Latife Birgen

Kıbrıs Türk kadın hareketinin mimarlarından ve öncülerinden biridir Latife Birgen. Çabası Kıbrıs’ta kadınların daha başarılı olması üzerine. 24 Aralık 1932 yılında Dali’de dünyaya gelen Latife Birgen, 8 kardeşin 7. si. Soyağacına baktığımızda bir Paşa torunu olduğunu görürüz. Kökleri, 1822’de Kıbrıs’taki isyanı bastırmaya gelen Hasan Paşa’ya kadar uzanıyor. Anne Hüsniye Hanım’ın dedesi, Hasan Paşa’nın torunu. Polis olan baba İsmail Memiş ile anne Hüsniye Hanım’ın en önemli özelliklerinden biri çoğu çocuklarının isimlerini tarihsel kimlikleri olan milliyetçi kişiliklerden seçmeleri. Memiş ailesinin çocuklarına bakınca bu hemen görülür. Mustafa Kemal, Mehmet, Namık, İsmet ve Latife buna güzel bir örnek teşkil eder. Kalabalık ailede otorite anne Hüsniye Hanım’dadır. Yardımsever ve hoşgörülü Hüsniye Hanım, davranışlarıyla da çocuklarının karakterlerini şekillendirmektedir. Küçük Latife 3 yaşına geldiğinde babası emekli olur ve Lefkoşa’ya taşınırlar. Ortaköy’de büyük bir çiftlik alan baba İsmail Bey, çiftçilik yapmaya başlar. Latife okul yaşına geldiğinde ilk okulu Selimiye İlkokulu olur. Çok dikkatli ve gözlemci bir yapıya sahip olan Latife, yardımseverliğiyle de arkadaşları arasında öne çıkar. İlkokuldan sonra Viktorya Kız Okuluna yazılır. Çağdaş bir düşünce çizgisine sahip aile sayesinde çocuklar okul hayatlarında herhangi bir sorunla karşılaşmazlar. Çocukluğunu ve okulunu hep mutlulukla anan Latife Hanım, o zamanlar bugünkü gibi stresli ortamların sözkonusu olmadığını vurguluyor. Okumayı çok seven Latife, meslek sahibi ağabeyisinin de desteği ile lise sonrası sınavları için özel dersler alır. Derslere yetişebilmesi için Latife’ye ilk kez bir bisiklet alınır. Daha tutucu bir çevreye sahip o yıllarda Atatürk hayranı anne babası sayesinde Latife, rahatça bisiklete binebiliyordu.

Viktorya Kız Okulundan sonra Latife Hanım, İngiltere’de üniversite okuma hayalini gerçekleştirir ve sınavları kazanır. Ancak okuluna 1955 yılında gidebilecektir. Bu arada Karma Kız Öğretmen Koleji’ne girerek öğretmen olur. 1953’de mezun olduğu okula öğretmen olarak atanır. 2 yıllık öğretmenliğin ardından Latife Birgen’e İngiltere yolu görünür. Fizik ve matematik eğitimi almak için İngiltere’ye gider. İngiltere yılları hafızasından silinmez hiç. Aldığı başarılı eğitimin yanında edindiği yeni arkadaşları ile dolu dolu geçen günleri güzel bir anı olur. 5 yıllık İngiltere eğitiminin ardından Kıbrıs’a döner Latife Birgen. Yıllar önce bıraktığı öğretmenlik mesleğine döner yeniden. Çocuklara olan sevgisi işini başarıyla yapması için yeterli bir nedendir. Adaya dönüşünden itibaren Kız Lisesi, Namık Kemal Lisesi ve İngiliz Okulu’nda matematik ve fizik dersleri verir. O dönemlerde aldığı bu eğitim aslında yaşamına kolaylık değil zorluklar getirir. Toplumda değil kadın erkeklerin bile bu derece eğitim almadığı bir dönem yaşanıyordu. Ve Latife Birgen’e bir büyüğünün ifade ettiği ‘’bu kadar çok okuma. Çünkü adaya döndüğünde seni nereye koyacaklarını bilemeyecekler. Zorluklar yaşayacaksın’’ sözü hiç aklından çıkmaz Latife Hanım’ın. Ancak o okumakta kararlıdır. Hayat Latife Hanım için okumakla eş anlamlıdır ve bundan vazgeçmez hiç.

