Hacer Çerkez

Dokuz çocuklu, kalabalık bir ailenin beşinci çocuğu olarak 16 Temmuz 1947’de hayata gözlerini açar Hacer Korun. Doğduğu köy yıllar sonra yaşanacak korkunç katliamla tarihteki yerini alacak Sandallar’dı. Bol kardeşli evin 6 kızından biri olan Hacer’in en mutlu anları özellikle kızkardeşleriyle biraraya gelerek, gülüp eğlendikleri saatlerdi. Çiftçi Kasım Korun Bey ile ev hanımı anne Dervişe Hanım, çocuklarını özenerek büyütüyorlardı. Hepsi için koydukları hedef iyi bir eğitim almalarıydı. EOKA çalışmalarının hızlandığı, Türk ve Rumların karışık yaşadığı yıllardı o dönemler. Babasının yanında Rum işçiler çalıştığı halde ilkokula giderken hayatının en korkulu yıllarını yaşar küçük Hacer. İngiliz Hükümeti’nin silahlarını topladığı ve kendilerini tamamen savunmasız bıraktığı dönemlerde en büyük korkuları ani Rum baskınlarına maruz kalmaktı. Korkuları yüzünden sürekli yanlarında çapalar, bıçaklar kısacası savunma aracı olacak herhangi birşeylerle yatmayı alışkanlık haline getirmişler o yıllarda. Korkularını yenmesi ise ancak üniversite döneminde mümkün olur. Yine de çocukluğundan taviz vermeden oyun oynamayı çok severek büyür Hacer. Sandallar köyünün tek derslikli ilkokulu ilk eğitim yuvası olur. 2 mil uzaktan gelen civardaki köy çocukları ile tam gün eğitim alarak ilkokulu bitirir. Okullarının temizliği de hademe olmadığı için küçük öğrencilere aittir o yıllarda.

Ortaokul dönemi geldiğinde babası Kasım Bey, Hacer ile ablası Raziye’yi Lefkoşa’da öğretmen koleji sınavını kazanan ağabeyi Ali Korun’un yanına gönderir. 3 kardeşe bir ev tutarak orda okumalarını sağlar. Hacer, Viktorya Kız Lisesi’nde 2 yıl eğitim gördükten sonra öğretmen ağabeyi ile birlikte bu sefer Mağusa’ya gider. 1963’e gelindiğinde Rum saldırıları iyice artar. Rumlar, köylere saldırarak özellikle erkekleri esir almaya başlar. Baba Kasım Bey de bu olaylardan nasibini alır ve Rumlar tarafından esir alınır. Ancak yine de şanslıdır. Çünkü ölmeden kurtulmayı başarır.

Tüm bu karışıklıkların içinde 64-65 döneminde Mağusa Namık Kemal Lisesinden mezun olur Hacer Korun. Kendi tercihi doğrultusunda da İstanbul’da tıp okumaya gider. Tıp fakültesinde ablası Raziye ile aynı sınıfı paylaşır. Çünkü abla pasaport alamadığı için eğitimine 1 yıl geç başlar. Üniversitede 2 yıl ortama alışmak için çok zorlanır. Aile ile iletişim aylarca süren bir zaman dilimi almaktadır. Kıbrıs’a ancak tatillerde ve hava ulaşımı da olmadığı için Lazkiye üzerinden deniz ve karayolu ile gelmek mümkün oluyordu. Ancak geçen yıllar sonucunda İstanbul’u çok sever Hacer Korun ve sevmekten de vazgeçmez hiç.

Eğitimini tamamlayarak 1972’de adaya dönen Hacer Korun, Lefkoşa Genel Hastanesi’nde bir süre geçici daha sonra da ihtisasını tamamlayarak çocuk doktoru olarak 1975 yılına kadar çalışır.

14 Şubat 1976’da Hacer Korun , eşi Günay Çerkez’le evlenerek İngiltere’ye yerleşir. Ancak Kıbrıs’tan ayrılmak mesleğinden ayırmaz Hacer Hanım’ı orda da doktorluğa devam eder. Büyük kızı Dervişe 4 Ocak 1977’de doğar Çerkez ailesinin. İkinci kızları Meryem de 31 Temmuz 1981’de dünyaya gelince Hacer Hanım çok sevdiği mesleğini bırakarak çocuklarını büyütmeye karar verir.

