Gülsen Bozkurt

Kıbrıs Türk kadınına politika kapısını açanlardan biridir Gülsen Bozkurt. Henüz genç bir doktorken ve hiç aklında yokken içinde bulunduğu politika yönlendirmiş yaşamını. 28 Eylül 1950 yılında 4 çocuklu Dolmacı ailesinin en büyük çocuğu olarak Lapta’da dünyaya gelmiş Gülsen Dolmacı. 2 kız 2 erkekten oluşan kardeşler her dönemde düşkün olmuşlar birbirlerine. Sessiz sakin ve uslu olan Gülsen ilkokul yıllarında oldukça çalışkan bir öğrenci portresi çizer. ‘Çalışkan ama herhalde kendi içinde hırsları olan bir öğrenciydim’ diye kendini tanımlayan Gülsen Bozkurt, çevresiyle ilişkilerinin hep iyi olduğunu ifade ediyor. Tarımla uğraşan baba Halil Dolmacı ve anne ev hanımı Ayşe Hanım’ın ilk gözağrısı Gülsen ilk eğitimini Lapta ilkokulunda tamamlar. Okul döneminden aklında kalan hoş anılardan biri de beden eğitimi dersi ile arasının hiç iyi olmadığı. Hala daha sporla ilgisi olmadığını söyleyen Gülsen Hanım, bunun eksikliğini vurgulamadan geçemiyor. Girne Anafartalar Lisesi’nde başladığı orta eğitimini Lefkoşa Türk Kız Lisesi’nde devam ettiren Gülsen, 1968 yılında mezun olur. Her yaşta okumaya çok eğilimli olan Gülsen, ailesi tarafından sürekli teşvik edilmiş. Kardeşler ve yeğenler arasında, okuma konusunda hep bir yarış yaşayan Dolmacı ailesi çocuklarından olan Gülsen, öğrencilik yıllarında hep çalışkanlığı ve aktifliği ile öne çıkmış.

Kıbrıs’ta yaşanan 60’lı yıllar, o dönemin çocukları için hep zor yıllar olarak anılır. Adanın genelinde yaşanan çatışmalardan nasibini alan Dolmacı ailesi de göçmen olur. Lefkoşa’da yaşayan amcalarının yanına sığınan bütün aile uzun süren bir misafirlik dönemi yaşar. Ama kötü günler Gülsen ve kardeşlerinin okumasına engel değil aksine itici güç olur. Gülsen, savaş yılları çocuklarının daha azimli ve çalışkan olduklarının en güzel örneklerinden biridir aslında. Kazanımların kolay olmadığını en gerçek şekilde yaşayan ve bunun değerini bilen çocuklardan.

Liseyi tamamladığında tıp eğitimi almaya karar verir Gülsen ve zorlu sınavları geçerek Ankara Tıp fakültesine girer. Ama aklı Kıbrıs’ta kalan ailesindedir. Karışık ve zorlu yıllar Kıbrıs halkı için zor dönemlerdir. Gülsen’in hedefi biran önce eğitimini tamamlayarak ülkesine dönmektir.

Cilt doktoru olurum düşüncesi ile başladığı eğitiminde daha sonraları çocuğa yönelir Gülsen Dolmacı. Bu arada hayatında yeni heyecanlar da yaşamaya başlar Gülsen Dolmacı. Öğrencilik hayatının akışı içinde ilerde eşi olacak mühendislik öğrencisi Özkan Bozkurt ile tanışır. Bu arkadaşlık yıllar sonra mutlu bir birlikteliğe dönüşecektir aslında. 1974 Temmuz’u Kıbrıs için kurtuluşu getirirken Gülsen Dolmacı için de mezuniyeti getirir. Annesi ve teyzesi ile birlikte mezuniyet için Ankara’da olan Gülsen, 1974 Barış Harekatı’nı Ankara’da yaşar. Ankara’da mahsur kalan Dolmacı ailesi, Ağustos ayında buldukları ilk şileple Ada’ya döner.

Ada’ya döner dönmez çalışmaya başlayan Gülsen Dolmacı, bu arada Özkan Bozkurt’la evlilik kararı alır. Ailelerin de onayını aldıktan sonra genç çift 16 Ağustos 1975’de evlenir.

