İnanç Öney

Dünya üzerindeki sınırları ortadan kaldıran, insanları birleştiren, kaynaştıran ortak dil kültürdür. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de kültürel alanda zengin ülkelerden biri. Küçücük bir ülke olmasına karşın, gerek tarihsel gerekse müzikal alanda kendine bir yer edinmiş. Özellikle yaz ayları boyunca gündemden inmeyen ve dünyanın dört bir yanından sanatçıları konuk eden sanatsal etkinliklerin gerçekleşmesinde en önemli görevlerden biri Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’na bağlı Kültür Dairesi’ne ait. Kültür Dairesi’nin bu denli başarılı olmasında da en büyük etkenlerden biri hiç kuşkusuz İnanç Öney. Kültür Dairesi Müdürlüğünü yürüten İnanç Hanım, toplumdaki başarılı kadınlarımıza güzel bir örnek. 28 Kasım 1949 yılında Girne’de doğan İnanç Nizami, üç kızkardeşin ortancası. Ev hanımı Cemaliye Hanım ile Polis Okulu eğitmenlerinden Osman Nizami Bey’in üç kızının içinde en dikkat çekeni küçük İnanç. Çünkü İnanç, her işe karışan ve insanlarla çok sıcak diyaloglar kurmayı başaran sempatik bir çocuk. Tek çocuk olan annesinden dolayı büyükanne ve büyükbabanın da yer aldığı geniş bir ailede büyüyen İnanç Nizami, çok güzel ve mutlu bir çocukluk geçirir. Otoriter bir aile yapısının içinde olsa da, çok demokratik bir yapıya sahip olan baba Osman Bey, kızlarına her konuda yardımcı olur. Onlara yüzmeyi öğretir. O yılların sınırlı özgürlüklerinin dışında babalarının katkılarıyla hiç unutamayacakları güzel günler geçirirler. Girne’deki büyük bahçeli evlerini, kırlarda dolaşıp çiçekler toplamalarını hep coşkuyla hatırlar İnanç Nizami.

İnatçı ve yaramaz İnanç, ablasının okula başlamasıyla birlikte kendi de okul krizine girer. İnanç’ın ağlamaları durmak bilmeyince kendine bir okul aramaya başlanır. Anne Cemaliye Hanım’ın çabalarıyla dönemin güzel okullarından biri olan Fransız St. Joseph Anaokulu’nda karar kılınır. Çünkü küçük İnanç, kepi ve kravatıyla birlikte gösterişli bir üniformaya sahip okula hayran olmuştur. Tek kelime fransızca bilmemesine ve değişik giysiler giyen eğitmenlerine rağmen Fransız okuluna gitmekte ısrar eder. Anne Cemaliye Hanım da kendinde gördüğü eğitim eksikliğini kızlarına yaşatmamak için onlara hep destek olur. Anaokulu eğitiminin ardından babasının tayini sonucu Lefkoşa’ya gelirler. Selimiye İlkokulu’na başlayan İnanç, aktifliği ile hemen dikkat çeker. Her faaliyetin içinde yer alan İnanç, kendini herkese sevdirir.

Lefkoşa’dan sonra tekrar Girne’de 23 Nisan İlkokulu ve hemen ardından yine Lefkoşa’ya dönerler. Mutlu aile yaşantılarına rağmen o yıllarda Kıbrıs, karışık günler geçirmektedir. 57-58 olaylarını Lefkoşa’da yaşayan Nizami ailesinin evine konulan bomba yaşamları boyunca unutamayacakları kötü bir anı olur. Bombanın patlaması sonucu duvar altında kalan küçük kızkardeş, aileye korkulu anlar yaşatır. Ailenin en küçüğü İdil’in her zaman yanında olan İnanç, ailesinin de kendisine sorumluluk vermesi sonucu hep İdil’in koruyucusu olur. Çekingen ve daha geri planda kalan kızkardeşlerine karşın İnanç her zaman hep en önde ve her faaliyetin içinde yer alır.

Babanın tayini dolayısıyla takvimler 1963’ü gösterdiğinde Nizami ailesi yine Lefkoşa’dadır. Köşklüçiftlik İlkokulu’nun ardından Kız Lisesi’ne geçer İnanç. Artık Kıbrıs için şiddet dolu dönemlerdir yaşanan. Şimdilerin Şehit Tuncer İlkokulu’na adını veren ve İnanç’ın hocası olan Tuncer Hasan’ın şehit olması İnanç için çok üzüntü verici olur. Savaş yıllarının harp çocukları olarak geçirdiği genç kızlık yılları İnanç Nizami için acı ve korkulu anılarla doludur.