Çocuklarıyla geçirdiği zaman içinde İngiltere’nin sosyal ve kültürel imkanlarından faydalanma şansına sahip olur. Bu arada oğlu Hasan 3 Ekim 1984’de aileye katılır. Çocuklarının dünyaya gelmesi en büyük mutluluktur Hacer Hanım için. Ancak Çerkez ailesi 3 çocuk sahibi olduktan sonra Kıbrıs’ı daha çok düşünmeye başlar. Özellikle memleket hasreti Hacer Hanım için dayanılmaz noktalardadır. Çünkü evlenirken, İngiltere’de sadece 3 yıl kalırım diye şart koşmuştu eşine.

1991 yılında Çerkez ailesi Kıbrıs’a kesin dönüş yapar ve Girne’ye yerleşir. İngiltere’de geçen hareketli bir yaşamın ardından Hacer Çerkez, kendine yeni bir sosyal hayat kurar. Mesleğinden ve kişiliğinden gelen çocuk sevgisi sonucu kendini SOS Çocuk Köyü çalışmalarının içinde bulur. Bu arada Özgürada Lions’un da kurucuları arasında yer alır. Ancak, Çocuk Köyü çalışmaları daha ağır basınca Hacer Hanım çocukları tercih eder.

SOS Çocuk Köyü, Kuzey Kıbrıs için önemli bir kurum. Merkezi Avusturya’da bulunan ve uluslararası bir kuruluş olan SOS Kınderdorf Internatıonal’a bağlı. Anaokulu, çocuk köyü ve gençlik evlerinden oluşan kuruluş, 1996 yılında Sağlık Bakanlığı ile imzalanan protokol gereğince, korunmaya muhtaç bütün çocukları bünyesine almış.

Kuzey Kıbrıs’ta 1993 yılında faaliyete geçen SOS Çocuk Köyü, 70 kimsesiz çocuğu barındırıyor. Devletle işbirliği çerçevesinde Kuzey Kıbrıs’taki yardıma muhtaç çocukları bir çatı altında barındıran SOS, bugün kapasitesini doldurmuş durumda. Aynı zamanda dışa da açık olan anaokulunda hem köyün çocukları hem de belli bir ücret karşılığı 2-5 yaş arası çocuklar eğitim görmekte.

Özel yetiştirilmiş öğretmenler ve psikolog gözetiminde eğitim veren anaokulunun hedefleri çocukların zihinsel, fiziksel, duygusal ve sosyal gelişimlerine katkıda bulunmak. Hacer Hanım’ın gözetim ve denetiminde yürütülen çalışmalarda bayanların yoğun ağırlığını görüyoruz. Küçük bebeklerin annelerine olan özleminin en aza indirgenmesi çabasıyla................

Çocukları guruplandırarak bir anne gözetiminde barındıran köy, spor sahalarından tiyatro alanına kadar çeşitli imkanlara sahip. Evin, anne gözetiminde süren yaşamında çocukların bir aile birliği içinde olmaları hedeflenmiş. Hayırseverlerin yardımları ve katkılarıyla ayakta duran köyde genç kız ve erkeklere destek olmak amacıyla SOS Gençlik Evleri de açılmış. Eğitimlerini tamamlayarak hayata hazırlanmalarına kadar geçecek sürede gençleri yetiştirmeyi hedefliyor. Yani onları hayata hazırlıyor.

SOS Çocuk Köyü Koordinatör Yardımcılığı görevini yürüten Hacer Çerkez, günün büyük bölümünü köyde geçiriyor. Köye katkı sağlayacak kermes ve çay gibi sosyal etkinlikleri de kendilerinin programladıklarını söyleyen Hacer Hanım, bu köylerin yaşaması için yardımseverlerin katkısına ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor ve kamuoyunun bu konuda daha hassas olması konusunda çağrıda bulunuyor. Çok sevdiği kitap okuma alışkanlığında bile çocuklarla ilgili kitapları tercih eden Hacer Hanım’ın yaşamı çocuklar üstüne hep. Hacer Hanım, köydeki çocuklardan arta kalan zamanlarında eviyle ilgileniyor. Geniş bahçeli evinin herşeyinden sorumlu olan Hacer Hanım, çiçek , meyve ve sebze yetiştirmeyi çok seviyor. Evinin bütün ihtiyacını bahçesinden karşılayan Hacer Hanım, bahçede gezerken huzur buluyor.

Çok çocuklu bir aileden gelen Hacer Hanım, şimdilerde de kendine çocuklarla dolu bir dünya kurmuş. Dünyanın en temiz varlıklarıyla daha güzel bir dünya umudunu taşıyarak..................

 

Ana Sayfa