Genç bir doktor olan Gülsen Bozkurt, kendine çalışma alanı olarak çocuk hematolojisini seçmiştir. Akdeniz ülkelerinde ve özellikle de Kıbrıs’ta çok yaygın olan Akdeniz anemisi yani talasemianın boyutlarını görmek Gülsen Bozkurt’u bu alana yöneltir. Çalışmalarını bu yönde sürdürürken 10 Temmuz 1976’da kızı Umut doğar. Hem annelik hem doktorluk oldukça zor gitmektedir aslında. Bu arada ihtisas için yaptığı başvuru kabul edilir ve Gülsen Hanım’a Ankara yolu görünür.

Eşi Özkan Bey, tüm zorluklara karşın eşine destek olarak onu Ankara’ya yolcu eder. 4 yıllık ihtisasın 2’sini Ankara’da ailesinden uzak ve kısıtlı maddi imkanlarla geçiren Gülsen Hanım, ihtisasını tamamlamayı başarır. Bu dönemde ikinci çocuğu oğlu Doğuş, 19 mayıs 1981’de dünyaya gelir. Çocuklarını dünyaya getirmekten çok mutlu olan Gülsen Hanım, bu yoğunluk içerisinde onların büyümelerini takip edemez gerçekte. Tüm yük eşi Özkan Bey’dedir. Çocukları doğurmak Gülsen Hanım’a büyütmek de Özkan Bey’e kalmıştır. Bir çok erkekte görülmeyen bir fedakarlıkla bu görevini eksiksiz yerine getirir Özkan Bozkurt.

Kıbrıs’a döndüğünde Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde güçlü bir ekiple birlikte Thalassemia Merkezi’nin kurulmasına katkı koyar ve sorumlu doktor olarak çalışmaya başlar. 1984-1993 yıllarını kapsayan bu dönemde Gülsen Hanım kendini tamamen işine verir. Kuzey Kıbrıs’taki anemik doğumları kontrol altına alarak, topluma daha sağlıklı bir yapı kazandırmak amacı da büyük ölçüde hedefine ulaşır. Bu arada Gülsen Hanım, thalasemia, lösemi ve moleküler biyoloji üzerine gerçekleştirdiği üst ihtisasını da tamamlayarak, çeşitli projeler üretmeye başlamıştır. Talasemia konusunda yapılan uluslararası konferanslara katılarak çeşitli bildiriler ve tebliğler sunan Gülsen Bozkurt, 1993 yılına kadar zamanının çoğunu bu merkezde geçirir.

Kendini tamamen işine verip, çocuklarıyla bile yeterince ilgilenemediği bu dönemde, sürpriz bir şekilde politika ile tanışır. Kuzey Kıbrıs’ın Sosyal Demokrat partisi Toplumcu Kurtuluş Partisi’nin bir dönem başkanlığını da yürüten kayınbiraderi İsmail Bozkurt, 1993 seçimlerinde partinin kadın kotasından seçime girmesini önerir. Önceleri pek sıcak bakmasa da ısrarlar sonucu nasıl olsa kazanamam diye seçimlere girmeye karar verir. Ama sonuç öyle olmaz. Gülsen Hanım, ummadığı ve çok da hevesli olmadığı halde politikadadır artık. Milletvekili olarak meclisteki yerini alır. Milletvekilliği döneminin en belirgin çalışmalarından biri yıllarca toplumun problemli bir yanı olan aile yasası konusunda yaptığı çalışmadır. Ulusal Birlik Partisi milletvekili Ruhsan Tuğyan ve demokrat Parti milletvekili Onur Borman’la birlikte yoğun temaslar sonucunda topluma çağdaş bir aile yasası kazandırırlar. İlk milletvekilliği döneminin ardından politikaya iyice ısınan Gülsen Bozkurt, 1998 seçimlerinde yine partisiyle birlikte seçime katılır. 1999 yılı Gülsen Hanım’a ikinci dönem milletvekilliği ile birlikte 2001 Haziran’ına kadar da sürecek 29 aylık bir bakanlık dönemi getirir.

1998 seçimleri sonucunda Ulusal Birlik Partisi ile birlikte koalisyon ortağı olan Toplumcu Kurtuluş Partisi’dir. Yeni kabinedeki tek kadın bakan olan Gülsen Hanım, ilk kadın bakanımız Onur Borman’ın ardından ikinci kadın bakan olur. Kadının politikadaki temsiliyetini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışan Gülsen Bozkurt, politikayı tercih edecek kadınların ailelerinin pek çok fedakarlığa katlanması gerektiğini vurguluyor. 1999 yılında devraldığı Sağlık ve Çevre Bakanlığı görevinde pek çok hedefler koymuş Gülsen Hanım. Sağlıktan geliyor olması, konulara daha hassasiyetle ve bilinçli yaklaşımını sağlamış. Sağlık Master Planı çalışmalarını başlatarak dönemin Türkiye Sağlık Bakanı ile Sağlık Protokolü imzalayan Gülsen Bozkurt, çeşitli çalışmalara imza atmış.

