|
İnci Kansu |
![]() O bir sanatçı. Üretemediği her günü kayıp sayan bir insan. Hayalleri ve projeleri hep sanatı ile ilgili ve hep sanatı üzerine. Mutfağını bile atölyesine taşımış. Tabii bu klasik anlamda mutfak değil. Atölyeler, sanatçıların en güzel üretimlerini gerçekleştirdikleri mutfakları. Sanatın mutfağında gerçekleşen şaheserler herkesi güzel bir düş dünyasına götürmeye aday. İnci Yılmaz, 1937 yılında Lefkoşa’da doğar. 4 kardeşin en büyüğü olan İnci, tüm kardeşlerine ablalık yapar. Ev hanımı Hatice Hanım ile kasap Mustafa Beyin ilk çocuğudur. El becerileri çok gelişmiş, mükemmeliyetçi bir anne olan Hatice Hanım ile pratik bir zekaya sahip, aktif bir insan olan Mustafa Bey, çocuklarının iyi yetişmesi için çok uğraş verirler. Özellikle küçük kız kardeşiyle çok uyumlu olan İnci Yılmaz, kardeşleriyle her zaman muhabbetli olmuş. Genelde mutlu bir çocukluk geçiren İnci Yılmaz’ın sanata ilgisi ilkokul sıralarında başlamış. Hep gülen resimler çizen İnci, resimleriyle birlikte yazılarıyla da dikkat çeker ilkokulda. Ortaköy ilkokulunda başladığı ilkokulu Lefkoşa Ayasofya ilkokulunda tamamlar. İlkokulun ardından dönemin tüm kızlarının gittiği Kız Lisesi’ne başlar İnci. Ancak şehir dışından gelen arkadaşlarının aksine yatılı değildir İnci. Okula gidip gelirken babasının hediye ettiği bisikleti kullanan İnci, o yıllarda bir erkek oyuncağı olan bisikletiyle dolaşan kızlardan biri olur. Babası ile birlikte bisikletleriyle gittikleri okul yolunu unutamaz. Okul yolunda bisikletini sürerken, rüzgardan açılan eteğini kapatmak için uğraşınca bir anda kendini yerde bulan İnci Yılmaz, bisiklet kazasını gülerek anlatıyor. İlkokulda olduğu gibi ortaokul ve lisede de sanata yatkınlığı hemen ortaya çıkan İnci Yılmaz, ortaokulda iken, güzel resim öğretmeni Mevhibe Hanım’ı kendine model seçer. Mevhibe Hanım’ın verdiği destek ve gösterdiği ilgi ile resme olan ilgisi daha da artar İnci Yılmaz’ın. Klişe ustası olan eniştesi Rıfat Bey de resme tutkusunu kamçılar İnci’nin. Rıfat Bey’in çizdiği ve kullandığı güzel desenler ve figürler İnci için inanılmazdır. Lise son sınıfa geldiğinde İnci Yılmaz, kararını vermiştir resam olacaktır. İnci’nin Türkiye’de okuma fikri ailede çok tepki görür. Genç bir kızın Türkiye’de tek başına okumaya gitmesi hiç uygun görü lmez. Kızlar için düşünülen evde oturarak kısmeti çıkınca da evlenmektir. İnci Yılmaz bu fikre şiddetle karşı çıkar. Kızının isteği karşısında baba Mustafa Bey, İnci’ye destek çıkar ve kızının okumaya gitmesine izin verir.Sınavlara katılan İnci Yılmaz, 1957 yılında burslu olarak Ankara Gazi Eğitim Fakültesi Resim-İş Bölümü’nde okumaya gider. Gönüllü olmasına karşın ailesinden ilk kez uzaklaşan İnci Yılmaz, ilk dönemin tamamlanmasına yakın Kıbrıs’a geri dönmeye karar verir. Ailesine yazdığı bir mektupla durumu bildirir. Annesinden gelen mektupla geri dönmeye hazırlanan İnci, babasından gelen çok sert bir mektupla Ankara’da kalmaya karar verir. Baba Mustafa Bey, İnci’ye tepki göstererek, eğitim görmeyi kendisinin istediğini dolayısıyla da zorluklara katlanmaya mecbur olduğunu söylüyordu. Babasının haklı tepkisi sonunda okulunda kalır İnci Yılmaz. Evden, aileden uzak olsa da zaman geçtikçe Ankara’ya alışır İnci Hanım. Okulda resim yanında gördüğü afiş, sanat tarihi, reklam ve seramik gibi dersler sanata ilgisini daha da artırır İnci Yılmaz’ın. Ankara’da güzel dönemler geçirir İnci Yılmaz. Ancak içine kapalı bir toplum yapısından sonra Türkiye çok farklı gelir İnci Yılmaz’a. Aslında İnci gibi diğer Kıbrıslı