|
Hatice Gökçekuş |
![]() K ıbrıs Türk toplumu içerisinde belli bir noktaya gelmiş, topluma hizmet veren ve kendini kanıtlamış kadınlar dizimizin yeni bir konuğu Hatice Gökçekuş. Sağlık alanında yeni yeni yaygınlaşan ve her geçen gün ilginin arttığı fizik tedavi ve rehabilitasyon alanının Kıbrıs’taki sayılı uzmanlarından biri Dr. Hatice Gökçekuş. 16 Ağustos 1960’da 5 çocuklu İşegüven ailesinin ilk kızı olarak dünyaya gelir Hatice. Eski Gönyeli’nin orta halli ailelerinden birinin kızıdır. İnşaat kalıpçısı baba Ahmet Rasım Bey ile ev hanımı anne Laika Hanım, 4’ü kız biri erkek 5 çocukları ile çok mutludurlar. Gönyeli’nin bahçeli evleri ve daracık sokaklarında kalabalık arkadaş grubu ile sokakta oynadıkları oyunlar, çocukluğunun güzel hatıraları olur Hatice’nin. Bahçeli evlerinde en keyif aldığı olay bahçeyi çiçeklerle donatmaktır. Çocuk haliyle hiç bıkmadan usanmadan bahçeye çeşit çeşit çiçekler eken Hatice, rengarenk çiçeklerinin açmasını mutlulukla izler. Özgür ve rahat bir ortamda geçen çocukluğunu doya doya yaşayan Hatice, 1966 yılında Gönyeli ilkokuluna başlar. Sınıfının sakin ama çalışkan öğrencisidir Hatice Ahmet. En yüksek notları alarak geçtiği sınıflarında sosyal aktivitelerde de en öndedir Hatice. Piyeslerden, milli oyunlara kadar tüm sosyal faaliyetlerin içinde yer alan Hatice, hocalarının gözdesidir. Yıllar sonra eşi olacak Hüseyin Gökçekuş ile ilkokulda 6 yıl aynı sınıfta okuyan Hatice, yaşamın neler getireceğinden habersizdir. 60’lı yılların en güzel yaz eğlencelerinden olan deniz ve piknik keyfi, o dönemlerde başlayan Türk-Rum çatışmaları ile gölgelenir. Gönyeli’den Girne’ye giderken geçtikleri Rum köylerinde radyonun sesini kıstıklarını ve Türk olmalarının anlaşılmamasına çalıştıklarını hatırlayan Hatice, savaş yıllarının korkunçluğunu hiç unutmaz.Güneyden göçmen gelen Türkleri evlerinde aylarca konuk eden Hatice ve ailesi, s ıkıntılı dönemler geçirir.Kendileri okuyamayan anne Laika Han ım ile baba Ahmet Bey, çocuklarının tümünü okumaları için teşvik eder. Ağabeyinin ardından kendi de başarılı bir öğrenci olan Hatice, o dönemlerde 6 yıl olan ilkokulun ardından Kız Lisesi’nin orta bölümüne kaydolur. Kız Lisesi’nin en parlak ve çalışkan öğrencilerinden olan Hatice, unutamayacağı güzel arkadaşlıkların temelini atar Kız Lisesi’nde. Fen derslerinde olduğu kadar, edebiyat ve sanat derslerinde de başarılı olan Hatice, resim konusunda çok yeteneklidir. Okul dönemi boyunca güzel çalışmalara imza atan Hatice, atletizimde de okuluna dereceler kazandırır. Hatice, orta 3’e geçerken yaşanan 20 Temmuz Barış Harekatı, Hatice’nin yaşamında yer eder. Yıllarca savaş korkusu ile yaşayan herkes gibi Hatice ve ailesi de Türk ordusunu sevgiyle karşılar. Gelen göçmenlerle aynı evde 60-70 kişi kaldıklarını unutmayan Hatice, çocuk düşüncesiyle ‘’biri bizi ışınlasa da bu savaştan kurtulsak’’ diye hayaller kurar.Orta bölümün ard ından Kız Lisesi’ne devam eden Hatice, tübitak ve bilgi yarışmalarının vazgeçilmez elemanlarından biri olarak, anne-babasının gurur duyduğu bir öğrenci olur. Lisede de sosyal ve başarılı bir öğrenci resmi çizen Hatice, lise sona yaklaşırken özellikle zevkle yürüttüğü resim ve atletizm faaliyetlerini bırakarak üniversiteye yönelir. Hatice’nin gelecek için bir tek hedefi vardır o da tıp fakültesini kazanmak.Hocalar ının da teşviki ile sınavlara giren Hatice, 1978 yılında Kıbrıs