Gülsen Bozkurt, Lefkoşa Hastane’sinde eksikliği yaşanan MR ve tomografi gibi çeşitli ve önemli cihazların alımına katkı koyarken Diabet Merkezi’nin çalışmalarını da başlatır. Bu dönemde herkes için çok önemli olan acil servis yenilenirken, kanser merkezi tamamlanıyordu. Bütçeye konan 750 milyarlık ödenek ile başlangıcı yapılan tıp fakültesinin temeli de bu dönemde atılırken, personel yetiştirilmesine de önem veriliyor ve hizmetiçi eğitimler artırılıyordu. Çevre Bakanlığı bünyesinde Lefkoşa Hastanesi karşısındaki Cumhuriyet Parkı’nı ağaçlandırarak kente yeni bir park kazandıran Gülsen Bozkurt, özellikle sağlık alanında yapılacak işlerin asla bitmeyeceğini vurguluyor. İnsan ve toplum sağlığının herzaman en önde tutulması ve gerekli yatırımın yapılmasından yana olan Gülsen Hanım, her dönemde amacının topluma hizmet olduğunu ifade ediyor.

Bir kadın politikacı olarak Gülsen Bozkurt, partisini ve ülkesini çeşitli uluslararası çalışmalarda temsil eder. Avrupa’da yapılan çeşitli kadın konferanslarında Kuzey Kıbrıs bayrağının dalgalanmasını sağlar. Namibya’da ve Kuzey Afrika’da yapılan toplantılara da meclis heyetiyle katılarak Kıbrıs konusunda temaslarda bulunur. Gülsen Hanım, yurt dışı temaslarda olduğu kadar yurtiçi çalışmalarda da aktif olur. Meclis çalışmalarındaki aktiviteleri ile kadınların politikada da başarılı olunabileceğini kanıtlayan Gülsen Hanım, Kıbrıs Türk kadını için güzel bir örnek teşkil eder.

Koalisyon ortaklığının bozulduğu 2001 Haziran’ından buyana mecliste partisini ve kadınları temsil eden Gülsen Hanım, şimdilerde mesleği olan doktorluğu da sürdürüyor. Kuzey Kıbrıs’taki tek çocuk hematoloğu olan Gülsen Bozkurt, çocuklara da büyükler kadar zaman ayırıyor artık. Meclisten arta kalan zamanlarında laboratuvarında vakit geçirmeyi çok seven Gülsen Hanım, bilimsel çalışmalarının ilk ürününü 1999 yılında Thalasemia Sendromları isimli kitapta toplayarak bilime kazandırmış.

Bu alanda Türkiye ve Kıbrıs’ta yazılan ilk kitap özelliğini taşıyan Thalasemia Sendromları kitabı, önemli bir kaynak. Kitap çalışmalarının devam edeceğini söyleyen Gülsen Hanım, şimdilerde 2002 Nisan’ında Kuzey Kıbrıs’ta yapılacak ‘Talasemi Yaz Okulu’ isimli uluslararası bir konferansın yoğun çalışmaları içerisinde.

Toplumsal ve bilimsel çalışmalarla dolu bir yaşam örneği sunan Gülsen Bozkurt, her ne kadar mutfağa da giriyorsa bildiğimiz kadın modelini çizmemiş hayatının hiç bir döneminde. Çok zor yakalayabildiği boş zamanlarında evi, çocukları ve hayvanları ile ilgilenmeyi çok seven Gülsen Hanım, hem kendi ailesine hem de eşinin ailesine düşkünlüğü ile sıcak bir kadın örneği de veriyor. Annesinin organizesi ile yenen aile yemekleri ise en keyif aldığı olayların başında geliyor.

Dolu dolu yaşanan politika ağırlıklı hayatın içinde insanlık adına bir şeyler üretmek çabasında olan Gülsen Hanım, kadınların da her alanda, en üst noktada varolabileceğinin en gerçek örneği.......

 

Ana Sayfa