Emel Samioğlu

Geçmişin kültürel değerlerinin günümüzde yaşatılmasını amaç edinmiş, geçmişle bugünü yaşayan bir sanatçı, Emel Samioğlu. Sıcak renklerle, imler ve dokular arasında yaşanan bu süreç izleyenleri farklı bir dünyaya taşıyor. 1946 yılında Balalan köyünde dünyaya gözlerini açan küçük Emel, 3 kardeşin en büyüğü. Annesi ev hanımı Raziye Hanım ile babası gümrük memuru Kemal Denizer, aslen Limasollu. Karpaz’da yaşayan anneannesinin yanında doğan Emel için Karpaz gelecekte de çok büyük önem taşıyarak sanatına yön verecektir. Aslen Girit göçmeni olan anneanne Emel’in hayatında önemli bir yer tutar. Girit’in Yunanlılara geçmesi ile Kıbrıs’a göç eden Emel’in büyükdedesi, kendine yaşam alanı olarak Karpaz’ı seçer. Yine Girit göçmeni olan bir kızı da kendine eş olarak seçmesi ile Kıbrıs yeni vatanları olur. Denizer, ailesinin 3 çocuğu arasında en hareketlisidir Emel. Bir saniye bile yerinde duramayan ve güzel sanatlara olan eğilimi ile hemen farkedilir. Limasol’daki Sedat Simavi İlkokulunda ilk eğitimine başlayan Emel, resme olan ilgisi ile hemen dikkat çeker. Renkli kalemlerle yaptığı resimlerle hayat bulur Emel. En keyif aldığı olaylardan biri de arkadaşlarının portrelerini çizmektir. Resimle birlikte müzik de yer alır Emel’in hayatında. O yıllarda özel hocadan müzik dersi alan birkaç çocuktan biridir.

Anne Raziye Hanım ile baba Kemal Bey, kızlarının resme olan tutkusunu kırmazlar hiç. Babası ile dükkan dükkan gezerek boyalar seçtiklerini unutmaz Emel. Aslında yeteneklerini güzel el işleri yapan annesi ile boş zamanlarında ahşap oymacılığı yapan babasından almıştır.

Ailenin güzel sanatlara yatkınlığı Emel’de en güzel şekliyle ortaya çıkar. 10 yaşına geldiğinde baba Kemal Bey, Emel’e ilk resim sehpasını yapar. Bu olay Emel’i çok mutlu eder. Ama Emel’i mutlu eden başka olaylar da vardır. Her tatil fırsatında soluğu Karpaz’da anneannesinin yanında alan Emel, Karpaz’dan çok etkilenir. Balalan köyündeki imece usulü yaşam ve kadınların tütün tarlalarında geçen hayatları çok etkileyicidir. Kadının anneliği, üretimi ve yaşam çabası farklıdır Karpaz’da.

İlkokulun ardından 19 Mayıs Ortaokuluna devam eden Emel’in resim yeteneği babasını bir arayışa yöneltir. Ortaokuldaki resim hocası, günümüz ressamlarından İnci Kansu, Emel’deki yeteneği farkederek onu teşvik eder. Baba Kemal Bey, kızının resim eğitimi alması gerektiğine inanır ve ortaokulun ardından Lefkoşa’daki Kız Meslek Lisesi’nde yatılı okumasına karar verir. Aslında Kemal Bey, Kız Meslek Lisesi eğitimi ile kızına hem resim eğitimi aldırmayı hem de onu kız-erkek karma bir liseden uzak tutmayı hedefler. Çünkü erkek egemen bir ailede büyüyen kızının karma bir okulda okuması ona göre sakıncalar taşımaktadır. Resim eğitimi görecek olan Emel, buna hiç itiraz etmez ve yatılı olarak yeni okuluna başlar. Kız Meslek Lisesi’ndeki eğitimi gelecek için bir basamak olur Emel’e.

Birincilikle bitirdiği okulunun ardından 1963 yılında, Ankara Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu’na gider Emel Denizer. Sadece kızların kabul edildiği bir okul olması baba Kemal Bey için de çok önemli bir unsurdur. Otoriter ve katı tutumuna karşın kızının okuması için onu Ankara’ya göndermeye razı olur.

Kıbrıs’ın en kötü dönemlerinden birirnin yaşandığı, Türk-Rum çatışmalarının doruk noktasına ulaştığı karışık günlerde Emel Denizer, ailesini geride bırakarak Ankara’ya gider. Sanatla ve tarihle dolu okulu Emel için bulunmaz fırsattır.

