Mevhibe Şefik

Sanata, müziğe, tiyatroya ve el sanatlarına aşık, bu alanda bir çok ilke imza atmış ama birçoğumuzun tanımadığı, başarılı kadınlarımızdan biri Mevhibe Şefik. Yetiştirdiği pek çok öğrencisi, bugün sanat dünyamızın ünlü isimlerinden. 9 Nisan 1923 yılında, çok büyük ve kalabalık bir ailede 3 kızkardeşin ortancası olarak dünyaya gelir Mevhibe. Lefkoşa’da o zamanki adı ile Osman Nuri Sokağa açılan ev, dayılar, teyzeler ve yeğenlerin de yaşadığı çok kalabalık bir mekandır. Arap ülkelerinden gelmiş, Lefkoşa’da “Şekerciler” diye ünlenmiş bir ailenin oğlu olan baba Hüseyin Hüsnü Hacı Mustafa, baba mesleğinin aksine ayakkabıcılıkla uğraşır. “Küçük Barutçular”ın kızı olan anne Naciye Hanım ise ev hanımı idi. Yerinde duramayan ve hareketli bir çocuk olan küçük Mevhibe, bol çocuklu ailede büyümenin avantajı ile çocukluğunu doyasıya yaşar. Mevhibe 4 yaşına geldiğinde Rahime Hanım’ın anaokuluna başlar. 3 yıllık anaokulu eğitiminin ardından 7 yaşında ilkokula başlar Mevhibe. Resime olan yatkınlığını farkeden öğretmenleri Mevhibe’yi resim yapması konusunda teşvik ederler. Dayısı Hasan Kemal Bey’in sanat alanındaki aktifliği yeğenlerine de yansıyınca, Mevhibe 7 yaşında kendini sahnede bulur. Bedia Muvahhit’in başrol oynadığı bir tiyatro oyununda sahneye çıkan Mevhibe, tiyatroya da gönül verir. Sürekli okuyan bir çocuk olan Mevhibe, çalışkan bir öğrencidir. 23 Nisan’da baharın gelişini müjdeleyen Çiçek Bayramı’nın kutlandığı o devirlerde, bol çiçekli bayramları heyecanla beklerdi Mevhibe.

5 yıllık ilkokulun ardından, duhuliye sınavını kazanarak İslam Kız Mektebi’ne başlar Mevhibe. 5 yıllık bir okul olan İslam Kız Mektebi, kısa bir süre sonra 8 yıla çıkarılır. Çok çalışkan derslerine meraklı, el işlerinde yetenekli bir öğrenci olan Mevhibe, haylazlıktan da geri kalmaz. İlk resim hocası olan Şefik Bey, Mevhibe’nin resme olan yeteneğini farkeder ve babasına giderek kızının yeteneğini anlatır. Resim yanında tüm müsamerelerde en önde olan Mevhibe, sanata aşık bir çocuk olarak büyür. Sanatın yanında iyi bir sporcu da olan Mevhibe Hüseyin, voleybol takımının vazgeçilmez, en iyi servis atıcılarından biri olur. Kurdukları takımla Rum tarafına giderek Fransız Okulu ve Faneromeno Lisesi gibi okullarla yaptıkları maçlarda dikkat çekici sporculardan biri olur Mevhibe.

Kıbrıs’ta İngiliz İdaresi’nin hüküm sürdüğü bu yıllarda İslam Kız Mektebi’nin adı bir süre sonra Viktorya Kız Lisesi olarak değiştirilir. Resme yetenekli öğrencilerden biri olan Mevhibe, son sınıfa geldiğinde, resim hocası Mrs. Megow, onlara kurs vermeyi ve okulda kendi yerine yetiştirmeyi teklif eder. Bu teklifi kabul eden Mevhibe, son yıl haftada 2 kez Rum tarafına geçerek ders almaya başlar. Resim yanında lettering denilen yazı stili ve touch system denilen on parmakla daktilo dersleri de alan Mevhibe, okulda da 2. ve 4. sınıflara ders vermeye başlar. 1939-40 yılında Viktorya Muallimler Tedris Kursu Şahadetnamesi ile, birincilikle mezun olan Mevhibe, 8 yıllık liseyi, 7 yılda tamamlayan çalışkan öğrencilerden biri olur. Son yılında hem öğrenci hem öğretmen olan Mevhibe, öğrencilere resim yanında Türkçe ve daktilo dersleri de verir.