çapında en yüksek notu alarak Ankara Tıp Fakültesi’ni kazanır. Hep doktor olacağım hayalleri ile büyüyen Hatice, azmi ve çalışkanlığı ile hedefine ulaşır. Ancak baba Ahmet Rasım Bey, o yıllarda Türkiye’de tırmanan siyasi olaylar nedeniyle kızını Ankara’ya gönderip göndermemekte kararsızdır.Fakat Hatice, hedefini gerçekle ştirmekte kararlıdır. Ankara’da eğitimde olan ağabeyinden güç alarak, kararını verir ve Ankara’ya gider.Ankara’da K ıbrıslı kız öğrencilerin kaldığı kız yurduna yerleşen Hatice, tıp fakültesine başlar. Ağır bir eğitimi olan tıp fakültesine devam eden Hatice kendini ansızın siyasi olayların içinde bulur. Sağ-sol olaylarının tırmandığı bu dönemde, Kıbrıslı erkek öğrenciler, kızları korumak için kız yurdunu kontrol altına alır. Her gün korku içinde yurttan çıkarak okuluna giden Hatice, 2 ayın sonunda yurtta daha çok kalamayacağını anlar ve yurttan kaçmaya karar verir. Ve bir sabah erken saatte kitaplarını alarak yangın merdivenlerinden yurdu terkeder Hatice. Önceleri özel bir yurda yerleşen Hatice, Kıbrıslılar yurdunun kapatılması üzerine başka bir yurda geçer. Ancak sağ-sol olaylarının durulmaması üzerine Hatice, ağabeyi ve kendileri ile birlikte Ankara’da okuyan ağabeyinin nişanlısı, birlikte ev tutmaya karar verirler. Eğitiminin 2. yılında evde daha rahat bir ortamda eğitimine devam eden Hatice, tıp fakültesinde okumaktan mutludur. Eğitimi yoğun bir şekilde devam ederken 2. yılın yazında Hatice’yi bir sürpriz beklemektedir. İlkokulda aynı sınıfta okuyan ve daha sonraları yolları Ankara’da kesişen Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi öğrencisi Hüseyin Gökçekuş, ailesini göndererek Hatice’yi ailesinden ister. Hüseyin Gökçekuş’un teklifini şaşkınlıkla karşılayan Hatice uzun bir düşünme sürecinden sonra okuluna da devam kararı vererek teklifi kabul eder ve Hüseyin Bey’le 22 Ağustos 1980’de nişanlanır.Ankara’dan K ıbrıs’a bekar gelen Hatice, nişanlı olarak geri döner. Hatice, gittikçe ağırlaşan tıp eğitimini tamamlamaya çalışırken, nişanlısı Hüseyin Bey de jeoloji mühendisliği eğitimine devam eder. 1982 yılında fakülteden mezun olan Hüseyin Bey ile Hatice Hanım, 27 Ağustos 1982’de Kıbrıs’ta nikahlanırlar. Jeoloji Mühendisliğinden mezun olan Hüseyin Bey, master yapmaya başlarken Hatice Hanım da eğitimine devam eder.1984 y ılında tıp fakültesini tamamlayan Hatice Gökçekuş, ihtisasını çocuk hastalıkları üzerinde yapmaya karar verir. İhtisas için yaptığı başvurunun ardından Hatice Hanım, rahatsızlanır. 4 ay süren hepatit hastalığının ardından bir de bel fıtığı olan Hatice Gökçekuş, kötü bir dönem yaşar. Bel fıtığının giderilmesine yönelik fizik tedavi seansları sırasında, hocalarının da tavsiyesi ile Hatice Hanım, çocuk ihtisasından vazgeçer.Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon konusunda ihtisas yapmaya karar veren Hatice Gökçeku ş, 1985 yılında Ankara İbni Sina Hastanesi’nde ihtisasına başlar. Yoğun bir tempoya sahip hastanede asistanlık yapmaya başlayan Dr. Hatice Gökçekuş ve ODTÜ’de ‘’su’’ konusunda doktora yapmaya başlayan Hüseyin Gökçekuş, Kıbrıs’a giderek 2 Ağustos 1986’da evlenirler. Evliliğin ardından Ankara’ya dönerek kendilerine yeni bir düzen kuran Gökçekuş çifti, yoğun bir tempoya girer.A ğır bir rotasyonla İb-ni Sina’da çalışmaya devam eden Hatice Hanım ile Hüseyin Bey, birbirlerine destek olarak sürdürürler yaşamlarını. Hatice