1967 yılında Amerika’dan burs alarak Nükleer Tıp konusunda doktora yapmak için 5 yıllığına California’ya gider. Zor ve değişik bir alanda yaptığı bu çalışma sırasında Kıbrıs’a dönüp dönmemeyi çok düşünür Latife Birgen.

Eğitim alanlarına bakıldığında yurt dışında kalması daha mantıklı görünse de kadrolu çalıştığı işinden izinli geldiği Amerika’da süresi dolar. Üstüne üstlük annesinden aldığı bir mektup Latife Birgen’in Kıbrıs’a dönüş kararı almasına neden olur. Annesi ölmeden önce kızını görmek istemektedir. Latife Hanım, kesin karar alarak tekrar Kıbrıs’a döner.

1972’de bu sefer Maarif Dairesi’nde müfettiş olarak görevlendirilir. 3 yıl sürdürdüğü bu görevin ardından Kıbrıs Türk Federe Devletinin kuruluşu ile Dışişleri ve Savunma Bakanlığı’na atanan 5 müdürden tek kadın Latife Hanım olur. O yıllarda kadın müdür olarak ilginç olaylar yaşadığını ifade eden Latife Birgen, zamanla çevresindekilerin kendisine alıştığını söyler. Devlet Başkanlığına bağlı olarak çalıştığı bu dönemi meslek yaşamının en verimli dönemi olarak nitelendiren Latife Hanım, o dönemde iş hayatında siyasetin ve siyasi partilerin bu derece etkili olmadığını vurguluyor. Meslek yaşamı boyunca kadınların yeterince başarılı ve etkili olmadığını üzülerek izleyen Latife Birgen, 1975 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni temsilen katıldığı Dünya Kadın Yılı etkinlikleri sonucunda ülkemizde de kadınların daha etkin olması gerektiğine karar verir. Ve Kıbrıs Türk Kadınlar Konseyi’nin kurulması gerektiğine karar verir. Konseyin Türk Kadın Konseyi ile birlikte çalışarak Kıbrıs Türk toplumunun davasını yurt dışında daha etkili duyurma niteliğine sahip olacağı tavsiyesine uyarak Latife Birgen, arkadaşları ile birlikte 25 Ağustos 1976’da Kıbrıs Türk Kadınlar Konseyi’ni tescil ettirir. Konsey, yeni devlette kurulan 3. sivil toplum örgütüdür.

Kuruluşunun ilk dönemlerinde Konsey çalışmaları daha çok Kıbrıs Türk toplumunu dış platformlarda tanıtma amacı güttüyse de ilerleyen zaman içerisinde kadın hakları konusuna ağırlık verilir. Latife Birgen ve arkadaşlarının öncülüğünde ilerleyen kadın hareketi Kadınlar Konseyi’nin çalışmalarının ardından hız kazanır. Konsey’in çalışmalarında kadınlara özgüvenlerinin kazandırılması öncelikli konu olur. Kadın hareketi konusunda çalışmalarda bulunan Latife Hanım, 1981-83 yılları arasında Kıbrıs Türk toplumu için önemli bir çalışma olan Üçlü Kayıplar Komitesi’nin kuruluşunda ve çalışmasında görev alır. Kadın haklarının ötesinde insan hakları gerekli diyen Latife Hanım, bu aşamada Kıbrıs Türk toplumunun haklarını pek çok platformda ve yazdığı çeşitli yazılarda dile getirir.

1983 yılına kadar devlet başkanlığındaki görevini sürdüren Latife Hanım, bu yıldan sonra kadın ve toplum çalışmalarına daha fazla zaman ayırabilmek için görevinden ayrılır. Konsey bünyesinde gerçekleştirilen temaslar sonucunda, 1975’de Mexico City’de, 1980 yılında Kopenhag’da, 1985 yılında da Nairobi’de yapılan Birleşmiş Milletler kadın toplantılarında Kıbrıs Türk kadınını temsil ederek Kıbrıs Türkünün davasını duyurdu.