Okulda hep en önde ve başarılı olsa da herkes için zor günlerdir yaşanan. Mutlu aile yapıları tek güzelliktir kendileri için o dönemde. İnanç evde de en son sözü söyleyen ve her işi yapandır. Anneanne egemen bir mutfakta da başarılıdır İnanç. Daha o yıllardan yaptığı güzel pastalar börekler vardır. Temizliğe ve titizliğe önem veren İnanç Nizami’nin uyumsuzluklara tahammülü yoktur hiç. Kızkardeşlerini idare eden, ailede egemen olan kız İnanç’tır.

Kız lisesinin ardından Ankara’ya yükseköğrenime gider İnanç Nizami. İdeali olan doktorluğu tek puanla kaybeder. Bunun üzerine insanı yakından inceleyen psikoloji ve felsefe eğitimi almaya karar verir. Ankara Hacettepe’de eğitim görürken, küçük kızkardeş İdil de Ankara’ya eğitime gider. İnanç Nizami orda da kardeşine ablalık yaparak eğitimini tamamlamasına destek olur. Başarılı geçen eğitiminin ardından Hacettepe Üniversitesi Sosyolojı ve İdari Bilimlerden yüksek lisans diploması alarak 1974’de mezun olur. Eğitiminin ardından Ankara’da çalışarak geçirdiği bir yılın ardından İnanç Hanım, 1975’de Kıbrıs’a döner. Önünde henüz toparlanamamış bir toplum bulan İnanç Nizami, bu karmaşanın içinde bir dönem ne yapacağını bilemez.

1976-77 yılından itibaren Lefkoşa Türk Lisesi’nde öğretmenlik yapmaya başlayan İnanç Hanım, mesleğinde çok mutlu olur. Çocuklara çok düşkün olan İnanç Nizami, öğrencileriyle çok güzel bir diyalog kurar. Öğretmenlik yanında onların ablaları ve rehberleri olur. Kuralcı, otoriter ve sert hoca tanımına rağmen öğrencileriyle arkadaş olmayı, onlara hayata dair güzel dersler vermeyi başardığına inanır.

80 yılına gelindiğinde hayatında yeni oluşumlar başgösterir İnanç Nizami’nin. Dostları aracılığıyla tanıştığı Bilge Öney, hayatını değiştirir. Çok aklında olmasa da İnanç Hanım, Bilge Bey’in ısrarlarına dayanamaz ve nişanlanırlar. 5 Temmuz 1981’de de hemen evlenirler.

Ailelerin etkisi dışında kendi gönüllerince seçtikleri bir yoldur bu. Kişiliklerindeki farklılıklar evliliklerinde denge unsuru olur. 2 Temmuz 1982’de büyük oğulları Sabah doğar Öney ailesinin. 2 Temmuz 1987’de de küçük oğulları Emrah. Yeni mutluluklar aileye yeni sevinçler getirse de İnanç Hanım’ın sorumlulukları artar bu dönemde. Hem çalışıp hem çocuk bakmak zordur çalışan anneler için. Bu dönemde bebeklerin bakımına yardımcı olsun diye Şerife isimli kimsesiz bir kız alır Öney ailesi. Daha sonra bebeklerin bakıcısı değil evin kızı olur Şerife. Koruyucu aile statüsüne geçen Öney ailesi Şerife’yi kızları gibi büyütürler. Oğlanlarla birlikte Şerife de büyür, onlara bir abla olur. Ummadıkları bir anda hayatlarına giren Şerife de aileden biridir artık. Anne-baba olarak bildiği İnanç Hanım’la Bilge Bey, Şerife için çok önemlidir ve yeni doğan bebeğine de Bilge adını verir.

Oğulları ile de çok iyidir İnanç Öney, uzun yıllar yurt dışında çalışan babalarının yokluğunu hissettirmemeye çalışır çocuklarına. Onlara hem anne hem baba olur.