arkadaşları da çekingen ve içlerine kapalıdır. Aynı okulda buluşan Kıbrıslılar hemen gruplar oluşturarak biraraya gelirler. Hem şiveleri hem de farklı yapıları ile hemen farkedilirlerdi. Kıbrıslıların biraraya toplandığını gören hocaları da hemen olaya el koyarak tatlı sert bir ifade ile diğer arkadaşlarıyla da kaynaşmalarını isterdi. Kıbrıslıların oluşturduğu bu gruplarda İnci için yeni bir hayat vardır aslında. Okulunun ikinci yılında, yeraldığı bu grupta gelecekte eşi olacak Mehmet Kansu ile tanışır İnci Yılmaz. Edebiyat fakültesi öğrencisi olan Mehmet Kansu ile arkadaşlıkları hızla gelişir İnci Hanım’ın. Ciddi bir ilişki boyutuna giren arkadaşlıkları Kıbrıs’a kadar uzanacaktır ikilinin. İnci Yılmaz 3 yıllık eğitimini tamamladıktan sonra lisans eğitimini de alarak 1960 yılında Kıbrıs’a döner. Kıbrıs’a döner dönmez resim öğretmeni olarak Limasol 19 Mayıs Lisesi’ne tayin alır İnci Hanım. Hayatını Lefkoşa’da geçiren İnci Hanım’a Limasol ve insanları çok farklı gelir. Çok canlı ve hareketli yapılarıyla Limasolluları çok sever İnci Yılmaz. İnci Hanım’ın ardından 1961 yılında Mehmet Bey’in de tayini Limasol’a çıkar. Ailelerin baskısı ve isteği sonucu 17 Kasım 1961 yılında İnci Hanım ile Mehmet Bey evlenirler. Yeni hayatlarına Limasol’da başlayan ikili ekonomik sıkıntı lara ve Kıbrıs’ın karışık durumuna rağmen çok mutludurlar. Okuldan arta kalan zamanlarında arkadaşlarıyla Limasol’da çok güzel günler geçiren Kansu çifti de 63 olaylarıyla birlikte huzursuz olur.1964 yılında büyük oğluna hamile olan İnci Hanım, Limasol’dan ayrılarak Lefkoşa’ya döner. 28 Mayıs 1964’de de büyük oğlu Çağakan, 23 Mayıs 1969’da küçük oğlu Yılmazkan Kansu doğar. Eşinin ardından, Mehmet Kansu da Lefkoşa’ya döner. Kansu çifti Lefkoşa’da kendilerine yeni bir hayat kurar. Kadrosu Limasol’da kalsa da İnci Hanım, Kız Lisesi’nde göreve başlar. Ancak saatleri dolmadığı için önce Ticaret Lisesi’ne ardından da Öğretmen Koleji’ne derse gider. 15 yıl boyunca 3 okulda birden ders veren İnci Hanım, yıllar içinde çok yorulduğunu hisseder. 15 yılın ardından Müdür Muavini olarak 20 Temmuz Lisesi’nde görevlendirilir. Öğretmenliği yanında ressamlığı da başarıyla yürüten İnci Hanım, tüm bu yıllar boyunca bir arayış içindedir. Öğrencilerine resmi sevdirmeye çalışırken kendi de çeşitli çalışmalar yapar. Çeşitli jürilerde yer alırken yurt içinde ve yurt dışında da karma resim sergilerine katılır. Öğretmenliğinin ardından 8 yıl boyunca Milli Eğitim Bakanlığı’nda görev alır İnci Kansu. Bakanlıkta aldığı görev resim hocalarına çeşitli konularda yardımcı olmaktı. Bu görevini çok sever İnci Hanım. Öğrencilerin ardından öğretmenlerle resim konusunda çalışmak çok keyif verici olur. Sadece öğretmek değil çalışmalar konusunda tartışmanın ve fikir alışverişinde bulunmanın herkesi geliştirdiğini görür İnci Kansu. 1987 yılında fullbright bursu ile 3 aylığına Amerika’ya giden İnci Kansu’nun sanat hayatı yeni bir boyut kazanır. O güne kadar yaptığı çeşitli çalışmaları bir yana bırakan İnci Hanı m, yeni bir sanata gönül verir.Bu sanat sanallaşmaya giden dünyamızda yeni bir boyut kazanan kağıdın öyküsüdür. Yani kağıt sanatının dünyasıdır. Amerika’da çalışma imkanı bulduğu 5 kağıt atölyesinde kağıdı iyice tanır ve sever İnci Hanım. Ama bu öyle bir tutkudur ki aslında İnci Hanım, o güne kadar yaptıklarını bir kenara koyar ve kendini tamamen kağıt sanatına verir. Adaya döner dönmez hemen kendine bir atölye kuran İnci Hanım, çalışmalarına başlar. İnci Kansu, 20. yüzyıl sanatı diye tanımladığı kağıt sanatında bulmuş