Öğrencilerini en doğru şekilde yetiştiren ve yönlendiren hocaları sayesinde Ankara’nın kültürle yoğrulmuş ortamında keyifli bir öğrencilik geçirir Emel Denizer. Sinema, tiyatro, opera ve daha nice kültürel etkinliği kaçırmadan okuluna devam eder Emel. Ancak Kıbrıs’taki karışık ortam Emel’in ailesinden aylarca haber almasını engeller. Bu arada Türkiye’de bulunan Kıbrıslı öğrenciler Kıbrıs’a dönmek için örgütlenmeye başlar. Kıbrıs’taki savaş ortamına kendilerini hazırlayan erkek öğrencilerin yanında kızlar da ilk yardım ve paraşüt kurslarına tabi tutularak Kıbrıs için hazırlanırlar. Gergin bir ortamda yaşanan bu hazırlıklar sonucu erkek öğrenciler Kıbrıs’a gönderilir. Geride kalan kızlar Kıbrıs’taki savaş ortamını gergin ve huzursuz bir bekleyişle izlerler. Ailesi ile kesilen haberleşmesinin tekrar kurulması ile Emel Denizer, eğitimine devam eder. 1967 yılında okulunu tamamlayan Emel Hanım, hocalarının asistanlık teklifine karşın bu cazip teklifi reddederek ülkesine Kıbrıs’a döner.

Kıbrıs’a döndükten sonra öğretmenlik yaşamı başlar Emel Denizer’in. İlk olarak Limasol 19 Mayıs Lisesi’ne atanır. Öğrenciliğin ardından gelen öğretmenlik yeni bir yaşam biçimidir Emel Hanım için. Öğrencilerine, yaşamlarının başlangıcında yeni bir vizyon vermek, hayata ve objelere farklı bir gözle bakmayı öğretmek Emel Hanım için yeni hedeftir artık. Öğretmenliği ile birlikte sanat çalışmaları da başlar Emel Denizer’in. İngiltere’ye gerçekleştirdiği kısa seyahatte bile müzelerle, resim atölyelerini gezerek çeşitli çalışmalar yapar.

Öğretmenliğinin ikinci yılında hayatında değişiklikler olur Emel Hanım’ın. Aynı okulda öğretmenlik yaptığı Ata Samioğlu, girer hayatına. Kısa bir arkadaşlık döneminin ardından ailelerin de onayı alınarak 1969 yılında evlenirler. Evliliğinin ilk yılında 1970’de büyük oğlu Özge doğar, 1978’de de küçük oğlu Özgü. Yeni bir ortamdadır artık Emel Hanım. Ancak sanata ve resme olan tutkusu dizginlenemez. Yoğun iş ve ev hayatına rağmen sanat çalışmaları sürer.

Özellikle dışa açılma ve dış dünyadaki gelişmeleri izleme Emel Hanım için çok cezbedicidir. Öğretmenlik yılları boyunca katıldığı yurt dışı gezilerinde sergileri, müzeleri gezerek, çeşitli etüdlere katılır Emel Samioğlu.

21 yıl süren öğretmenlik yaşamında 19 Mayıs Lisesi’nin ardından Lefkoşa Kız Lisesi ve 20 Temmuz Lisesi’nde resim ve sanat tarihi öğretmenliği yapan Emel Hanım, takvimler 1987’yi gösterdiğinde artık resimden uzak kalamayacağını anlar. Yıllarca sürdürdüğü öğretmenlikten resim için ayrılmaya kesin karar verir ve emekli olur.

Emeklilikle birlikte, sanatla dolu bir yaşam başlar Emel Samioğlu için. Yıllardır hayalini kurduğu kendi atölyesini kurar hemen. Ancak öğrencilerini peşini bırakmaz Emel Samioğlu’nun. Dıştan gelen talepler üzerine 6-10 yaş arası öğrenciler yetiştirmeye başlar. Küçük fırçalar resim sergileri de minik öğrencilerinin eserleri sonucu oluşur. Çocuklar yanında yetişkinler için de resim kursları düzenleyen Emel Hanım, amatör sergilerin de mimarı olur. Amatör fırçalarla yeni bir dünya yaratır.

Atölyesinde geçirdiği saatler bir yaşam biçimi yaratır Emel Hanım için. Her resimde yeniden doğar. Kıbrıs’ın geçmişe dayalı yoğun efsane ve görüntüleriyle dolu yaşamında, her gün yeni yolculuklara doğru yol alır. Her resimde yeniden kendini ve geçmişini bulur. Yakın geçmişte yaşananları kendi özümsedikleri ile harmanlayarak bugüne ulaştırır. Emekliliğinin ardından 1987’de hayat verdiği birinci kişisel sergisinde eğitim ve öğrenci ilişkilerine dayalı insan ağırlıklı figür çözümlerine ve Karpaz yöresinin doğası ile dinamik yaşam yapısını yansıtır Emel Samioğlu. Doğa ve insan sevgisi serginin çıkış noktasını oluşturur.