Kadınlar Konseyi’ndeki çalışmalarında kadınlara yönelik çeşitli sanatsal ve faydalı etkinlikler dizisi düzenlerken, yıllarca içinde sakladığı ve hatta eğitiminin başında kendi kendine sanat mı bilim mi sorusunu sorduran resim çalışmaları gelir Latife Hanım’ın aklına. 1985 yılında resim yapmaya başlar. Evinin duvarlarını süsleyen güzel sanat eserleri yeteneğini açıkça ortaya koyuyor. Resimle birlikte şiir ve müziğe de hayatında daha çok yer veren Latife Hanım’ın sanatçı yönü ağır basmış 80’li ve 90’lı yıllarda. Batikle başladığı resimde desen dersleri ile kendini geliştirir, renk çalışmalarının ardından güzel eserler ortaya çıkarır. Kadınlar Konseyi bünyesinde yaptıkları çalışmalar sonucunda çeşitli sergilerde yer alırlar ve toplumda kültür olayların yerleşmesine katkı koyarlar. Latife Hanım, çevresinde güzel şiir yazmasıyla da ünlü. Düşüncelerini kağıda dökmekten mutluluk duyan Latife Hanım, sanata oldukça yatkın. Kıbrıs Türk kadının her alanda kendine yeterli olması için çok çalışması gerektiğini vurgulayan Latife Birgen, bu konuda erkeklerin kadınlara destek olmasını istiyor.

Kadınlar Konseyi’nin çalışmaları ile kadınlara öncülük ettiğini belirten Latife Hanım, toplum içerisinde kadınlara kota uygulanması sisteminden yana. Erkek egemen toplumlarda kadınlara daha çok destek vermek gerektiğini vurgulayan Latife Birgen, kadının artık iş yaşamından politikaya kadar her alanda daha çok desteklenmesinin başarı için şart olduğunu ifade ediyor.

Kadının eşinden veya babasından dolayı değil tek başına ayakta durması gerektiğini ifade eden Latife Hanım, bu konuda katedilmesi gereken çok mesafe var diyor. Yıllardır Kadınlar Konseyi başkanlığını yürüten Latife Birgen, şimdilerde kadınlarla birlikte çocukları da faaliyet alanları arasına almanın planlarını yapıyor. Çocuklara yabancı dil ve sanat eğitimi katkısı vermeyi düşünen Konsey yetkilileri, gelecekteki Kıbrıs için çocukların çok iyi yetişmesi gerektiğini vurguluyor. Latife Hanım’ın çocuklara düşkünlüğünü kendi ailesinde ve yıllar öncesinden görmek mümkün. Bir abla, teyze ve öğretmen olarak her zaman çocukların yanında olan Latife Hanım, ailesine ve arkadaşlarına çok düşkün. Her zaman onların yanında olan Latife Birgen, kendini dürüst, yardımsever ve hoşgörülü olarak tanımlıyor. Yıllardır kurduğu dostlukların devamı da ilişkilerinin sağlamlığının en güzel kanıtı.

Sürekli bir aktitive içinde olan Latife Hanım’ın hayatına baktığımızda bir dakika bile boş zamanının olmadığını görürüz. Tüm bu yoğunluk içinde mutfakta zaman geçirmeyi sevmediğini de ifade eden Latife Hanım, yemeği yaşamak için yediğini vurguluyor. Ancak sağlıklı beslenmeye de dikkat eden Latife Birgen, hayatını topluma adamış bir portre çiziyor. Klasik kadın tipinin çok ötesinde olan Latife Hanım, sürekli kalıcı birşeyler üretmek çabasında. Sürekli okuyan ve kitaplarla, dünyayla içiçe olan Latife Birgen, yakın zamanda hayatını kitaplaştırmayı düşünüyor. Çeşitli belgelerle desteklenecek kitabın topluma bir kaynak olacağını ve döneminin gerçeklerini anlatacağını belirten Latife Hanım, projesini yakın zamanda hayata geçirmeyi planlıyor.

Tüm davranışlarında mantığın ağır izlerini gördüğümüz Latife Birgen, aslında duygusal ve hayata hoşgörüyle bakan bir güzel insan.....

 

Ana Sayfa