kendini. İnci Hanım, varolana yeni bir soluk getirme uğraşı içinde. Yaratıcılığın sınırlarını zorladığı çalışmaları ile günlerini dolduran İnci Hanım, Kuzey Kıbrıs ve Türkiye’de pek bilinmeyen bu yeni sanatı tanıtma çabası içinde. Çalışmaları sonucunda çeşitli ödüller de kazan an İnci Hanım, başarılı çalışmaları ile gelecekte de adından çok söz ettireceğe benziyor.Kağıt sanatı ile ilgili her toplantıya her çağrıya gitmeye çalışan İnci Hanım, sanal bir dünyaya yol alınan dünyamızda kağıt sanatının önemine dikkat çekiyor. Kopyalamanın, tüketmenin ve kirletmenin had safhada olduğu eski dünyamızda yeni bir üretimi teşvik ediyor kağıt sanatı. Tüketici konumundan çıkarak üretici ve yaratıcı pozisyonuna girmenize yardımcı oluyor. Kullanımının yavaş yavaş ortadan kalktığı, egemenliğini sanal ortamlara terkettiği dünyamızda, kağıt, sanatçılarla yeni bir egemenlik alanı yeni bir saltanat kuruyor. 2 bin yıllık bir geçmişe sahip olan kağıt üretimi yeniden şekilleniyor şimdilerde. Kağıt üretirken, kadınların mutfakta faydalandıkları yöntemleri de kullanan İnci Hanım, mutfak özlemini atölyesinde gideriyor. Boş vakitlerinin tamamını atölyesinde geçiren İnci Kansu, mikserini ve haşlama yöntemini de kullanarak harikalar yaratıyor. Kağıt üretim aşamasında doğal bitki liflerinden çeşitli kağıtlara kadar doğal niteliklere sahip herşeyi değerlendiren İnci Kansu, yapay olmamak kaydıyla doğal maddelerin tamamının kağıt üretiminde kullanılabileceğini ifade ediyor. Yine bizlerin haşlayarak sofralarımıza aldığımız sebze ve meyvelerin İnci Hanım’ın yetenekleri sayesinde yenebilir kağıtlar formuna girdiğini görmek oldukça keyif verici. Aklın ve yeteneğin sınırlarını zorlayan sanat çalışmalarını yaygınlaştırmak ise İnci Hanım’ın en büyük hayali. 7 yıldır gecesini gündüzüne katarak bitirmeye çalıştığı projesi İnci Kansu’nun en büyük ideali. Geniş bir alanı kapsayan galeri-atölye çalışması kişisel bir hedef olsa da topluma çok şeyler kazandıracak bir eser niteliğinde. Resim galerisinden yoksun Lefkoşa için güzel bir eser özelliği taşıyacak galerisini uluslararası bir açılışla ülkesine kazandırmayı hedefleyen İnci Hanım, çok heyecanlı. Binanın üst katında oluşturulan atölye ise kağıt sanatına pek çok sanatçı kazandırmaya aday. Kağıt sanatını geliştirmeyi hedefleyen İnci Hanım, düzenleyeceği ku rslarla bu sanata gönül verenlere öğretmenlik yapacak.Kağıdı insanlara yeniden ve farklı bir boyutta sevdirmeye çalışan İnci Kansu, yurt dışında yapılan kağıt sanatı konferanslarını kaçırmadan izliyor. Boş zamanlarında kendini geliştirmeye çalışan İnci Hanım, lisan eğitimine oldukça düşkün. Üniversite eğitiminin ardından boş bulduğu her dakikada lisanını geliştirmeye çalışan İnci Hanım, halen bu çalışmalarını sürdürüyor. Lisan eğitiminin dışında bilgisayar eğitimine de önem veren İnci Kansu, dünyayla iletişimin bilgisayar kanalıyla yapıldığını gözönünde bulundurarak bilgisayarla da haşır neşir olmuş. Dünyanın hızına yetişmek için çaba göstermek gerektiğini ifade eden İnci Hanım, kadınlarımızın kendilerini bu tür alanlarda geliştirmeleri gerektiğini vurguluyor.Kendini sanat çalışmalarına adayan özel insanlardan olan İnci Kansu, doğallığı kişiliklerinde taşıyan sanatçıların doğal olana katkı koymayı her zaman başardığını düşünüyor. Her geçen gün yaşlanan dünyamızda yeni bir şeyler üretmek, güzel olana katkı koymak herkes için kaçınılmaz bir istek ve hedef olmalı aslında. Bunun da en yaratıcı yollarından biri hiç kuşkusuz sanat. Üretmek ve özel şeyler yaratmak isteyenler için. |