Öğretmenlik hayatının çoğu Lefkoşa Türk Lisesi’nde geçer İnanç Öney’in. 10 yıl öğretmenlik ve 8 yıl da idarecilik yaptığı okulundan 1996 yılında Kültür Dairesi Müdürlüğü’ne atanır. Ülkesine ve özellikle de kültürel objelere oldukça düşkün olan İnanç Hanım için bu görev biçilmiş kaftandır aslında. Kıbrıs’ın yokolan değerlerini yaşatmaya bir nebze de olsa katkı koymak İnanç Öney için, bir yaşam iksiridir. Ancak siyasi iktidar değişimlerinin sonucu olarak kısa bir dönem bu görevden alınır İnanç Hanım. Ama bu ayrılık kısa sürer ve 1999’da tekrar eski görevine getirilir. Çocukların ardından yetişkin insanların idarecisi olmak oldukça farklıdır ancak aldığı sosyoloji eğitiminin bu noktada faydasını gördüğüne inanıyor İnanç Öney ve personeliyle uyum içinde çalışıyor.

Bulunduğu mevkinin gereklerini yerine getirirken hiç şikayet etmiyor İnanç Hanım. Özellikle yazın yoğunlaşan kültür faaliyetlerine gece-gündüz demeden katkı koymaktan mutlu oluyor. Ailesinin engin hoşgörüsüyle başarabildiği görevine evinden daha çok zaman ayırıyor sırasında.

İnanç Öney’in Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’ndaki ofisine girdiğinizde, buram buram Kıbrıs kokan bir ortamda buluyorsunuz kendinizi. Yıllar öncesinden, nenelerimizden, dedelerimizden kalma islimin yani küçük bir ocağın şık bir abajura dönüştüğünü görmek mutluluk verici. Ülkemizin birçok güzel geleneğini bu ofiste görmek mümkün......

Otantik nesnelere ve geçmişe verdiği değer çok büyük İnanç Hanım’ın. Antikalar ve hangi ülkeden olursa olsun geleneksel özellik taşıyan objeler onun için paha biçilmez. Ofisi gibi evini de özenle döşemiş İnanç Öney. Geçmişi yaşatmak onun için bir amaç aslında. Detaycı ruhunu evinin her köşesinde görmek mümkün. Her baktığınız köşede geçmişten bir detay görmek kaçınılmaz. Ailesine ve evine de çok düşkün olan İnanç Hanım, aile yaşamını çok seviyor. İşi dışında dışarıda zaman geçirmeyi sevmeyen İnanç Öney, çocuklarının beslenmesinde de oldukça tittiz. Anneanneden kalma bir mutfak kültürünü yaşatmaya çalışan İnanç Öney, sağlıklı beslenmeden yana....

Yaşamdaki sağlıklı beslenmenin yanında doğadaki yaşamın da hayranı İnanç Hanım. Fırsat buldukça kendini kırlara atan İnanç Öney, çocukluğunun bitmez tükenmez kır gezilerini unutmaz hiç... Evinin her köşesinde görülen güzel bitkiler, doğaya düşkünlüğünün en güzel kanıtı. Her çiçeği ile tek tek ilgilenen İnanç Öney, yaşamında doğal olmayan hiçbir şeye yer vermediğini ifade ediyor.

Hobileri arasında yer alan dekorasyon en favori konularından biri. Geleneksel objelerle birlikte modern yaşamın gereklerini birleştirerek ailesi için rahat bir yaşam alanı yaratan İnanç Hanım, gittiği her ülkeden antikalarla ve geleneksel özellikler taşıyan eşyalarla dönüyor. Müzik dinlmeyi de çok seven İnanç Öney, tam bir Pavarotti hayranı. Yaratıcı ve titiz çalışmalarıyla bilinen İnanç Öney, hanımlar için oldukça ilgi çekici olan takı tasarımıyla da ilgileniyor. Kadınlar için vazgeçilmezler arasında yer alan takılarının tamamına yakınını kendi yaratıcılığıyla dizayn ediyor İnanç Hanım. Anneden, neneden, deden kalma tesbihleri, taşları kendi zevkiyle biçimlendirerek güzel takılar yaratıyor. Çocukluğundan kalma bir alışkanlıkla eskileri değerlendirme özelliğini yaratıcılığa dönüştürmeyi başaran yetenekli insanlardan biri İnanç Öney.

Kendini mutlu ve sabırlı bir insan olarak tanımlayan İnanç Hanım, mutluluğun da anlarla sınırlı olduğunu ifade ediyor. Güzel şeylerle uğraşmayı seven ve uyumsuzluklara tahammülü olmayan İnanç Öney, güzel olanı başarmanın insanın kendi çabası ile mümkün olduğuna inanıyor.

Kültürümüzü geleceğe taşımak, geçmişe verdiğimiz değerle şekillenecek. Geçmişini yaşamında taşıyan İnanç Öney de toplumsal geleceğimize katkı koyan özel insanlardan biri.

 

Ana Sayfa