Öğretmen-öğrenci yılının ardından, resmen öğretmenliği gündeme gelir Mevhibe’nin. Ancak devletin öğretmenlik sınavına katılmadığı için, sorunlar yaşamaya başlar Mevhibe. Kendisine ders veren Mrs. Megow’dan iyi bir öğretmen olabileceği konusunda bir referans alan Mevhibe, işine devam etmek için Okul Komisyonu’na başvurur. Ancak Komisyon Başkanı, Mevhibe’nin yaşının küçüklüğü nedeniyle buna onay vermemekte direnir. Kısa bir süre sonra 1941-42 yılında Mevhibe Hüseyin, resmen resim, Türkçe ve daktilo dersi öğretmeni olarak göreve başlar. Mevhibe Hanım, 18 yaşında, Kıbrıs’taki ilk bayan resim ve daktilo hocası olur.

Öğrenciliğini geçirdiği okulda öğretmenliğe başlayan Mevhibe Hüseyin, yaşı küçük olmasına karşın öğrencileri tarafından çok sevilir. Çalışkan, titiz ve çok hoşgörülü bir öğretmen olan Mevhibe Hanım, resim ve daktilo derslerini sınıfta değil, açık havada yapmayı tercih eder hep. Başarılı bir öğretmen olan Mevhibe Hüseyin, 1945 yılında biri Türkiye’den biri İngiltere’den olmak üzere 2 burs teklifi alır. Ancak yaşanan çeşitli sorunlar nedeniyle bursların hiçbiri gerçekleşmez. Bu olaya çok üzülse de Mevhibe Hanım, kısa sürede kendini toparlar. Öğrencileriyle güzel çalışmalar yapan Mevhibe Hüseyin, bu dönemde sahneye ilk kez dekor uygular. Kıbrıs’ta bir ilki gerçekleştirerek okul müsameresinde, metrelerce kapot bezini boyayarak inanılmaz bir dekor ortaya çıkaran Mevhibe Hüseyin, yaratıcılığın sınır tanımayacağının en güzel göstergesi olur. Tutkalından boyasına kadar dekorun tüm malzemesini eliyle hazırlayan Mevhibe Hüseyin, hazırladığı bu dekoru ilk kez Beliğ Paşa Salonu’nda kurarak, öğrencilerini de ilk kez bir milli oyunla sahneye çıkarır. Bir piyeste 7 dekor hazırlayan Mevhibe Hüseyin’in elinden fırça hiç düşmez. Fırçasıyla yeni dünyalar yaratan Mevhibe Hanım, bundan büyük haz duyar.

1945 yılından itibaren, okul müdürünün isteği üzerine, yurtta görevli olarak kaldığı dönemlerde, meraklı öğrencilerinin de yardımıyla inanılmaz dekorlar yaratan Mevhibe Hanım, müsamereye çıkacak öğrencileri baştan ayağa kağıt giysilerle donattığını unutamıyor.

Bu dönemde öğrencilere gece etütleri de vermeye başlayan Mevhibe Hanım, öğretmenliği döneminde şık giyimi ile dikkat çeker. Verdiği tüm dersler yanında bu dönemde bir yıl boyunca müzik hocalığı da yapmaya başlayan Mevhibe Hanım, müsamerelerin en önde gelen düzenleyicisidir. Jale Derviş’in müzik hocalığı yaptığı dönemlerde, birlikte çalıştıklarını anlatan Mevhibe Hanım, bu dönemde başarılı dekorlara imza atar.

Mevhibe Hüseyin 1951 yılında, kısa sürede evleneceği Londra’dan yeni gelen Ali Şefik Bey ile tanışır. Yeğeni Vedia Barut’un dükkanında karşılaştığı Ali Şefik Bey, hemen o gece Mevhibe Hanım’ın ailesine görücülüğe gider. Çok kalabalık bir evde yaşamaktan sıkılan Mevhibe Hüseyin, evlenerek İngiltere’ye gideceğini düşünerek Ali Şefik Bey’in evlilik teklifini kabul eder. Ancak, 1951 Haziran’ında evlenen Mevhibe Hanım ile Ali Şefik Bey, Kıbrıs’ta kalmayı tercih ederler. Balayı için, eşi ile birlikte İngiltere’ye giden Mevhibe Hanım, bol bol gezer ve resim derslerinde öğrencileriyle birlikte kullanabileceği çeşitli malzemeler satın alır.

Mesleğine çok bağlı bir öğretmen olan Mevhibe Şefik, tatil günlerinde dahi öğrencileriyle birlikte gezilere çıkar, gözlemler yapardı. Eşinin bu yoğun temposuna kısa sürede alışan Ali Şefik Bey, Mevhibe Hanım’ın en büyük destekçisi olur. Mevhibe Hanım, 1955 yılında tek çocuğu olan kızı Naciye’yi dünyaya getirir.

