota talepleri olduğunu anımsatan Mine Küfi, meclisteki yansımanın nüfus oranına göre olması gerektiğini bu nedenle ülkemizde %47 orana sahip olan kadınların en az % 30’la mecliste temsil edilmesini istiyor.

Ancak tüm pozitif etkenlere karşın, ülkede örgütlenme bilincinin zayıf olduğunu vurgulayan Mine Hanım, bireylerin kendilerini öne çıkarmaları sonucunda, kadın hareketinin son yıllarda çok gerilediğini anlatıyor. Kadın konularının ön planda olması için, kadın örgütlerinin daha aktif ve işbirlikçi olması gerektiğini ifade eden Mine Küfi, kötü ekonomik ve siyasi koşullar içerisinde bile kadın konularının ön planda tutulması gerektiğini vurguluyor.

Yaşamından kadın hareketinin hiç eksilmediğini anlatan Mine Küfi, Üniversiteli Kadınlar Derneği başkanlığından ayrıldığı 2001 yılından bu yana kendine daha çok zaman ayırıyor. Yıllarca yollarının kesişmediği kardeşi ile şimdilerde çok mutlu. Kardeşine ait özel şirketin halkla ilişkiler ve pazarlama sorumluluğunu yürüten Mine Hanım, yılların acısını çıkarıyor gibi. Kardeşinin kızları Hande ile Yasemin ise yaşamını tamamen dolduruyor. Anne-babası ve kardeşinin ailesi ile paylaştığı yaşamında çok mutlu Mine Hanım. Her koşulda kendisine destek olan ailesini hep yanında bulan Mine Küfi, ailesi ve dostlarıyla zaman geçirmekten hep mutlu olmuş. Yeğenleri ile zaman geçirmekten büyük keyif alan Mine Hanım’ın mutfakla arası ise pek yok. Yaşamında sadece evlilik döneminde mutfağa girdiğini anlatan Mine Hanım, bizlere Şarlot tatlısının yapımı hakkında bilgi vermekle yetiniyor.

Şimdilerde siyasi bir partinin kadın kolları başkanlığını yürüten Mine Küfi, zaman içerisinde politikada şansını deneyebileceğinin de sinyallerini veriyor. Sosyal yaşamındaki aktifliğin hiç azalmadığını anlatan Mine Hanım, sinema, tiyatro ve opera izlemekten keyif alıyor. Yıllar boyunca tenis oynayıp, binicilik sporu ile uğraşan Mine Hanım, yaşadığı kaza sonrasında bu hobilerinden vazgeçmiş. Fırsat buldukça seyahat etmeyi de çok seven Mine Hanım, dünyanın pek çok ülkesini ziyaret etmiş. Küçük yaşlarda başladığı seyahatleri azalmadan sürüyor Mine Küfi’nin. Boş vakitlerinde dans dersleri alan Mine Hanım, yeni hobiler edinmiş. Son yıllarda özellikle Avrupa ülkelerini ziyaret eden Mine Küfi, katıldığı etkinlikler ve konferanslarla Avrupa’yı iyice tanımaya çalışıyor.

Kadın potansiyelinin küçümsenmeyecek boyutta olduğunu her dönemde vurgulayan Mine Küfi, fiziksel farklılıklara rağmen fırsat eşitliği sağlanması halinde kadınların erkekler kadar başarılı olabileceği düşüncesinde. Kadın hareketinin başarılı isimlerinden olan Mine Hanım, kadınlar için yapılacak pek çok şeyin varolduğu bilincine sahip, inançlı ve azimli bir kadın.

 

Ana Sayfa