Hanım’ın asistanlığının 2. yılında 12 Ocak 1988’de kızları Laika dünyaya gelir. Küçük kızları ayrı bir mutluluk verir genç çifte. Ev, eğitim ve çocuk üçgeni hem Hatice Hanıma hem de Hüseyin Bey’e zor gelse de, sırayla tüm sorunların üstesinden gelirler. Aynı dönemde Ankara’da mimarlık okumaya başlayan kızkardeşi Hatice Hanım’ın imdadına yetişir. Dönüşümlü olarak baktıkları küçük Laika, tüm yaramazlıklarına karşın evin neşesidir.Bu yo ğunluk içerisinde tezini hazırlamayı başaran Dr. Hatice Gökçekuş, Ocak 1990’da eğitimini tamamlar. Bu dönemde Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde başgösteren fizik tedavi uzmanı açığı Hatice Hanım’ın Kıbrıs’a dönüşünü hızlandırır. Dr. Hatice Gökçekuş, 1990 Şubatında kızını da yanına alarak, ODTÜ’de doktora yapan eşini Ankara’da bırakır ve adaya döner.Mart 1990’da uzman doktor olarak Lefko şa’da işe başlayan Hatice Hanım’a Haziran 90’da eşi de katılır. Doktora tezini tamamlayan Hüseyin Gökçekuş, adaya dönüşünün ardından hemen askere gider. Kızı ile birlikte ailesinin yanında kalan Dr. Hatice Gökçekuş, kendi özel kliniğini de açarak 2 işte çalışmaya başlar. 25 Ocak 1993’de oğlu Rifat’ı dünyaya getiren Hatice Hanım, yine yoğun bir tempoya girer. Bu arada Yakın Doğu üniversitesinde akademik bir yaşama başlayan Dr. Hüseyin Gökçekuş’un da yoğun iş temposu, ailesine çok bağlı olan Dr. Hatice Hanım’ı bir karar vermeye zorlar. Ailesine ve eşine daha çok zaman ayırmak isteyen Hatice Hanım, sadece Hastane’deki işini sürdürmeye karar verir.Kuzey K ıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en donanımlı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nin 2 uzman doktorundan biri konumunda Dr. Hatice Gökçekuş. 13 yıl önce başladığı görevini büyük bir özveri ile sürdüren Hatice Hanım, bölüm arkadaşları ile birlikte Kuzey Kıbrıs geneline hizmet veriyor. Ada içerisindeki diğer fizik tedavi merkezlerinin yetersiz olması sonucu Lefkoşa Hastanesine yoğun bir hasta akışı olduğunu anlatan Hatice Hanım, zaman zaman yaşanan tıkanıklıklara rağmen en iyi hizmeti vermeye çalıştıklarını anlatıyor. 8 asistan doktor ile birlikte hizmet vermeye çalıştıklarını vurgulayan Dr. Hatice Gökçekuş, poliklinik hizmetleri yanında konsülütasyon hizmeti de verdiklerini ifade ediyor. Yatılı hizmet de verdiklerini söyleyen Hatice Hanım, romatizmadan felce, ağrılı sızılı hastalardan çocuklara kadar çeşitli hastalara hizmet sağladıklarını belirtiyor.Halk deyimiyle ‘’s ızı doktoru’’ olarak adlandırıldıklarını söyleyen Hatice Hanım, bu sözün çok doğru olduğuna inananlardan. Yoğun talepleri ancak belli bir program dahilinde karşılayabildiklerine dikkat çeken Dr. Hatice Gökçekuş, bölümle ilgili hizmetlerin yoğunluğu dolayısıyla bunların yürütülmesinin kolay olmadığını vurguluyor.Bölümde çal ışan asistanların eğitimlerini de burda aldıklarını belirten Dr. Hatice Gökçekuş, eğitim programlarının da yoğun olduğunu ifade ediyor.Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nin en geli şmiş cihazlarla hizmet verdiğini anlatan Hatice Hanım, yurt dışına en az hasta gönderen bölümün kendi bölümleri olduğunu vurguluyor.Bir fizik tedavi ve rehabilitasyon uzman ının 6 yıl tıp, 3 yıl da ihtisas eğitiminden sonra yetişebildiğini anlatan Hatice Hanım, fizyoterapistlerin de öngörülen programların uygulayıcısı olduklarını ve bu ikilinin birbirini tamamlayıcı özellik taşıdığına dikkat çekiyor. İdeal ekiplere sahip olmamakla birlikte, her türlü hastaya en iyi hizmeti vermeye çalıştıklarını anlatan Dr. Hatice Gökçekuş, sosyolojik ve psikolojik sorunları olan, özürlü olan ve birçok sorunla birlikte kapılarını çalan çok hasta olduğunu vurguluyor.Hasta yelpazeleri içerisinde yeni do ğmuş bebekten, en yaşlısına kadar çeşitli kesimlerden hastalar olduğunu söyleyen Hatice Hanım, çok yoğun talep olduğu için genelde randevu sistemi ile çalıştıklarını ifade ediyor.Eskiden insanlar ın daha hareketli bir yaşama sahip olduğunu ifade eden Dr. Hatice Gökçekuş, gelişen teknoloji ile birlikte, hareketsizleşen yaşamın sonucunda hasta sayısında yoğun bir artış yaşadıklarını, özellikle duruş ve oturuş bozukluklarının arttığını vurguluyor. Hastalarına ilaç ve egzersizle de yardımcı olmaya çalıştıklarını anlatan Dr. Hatice Gökçekuş, egzersizin özellikle bilgisayar karşısında oluşan rahatsızlıklara iyi geldiğine dikkat çekiyor.Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nin tam ekipmanl ı çalışan, ülke için yeterli bir merkez seviyesine ulaşmasının kendisi için bir hedef olduğunu belirten Dr. Hatice Gökçekuş, hastalarına en iyi hizmeti vermenin çabası içerisinde.Sürekli sorunlu, a ğrılı sızılı insanlarla birlikte olan onların acılarını bir nebze olsun azaltmaya çalışan Dr. Hatice Gökçekuş, en büyük sığınağının evi ve özellikle de mutfağı olduğunu belirtiyor. Saatlerce mutfakta kalabilen ve ancak bu şekilde dinlendiğini hisseden Hatice Hanım, mutfağı çok seviyor.Y ıllarca Ankara’da yaşayan Gökçekuş ailesi, zengin Türk mutfağının ve geleneksel Türk çayının müptelası adeta. Hafta sonu pişen güzel börek alışkanlıklarından hiç vazgeçmeyen Hüseyin Bey, bunu çocuklarına da aşılamış. Hatice Hanım’ın Ankara’dan getirdiği en güzel böreklerden biri de talaş böreği...Ailesine inan ılmaz düşkün olan Hatice Hanım, boş kalan vakitlerinin tamamını eşine ve çocuklarına ayırıyor. Zaman zaman doktor arkadaşları ile biraraya gelerek güzel sohbetler yapsalar da ailesi hep en önde olur. Çocuklarının herşeyi ile çok yakından ilgilenen Hatice Hanım, eşinin de en büyük destekçisi. Yakın Doğu Üniversitesi’nde hem yönetici olarak çalışan hem de akdemik kariyer yapan Hüseyin Gökçekuş, 2001 yılında hak kazandığı profesörlük ünvanı ile Kuzey Kıbrıs’ın ilk profesörlerinden biri. Kuzey Kıbrıs’ın ve Yakın Doğu Üniversitesi’nin tanıtımı için yoğun bir uluslararası çalışma temposuna sahip Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş’un yanında herzaman eşini görmek mümkün. Eşi gibi kendi de ailesine çok düşkün olan Hüseyin Bey, ‘’Güzelyurt İlçesinin KKTC Açısından Önemi’’, ‘’Toprak ve Su’’ isimli eserini eşine ve çocuklarına atfetmiş....Karde şleriyle de hem kardeş hem arkadaş olduklarını anlatan Hatice Hanım, anne babasının fedakarlıklarının yaşamının her evresinde sürdüğünü ve aile birlikteliğinin güçlendirilmesinde çok önemli olduğuna dikkat çekiyor. Birbirine çok bağlı bir ailesi olduğunu ifade eden Hatice Hanım, zaman zaman düzenledikleri hafta sonu yemekleri ile buluştuklarını ve keyifli saatler geçirdiklerini anlatıyor. İş yaşamında da ev yaşamında da fedakar bir insan olan Hatice Hanım, başarılı bir doktor ve başarılı bir anne portresi çiziyor. İnsanlık için uğraş veren bir tıp uzmanı olan Dr. Hatice Gökçekuş, ideali gerçekleştirme hedefini hep canlı tutanlardan ve bunun için uğraş verenlerden. |