Türk-Rum çatışmalarının yaşandığı bu dönemde, kızını, Rum tarafındaki bir klinikte kurşun yağmurları altında dünyaya getirmek zorunda kalan Mevhibe Hanım, zor bir doğumun ardından, başka bir bebek yapma şansını da yitirir.

El bebek gül bebek büyüttükleri kızları Naciye’ye göz bebekleri gibi bakan Mevhibe Hanım ile Ali Şefik Bey, kızlarının her istediğini yerine getirirler. Kendi kendine yeten çalışkan bir kız olan Naciye, annesinin yoğun temposuna ayak uydurur.

Takvimler 1957 yılını gösterdiğinde, Mevhibe Hanım, Rum tarafında yayın yapan ve müdürlüğünü Suphi Rıza Bey’in yaptığı radyoya başvurarak, , radyo temsillerinde oynamaya başlar. Mevhibe Hanım’a büyük keyif veren tiyatroculuk, 1963 yılına dek sürer. Türk-Rum çatışmalarının yoğunlaştığı bu dönemde Rum tarafına gitmekten vazgeçen Mevhibe Hanım, şehir dışından surlariçine gelen Türklere yardım için uğraş verir. Ailesinin oturduğu Farabi sokağın nüfusunun 40 kişiden 150 kişiye çıkması, Mevhibe Hanım’ın yoğun yaşam temposunu iyice artırır.

1963 yılından itibaren iyice ağırlaşan yaşam şartları herkesi olduğu gibi Mevhibe Hanım ve ailesini de etkiler. 1963’ün ardından çift eğitime geçen Kız Lisesi’nde görevi iyice ağırlaşan Mevhibe Hanım, dört elle işine sarılır. Bu dönemde müdür muavini olan Mevhibe Şefik için yine de en önde gelen ders resim olur. Resme yetenekli pek çok öğrenci yetiştiren Mevhibe Hanım, hem evinin hem de okulun bütün yükünü çeker. Resim öğretmeni olmasına karşın hiç kişisel sergi açmayan Mevhibe Hanım için dekor yaratmak hep daha önde olur.

Öğrencileriyle sergi çalışmaları yapan ve hep onları yetiştirmeyi kendine vazife edinen Mevhibe Hanım’ın öğrencileri arasında bugünün pek çok ünlü sanatçısı var. İnci Kansu, Gülten Can, Yalkın Muhtaroğlu, Özden Selenge, Göral Özkan, Gülşen Mustafa ve Aylin Örek gibi pek çok isim Mevhibe Hanım’ın öğrencisi olmakla gurur duyuyor.

Mevhibe Şefik, zamanının çoğunu öğrencilerine ayırırken, kendini de kızına uyarlamaya çalışır hep. Ancak, annesinin yoğun temposuna alışan Naciye, kendi kendine yeter hep. Sınıflarını birincilikle geçen, elinden kitap hiç düşmeyen Naciye, annesine hiç yük olmaz. Liseyi bitirmeden Tansel Doratlı’yla tanışan ve arkadaş olan Naciye Şefik, ailesine büyük bir sürpriz yaşatır.

1983 yılında yaş haddinden emekli olan Mevhibe Şefik, görevinden gönüllü olmasa da ayrılmak zorunda kalır. 60 yaşında ayrıldığı okulunu hep özlediğini anlatan Mevhibe Hanım, öğrencilerinin ve arkadaşlarının kendisi için hazırladığı emeklilik törenini unutamıyor. Okulu uzun süre aklından çıkaramayan Mevhibe Hanım, yeni yaşam biçimine alışmak için Almanya’da yaşayan kızının yanına gider. Torunlarını alarak adaya dönen Mevhibe Hanım, Naciye Hanım ve Tansel Bey’in de Kıbrıs’a dönmesinin ardından torunlarıyla vakit geçirmeye başlar. Ali Şefik Bey ve Mevhibe Hanım, 2000 yılında Gazimağusa’da yaşayan kızlarının yanına taşınırlar. Ancak Ali Şefik Bey, kızının yanına taşındıktan kısa bir süre sonra vefat eder. Eşini kaybeden Mevhibe Hanım, şimdilerde çocukları ve torunlarıyla ilgileniyor.

40 yılı aşkın bir süre öğretmenlik yapan ve ilk Kıbrıslı Türk kadın resim öğretmeni ünvanını taşıyan Mevhibe Şefik, öğrencilerinin çocuklarını da yetiştirmeyi başaran ender öğretmenlerden. Kıbrıs’ta bir ilke imza atarak, sahne dekorunu yaratan Mevhibe Hanım, eğitim tarihimize imza atmış eğitmenlerimiz arasında öne çıkanlardan.

 

Ana Sayfa