Yaşamı boyunca etkisi altında kaldığı Kıbrıs adasının geçmişe dayalı görüntüleri ile Karpaz bölgesinin inanılmaz doğa yapısı sanat çizgisini oluşturmada bir rehberdir Emel Hanım için. Çok sevdiği anneannesi ile birlikte geçmişten bugüne uzanan, yaşanmışlığı simgeleyen her obje, Emel Samioğlu için bir malzemedir. Somutla soyutu birleştirerek yola çıkan Emel Hanım, Kıbrıs sanat camiasında ses getirecek, farklı bir çalışmaya da imza atar. İkinci kişisel sergisinde Karpaz yaşamını yansıttığı sandalyelerle geçmişten günümüze bir köprü kurar. Her ne kadar emekliliğin ardından geldiği için rahatlığın simgesi olarak yorumlandıysa da, aslında Emel Hanım için kaybetttiklerinin izlerini yansıtan bir sergi oldu. Unutulmaya yüz tutmuş değerler Emel Hanım için hayatın ta kendisi. Bu yüzden hep geçmişle geleceği birlikte sorgulamış. İlginç bir sergi olan sandalayeler sergi, Emel Hanım’a 1992 yılı Türk Bankası Yılın Sanatçısı ünvanını kazandırır. Sandalyelerin ardından açtığı Karpaz örtüleri sergisi de bir doğa harikası olan Karpaz’dan ne kadar etkilendiğinin kanıtı olur.

Kendi stilini kısa sürede yakalayan Emel Samioğlu’nun yurtdışındaki meslektaşları tafaından farkedilmesi de çok uzun sürmez. Kendine özgü yorumlarıyla, yıllar içerisinde başta Türkiye’de İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere Belçika ve Almanya’da çeşitli sergilere katılmış. Her dönemde farklı bakış açıları yakalayan Emel Samioğlu, ünlü ressam Abidin Dino’dan da etkilenir. 1994 yılından itibaren mikro cerrahinin insan bedeni üzerindeki ince detaylarla çalışması etkilemiş sanatçıyı ve Abidin Dino’nun parçalanmış el ve ayak resimleri...

Emel Samioğlu, sanatçı olarak yapıt ile izleyen arasında sessiz soru ve cevaplarla bir diyalog kurulması halinde sanatçının kendine özgü üslubunun oluştuğunu ifade ediyor. Sanatını icra ederken hep eski ile yeniyi sorgulayan Emel Hanım’ın çalışmalarında geçmişten izler taşıyan motifler dikkat çekiyor.

Tam bir doğa tutkunu olan Emel Hanım, 1993 yılında HP Galerinin sahibi Rezzan Nevzat’ın yönlendirmesi ile Geçitköy göletinde bir workshop çalışmasına katılır. Bu çalışmanın ardından düzenledikleri serginin sonunda yine Rezzan Hanım ile birlikte bu çalışmalarını seramiğe aktarırlar. Bir ilk olması bakımından önem taşıyan bu çalışma basında da çok ilgi görür.

Yıllar içerisinde geliştirdiği sanatıyla olgunluk dönemine geçiş yapan Emel Hanım’ın son dönem çalışmalarında idolleri görüyoruz. Sanat tarihçisi ve ressam Desmond Morris’in çalışmalarından etkilenen Emel Samioğlu, zengin kültür mirası olan Kıbrıs’ın zenginliği ve özgünlüğünü bugüne taşır. Sanatçı önce Anadolu, ardından da Kıbrıs’ta neolitik dönemde görülen anaerkil toplumun doğurganlık, kuvvet ve kutsallık sembolü olan Ana Tanrıça temasını yansıtır resimlerinde. Primitif yaklaşımın görüldüğü resimlerdeki tanrıçaların, zamanla gruplar halinde ifade edeilmesi, leke ve sıcak renklerle kurduğu birliktelik, karanlıktan ışığa, geçmişten bugüne yönelen yumuşak bir geçiş...

Emel Samioğlu’nu birçok karma sergiye imza atarken görsek de, kişisel sergilerin sayıca azlığı hemen dikkat çeker. En büyük sıkıntısının zaman yetersizliği olduğunu vurgulayan Emel Hanım, yoğun çalışmaları arasında özel sergilere vakit ayıramamaktan şikayetçi. Yurt dışı çalışmalararına her zaman daha çok ağırlık veren sanatçı, dışa açılmanın kendisi için önemli olduğunu vurguluyor. Uluslararası alanda ülkesini tanıtıcı çalışmalarda bulunan sanatçı, yurtdışında katıldığı çeşitli atölye çalışmaları ile de kendini sürekli geliştirmeye çalışıyor.

Ender zamanlarda yaratabildiği boş vakitlerinde ailesi ile zaman geçirmeyi tercih eden Emel Hanım, doğa ile haşır neşir olabileceği yürüyüşler yapmayı çok seviyor.

Ancak pikniklere bile fırçalarıyla gitmeyi tercih eden Emel Samioğlu için vazgeçilmez sporlardan biri de yüzme. Yazın beni her an denizde görebilirsiniz diyen sanatçı, adalı olmanın keyfine varıyor....

Renkler, objeler ve dokular....Geçmişin gizeminin bugünde yaşaması ve hayat. Tüm bunları Emel Samioğlu’nun o inanılmaz güzel resim serüveninde görebiliriz. O her an kendini aşmaya hazır, sürekli bir devinim yaşayan ve her an yeni bir yolculuğa çıkmaya hazır durumda. Toplumsal ve kültürel değerlerimizin en yaratıcı temsilcilerinden olan Emel Hanım, geçmişten geleceğe uzanan bir değer.....

 

Ana Sayfa